We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Zerrin Saral yazdı: Çıktığımız Tepenin Ucundan Böyle Güzel Bakabilirdik Birbirimize

1 0 0
20.09.2021

2011’de Can Yayınlarından çıkan “Tepedeki Kadın” Berna Durmaz’ın okurla buluşan ilk öykü kitabı. Bir sorgulamanın varlık bulmasıyla başlayan öyküler, barındırdığı çok katmanlılıkla, okurla arasında sıkı bir bağ kurar. Durmaz’ın metinleri okuru dinamik tutarken diğer yandan hafızasını zorlar, yeni zamanlar yaratır. Metnin ritmi kendiliğinden oluşan bir düzlemde hareket ederken, kesinlik/belirsizlik birbirini tamamlayan unsurlar olarak karşımıza çıkar.

Konuyla anlam çoğu zaman birbirine sıkı sıkıya bağlı olsa da aynı şey değildir. Konu ancak sanatçının tutumuyla özüne ulaşır, öz sadece neyin nasıl sunulduğunu değil, nasıl bir ortamda, ne derecede toplumsal ve bireysel bir duyarlılıkla sunulduğunu da gösterir. Berna Durmaz’ın “Tepedeki Kadın” öyküleri geniş metaforların, ölüm, yaşam, varoluş, kadın(-lık), erkek(-lik) ekseninde pek çok kavramı karşıtlık ve ikilikler üzerinden ele alır. Varoluşsallık, Berna Durmaz öykülerinde yaşama dair tartışmaları taşımanın ötesinde, varlığın kendisini, varlığın temel özelliklerini, somutluktan ziyade soyut varlığa yöneltmeyi tercih etmiş/sağlamış öykülerdir. Çünkü Berna Durmaz sadece öykü yazmıyor. Bir öyküden fazlasını düşündüren metinleri; yazın bilimin, yaşamsal gerçekle edebiyat arasında kurulan ilişkisine örnek oluşturuyor.

Durmaz’ın öykülerinde Tepe varoluşsalı ve yaşamı kaplayan bir mekân. Tepe, uzakta kalmayı anlamlı kılan/kıldırandır. Tepe farkındalıktır. Kimi zaman okura imgesellikle hatta örtülü bir imgesellikle görünür. Her öyküde başkalıklarla yer alan Tepe, kimi zaman bir çatı, kimi zaman bir çukur da olabilir. Ama biz biliriz neye dönüşürse dönüşsün aynı nokta, aynı alan, aynı yerdir orası. Tepe…

Tepedeki Kadın, on iki öyküden oluşur.

Lokma kitabın ilk öyküsü ve ben kitabın lokomotif öyküsü olduğunu düşünüyorum. Öykü, karşılaştırma üzerinden kurgulanarak varlık bulur. (Avcı ile Avcının karısı.)

Karanlık gizleri ayaklandırmak değildi niyetim.” cümlesiyle başlar. Ve hemen ardından “Mankafa Hayri’yi doğramak gerekti doğradım.” cümlesi gelir, öykü bittiğinde kendini yeni baştan var eden, yine bu iki cümle olur.

Öykünün daha ilk sayfalarında sofra (kemik üzerinden) sahnesinde dilsel şölenin, görsele yükselişi dikkat çekicidir.

Kalkamadığıma göre yiyor görünmeliydim. Sofrada kalan son kemiğe uzattım elimi. Aynı anda karşımdaki zibidi de davranmış. Tepsinin üstünde çarpıştı ellerimiz. Hedefi şaşırmış şahin gibi geri gitti elim, toparlandı hemen. Gülle gibi çöktü sıyrık kemiğin üstüne. Karşımdaki öbür ucunu yakalayabilmiş nasılsa. Bir iki çektim, o da çekti. Ne ben bırakacak gibiyim ne o vazgeçecek gibi. Bir o önüne alıyor kemiği bir ben. Lanetin yağlı tarafı bana düşmüş, elimin altından kayıp duruyor. Kemiğin kırığından parmağımı geçirsem elim güçlenecek. Boşta kalan başparmağım habire aranıyor. Baktım onunki de titreşiyor boşlukta. Bir hamlede parmağına saldırıp tırnağımı etine geçirdim. Derisi meşinmiş mübareğin. Yıllardır kesemediğim bu tırnak, yumuşak ellinin birine girse jilet gibi yarıp atar. Bununkinden incecik bir kan yürüdü, öbür parmaklarının kıvrımında kayboldu. Elimin gücü yetmeyince gözümü devirip gözüne baktım. Bakıştan anlayan değilse kükreyecektim. O da olmadı, en son belimdeki sustalıya sarılacaktım muhakkak. Bakmam yetti. Elinin gevşemesiyle kemiği sıkıca kavradım. Yıkılıp gitti karşımdan. Ha şöyle. Elini eremeyeceği boka uzatmayacaksın. (Lokma, s.13-14)

Lokma, yazarın kurduğu çoklu anlatımla okuru yokladığı, daha da ileri gidip kuşkuya sürüklediği öykülerden.

Avcı, canavarın en irisini vurmuştur. Canavarın vurulması, toplumun sevinçle karşıladığı, yediği, yuttuğu, yok ettiğidir. Ama hazmı bir o kadar zordur. Anlatıcı Hayri’yi sustalıyla öldürür. Ben dünyada hiçbir şeyden korkmam, ne dağda, ne düzde diyen anlatıcı, niyetini ortaya koyduğunda, Halime’yi alıp uzaklaşır. Halime’yi haklayacaktır. Buna hakkı olduğunu, hissettirir. Ta ki, avcının karısı erkeklik organını koparıp Halime’nin ayağının dibine atana........

© Edebiyat Burada


Get it on Google Play