Öğrenci affı?
Öğrenci affına yönelik yasal düzenleme bayram sonrasında TBMM gündemine gelebilirmiş. Çerçevesi henüz çok net değil. Umarız bu kez getirilecek af, öğrencileri yeniden sistem dışına iten değil, onları ülkeye kazandıran bir çerçeveye oturtulur.
Görünen o ki, üniversitelerden farklı gerekçelerle kopan öğrenci sayısı bir hayli fazla.
Yine biliyoruz ki afla gelen öğrencilere üniversiteler çok sıcak bakmıyor ve çok önemli bir bölümü kısa bir süre sonra yeniden atılma durumuyla yüz yüze geliyor.
Bu noktada tüm suçu öğrencilere yüklemek ne kadar doğru?
Olaya bu yönüyle bakılmalı ve atılanların öğrenciliklerini mezuniyete kadar devam ettirebilmeleri için kaliteden taviz vermeden farklı çıkış yolları aranmalıdır.
Örneğin pek çok ülkede olduğu gibi yeniden YGS’ye girmeden farklı üniversiteler ya da bölümlere geçişin önü açılabilir.
Öğrenci affı ile seçimler arasında derin bir korelasyon söz konusu. Af konuşuluyorsa yakın bir gelecekte ya seçim var ya da seçim varsa af çıkıyor algısı hakim…
Bu arada 72 olan öğretim üyelerinin yaş haddinin artırılması seçeneği de masadaymış.
Elbette düşünülebilir ama karar onların tecrübelerinden yararlanmak için mi yoksa ucuz işi gücü oldukları için mi?
Bu arada doktorasını yapmış genç öğretim üyesi adayları kadro bulamazken bu kadroların beş yıl daha boşaltılmaması farklı tartışmaları da beraberinde getirebilir!…
Gelelim yeni af düzenlemesine.Şu ana gelen bilgilen çerçevesinin çok dar olduğu yönünde.
Peki aflar çare oluyor mu?Kesinlikle hayır.
Peki üniversiteden ilişiği kesilen her öğrenci tembel mi?Kesinlikle hayır.
Peki aflar öğrenciyi kazanmak için mi çıkartılıyor?Kesinlik hayır.
Peki başka ülkelerde öğrenci affı var mı?Kesinlikle hayır.
Peki üniversiteden atılmaya yönelik detaylar araştırılıp, önlemler alınıyor?Kesinlikle hayır…
Dana onlarca madde sıralayabiliriz ve hepsinin cevabı da aynı olur.
Peki bu konuda ne yapmak gerekir?
En son çıkan af öncesi “öylesine bir düzenleme yapacağız ki, bir daha aflara gerek kalmayacak” denilmişti ama yine klasik öğrenci affının ötesine geçilememişti.
Yani öğrencinin atılmasına neden olan koşullar zerre kadar değişmemişti.
Bu yüzden de başvuranların ve yeniden öğrenciliğe dönüp diploma alanların oranı yüzde 5’i bile bulmamıştı…
Bu yüzde eğer bir kez daha bu yönde bir düzenleme olacaksa, ince eleyip sık dokumak gerekir.
Her şeyden önce adı değiştirilmeli.
Suç işlemediler ki af edilsinler.
Kaldı ki ekstradan istenen ya da verilen direk sınıf geçme ya da mezuniyet değil sadece ve sadece sınavlara yeni bir giriş hakkı.
Başarılı olanlar eğitimlerine devam ediyor, olamayanlar yine atılıyor…
Pek çok ülkede bizdeki gibi katı kurallar yok.
Öğrenci kaydını yenilediği ve başarılı olduğu sürece öğrenimine devam edebiliyor.
Bizde de benzer esneklikler getirilebilir.
Örneğin aynı puanlı muadili olan farklı üniversitelere geçiş yapılabilir ya da uzaktan eğitime devam hakkı tanınabilir.
Çünkü içlerinde yoksulluk, hastalık gibi elde olmayan masum nedenlerle eğitimine ara vermek zorunda kalan çok öğrenci var!..
Okumayı engelleyen değil, yaşam boyu destekleyen yeni açılımlar getirmenin zamanı geldi de geçiyor!..
Umarız olaya boş kalan kontenjanların doldurulması, üniversitelere azalan talebin canlandırılması çer çerçevesinde bakılmaz!..
