Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti |
rolex replica watches hosts the culture of dreams .
KANALDANOkuryazarYazanlar ArasındaSaklama KabıÇeviriYorumSesindenCanlı Yayın TekrarlarıVitrindekilerİlk KitapOkurun GözündenBir Yazar Bir KitapRadyo EdebiyatEdebiyat AkademiMisafirValizimdeki KitaplarBalkan Edebiyatı
Canlı Yayın Tekrarları
Haber BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 30. SAYI ÇIKTI KE Dergisinin 37. sayısı yayımlandı. Erdem Özgül ilk romanı Düşlerimizin Evi Burası okurla buluştu Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda Yelkensiz Şiir Dergisinin 43. Sayısı Yayımlandı Kabuklar ve Tüm Diğer Tuhaflıklar Plüton Tarafından Yayımlandı! GÜNHAN KUŞKANAT ROMAN ÖDÜLÜ SAHİBİNİ BULDU Varlık Dergisi Nisan 2026 sayısı çıktı! Buca’da Edebiyat Geleneği Ali Rıza Ertan Şiir Yarışması Başladı
BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 30. SAYI ÇIKTI
KE Dergisinin 37. sayısı yayımlandı.
Erdem Özgül ilk romanı Düşlerimizin Evi Burası okurla buluştu
Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda
Yelkensiz Şiir Dergisinin 43. Sayısı Yayımlandı
Kabuklar ve Tüm Diğer Tuhaflıklar Plüton Tarafından Yayımlandı!
GÜNHAN KUŞKANAT ROMAN ÖDÜLÜ SAHİBİNİ BULDU
Varlık Dergisi Nisan 2026 sayısı çıktı!
Buca’da Edebiyat Geleneği Ali Rıza Ertan Şiir Yarışması Başladı
Kitaplar Erdem Özgül ilk romanı Düşlerimizin Evi Burası okurla buluştu Ahmet Karadağ yazdı: Rüya-Öykü Kavramı ve Merve Koçak Kurt’un Öykü Evreni Ömer Turan yazdı: Köpek Kalbi’ne İnsan Tasarımı Metin Turan yazdı: Öykücülüğümüze Vuran Güçlü Esinti Zeynep Cur yazdı: Viking Çağı: Kuzey’in Fırtınalı Tarihi Yunus Alıcı yazdı: Derin Bir Ah’la Delinen Suskunluğun Anlatısı Ocean Vuong’un Son Kitabı Harfa Yayınları’ndan Çıktı Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine Elçin Sevgi Suçin yazdı: Söz Sandığım Üzerine Birkaç Söz
Erdem Özgül ilk romanı Düşlerimizin Evi Burası okurla buluştu
Ahmet Karadağ yazdı: Rüya-Öykü Kavramı ve Merve Koçak Kurt’un Öykü Evreni
Ömer Turan yazdı: Köpek Kalbi’ne İnsan Tasarımı
Metin Turan yazdı: Öykücülüğümüze Vuran Güçlü Esinti
Zeynep Cur yazdı: Viking Çağı: Kuzey’in Fırtınalı Tarihi
Yunus Alıcı yazdı: Derin Bir Ah’la Delinen Suskunluğun Anlatısı
Ocean Vuong’un Son Kitabı Harfa Yayınları’ndan Çıktı
Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine
Elçin Sevgi Suçin yazdı: Söz Sandığım Üzerine Birkaç Söz
Dergiler BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 30. SAYI ÇIKTI KE Dergisinin 37. sayısı yayımlandı. Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda Yelkensiz Şiir Dergisinin 43. Sayısı Yayımlandı Varlık Dergisi Nisan 2026 sayısı çıktı! ALTIYEDİ ŞİDDET TEMASINA ODAKLANDI Çığ dergisinin yeni sayısı çıktı Muhit Dergisinden Mustafa Kutlu’ya Vefa Selamı Maraşantiya dergisi 19 sayıya ulaştı.
BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 30. SAYI ÇIKTI
KE Dergisinin 37. sayısı yayımlandı.
Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda
Yelkensiz Şiir Dergisinin 43. Sayısı Yayımlandı
Varlık Dergisi Nisan 2026 sayısı çıktı!
ALTIYEDİ ŞİDDET TEMASINA ODAKLANDI
Çığ dergisinin yeni sayısı çıktı
Muhit Dergisinden Mustafa Kutlu’ya Vefa Selamı
Maraşantiya dergisi 19 sayıya ulaştı.
İnceleme Ahmet Karadağ yazdı: Rüya-Öykü Kavramı ve Merve Koçak Kurt’un Öykü Evreni Ömer Turan yazdı: Köpek Kalbi’ne İnsan Tasarımı Metin Turan yazdı: Öykücülüğümüze Vuran Güçlü Esinti Zeynep Cur yazdı: Viking Çağı: Kuzey’in Fırtınalı Tarihi Yunus Alıcı yazdı: Derin Bir Ah’la Delinen Suskunluğun Anlatısı Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine Elçin Sevgi Suçin yazdı: Söz Sandığım Üzerine Birkaç Söz Şeyma Subaşı yazdı: Sayfaları çevirirken dahil olmak istediğimiz o bahçe: Hoşça Kal Vardiyası Ahmet Günbaş yazdı: Pes Etmeyen Kadın’da Yer Alan Öyküler!
Ahmet Karadağ yazdı: Rüya-Öykü Kavramı ve Merve Koçak Kurt’un Öykü Evreni
Ömer Turan yazdı: Köpek Kalbi’ne İnsan Tasarımı
Metin Turan yazdı: Öykücülüğümüze Vuran Güçlü Esinti
Zeynep Cur yazdı: Viking Çağı: Kuzey’in Fırtınalı Tarihi
Yunus Alıcı yazdı: Derin Bir Ah’la Delinen Suskunluğun Anlatısı
Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine
Elçin Sevgi Suçin yazdı: Söz Sandığım Üzerine Birkaç Söz
Şeyma Subaşı yazdı: Sayfaları çevirirken dahil olmak istediğimiz o bahçe: Hoşça Kal Vardiyası
Ahmet Günbaş yazdı: Pes Etmeyen Kadın’da Yer Alan Öyküler!
Söyleşi Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti Zeliha Tamer Uçar ile Mahmut Yıldırım Söyleşti Buket Arbatlı ile Yunus Çinçin Söyleşti Mehmet Eroğlu ile Gamze Güller Söyleşti Nazlı Berivan Ak ile Merve Koçak Kurt Söyleşti Davut Yücel ile Zeynep Karaca Söyleşti NAGİHAN DOĞAN İLE KUSURSUZ GÜN ÜZERİNE SÖYLEŞİ Turhan Yıldırım ile Yunus Çinçin Söyleşti Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti
Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti
Zeliha Tamer Uçar ile Mahmut Yıldırım Söyleşti
Buket Arbatlı ile Yunus Çinçin Söyleşti
Mehmet Eroğlu ile Gamze Güller Söyleşti
Nazlı Berivan Ak ile Merve Koçak Kurt Söyleşti
Davut Yücel ile Zeynep Karaca Söyleşti
NAGİHAN DOĞAN İLE KUSURSUZ GÜN ÜZERİNE SÖYLEŞİ
Turhan Yıldırım ile Yunus Çinçin Söyleşti
Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti
Öykü Türkan Büyükköse yazdı: Ses Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı? Ebuzer Kalender yazdı: Köpekler Zamanı Hakan Kaya yazdı: Beklemek Ebuzer Kalender yazdı: Çarşamba’nın Suçu Yok Seydali Önal yazdı: Sımışka Serkan Türk yazdı: Gömlek Burak Uzun yazdı: BEN BİR OKURDUR Türkan Büyükköse yazdı: Asansör
Türkan Büyükköse yazdı: Ses
Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı?
Ebuzer Kalender yazdı: Köpekler Zamanı
Hakan Kaya yazdı: Beklemek
Ebuzer Kalender yazdı: Çarşamba’nın Suçu Yok
Seydali Önal yazdı: Sımışka
Serkan Türk yazdı: Gömlek
Burak Uzun yazdı: BEN BİR OKURDUR
Türkan Büyükköse yazdı: Asansör
Popüler Kültür Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti Ahmet Özbek yazdı: SİSTEMLE ÇATIŞAN SANAT Ertuğrul Aydın yazdı: Doris Lessing’in Hikâyelerinde Afrika Yazılı Kültürün Hafızasına Bir Belgesel Trabzon Kültür ve Edebiyat Buluşmaları’nın Yeni Konuğu: Uğur Biryol “Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü” yazar Yekta Kopan’a verildi Fırat Caner yazdı: İçtenlik Pozu Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi Bayram Tayyip Yaslıca yazdı: Bakış Talimi Üzerine Fırlak Bir Bakış TiyatroSinemaMüzik
Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti
Ahmet Özbek yazdı: SİSTEMLE ÇATIŞAN SANAT
Ertuğrul Aydın yazdı: Doris Lessing’in Hikâyelerinde Afrika
Yazılı Kültürün Hafızasına Bir Belgesel
Trabzon Kültür ve Edebiyat Buluşmaları’nın Yeni Konuğu: Uğur Biryol
“Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü” yazar Yekta Kopan’a verildi
Fırat Caner yazdı: İçtenlik Pozu
Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi
Bayram Tayyip Yaslıca yazdı: Bakış Talimi Üzerine Fırlak Bir Bakış
Çeviri Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur) Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar Turgut Say çevirdi: Benim İşim Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir Turgut Say çevirdi: Atlar Sergiu Beznițchi yazdı: Büyüklerimiz Kadriye Cesur çevirdi: BOJANA APOSTOLOVA’NIN ŞİİRİ BİR BAŞIMA VE TOPLUCA/ САМА И ОБЩА
Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur)
Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır
Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar
Turgut Say çevirdi: Benim İşim
Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin
Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir
Turgut Say çevirdi: Atlar
Sergiu Beznițchi yazdı: Büyüklerimiz
Kadriye Cesur çevirdi: BOJANA APOSTOLOVA’NIN ŞİİRİ BİR BAŞIMA VE TOPLUCA/ САМА И ОБЩА
Kültür SanatTümüMüzikSinemaTelevizyonTiyatro Ahmet Özbek yazdı: SİSTEMLE ÇATIŞAN SANAT Trabzon İşçi Filmleri Festivali 12–13–14 Aralık’ta Başlıyor 2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu! Bağ Bozumu İzleyici ile Buluştu Sadri Alışık Ödülleri 26. kez sahiplerini buldu Bihter bu kez tiyatro sahnesinde! İlyas Salman yıllar sonra başrolde: ’Oy’una Geldik’ 21 Şubat’ta vizyonda! Ertuğrul Aydın yazdı: İyi Saatlerde Olan Yazarın Beyazperdeye Düşen Gölgesi Harun Eytemis yazdı: Bir Halk Kahramanı Keşanlı Ali
Ahmet Özbek yazdı: SİSTEMLE ÇATIŞAN SANAT
Trabzon İşçi Filmleri Festivali 12–13–14 Aralık’ta Başlıyor
2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu!
Bağ Bozumu İzleyici ile Buluştu
Sadri Alışık Ödülleri 26. kez sahiplerini buldu
Bihter bu kez tiyatro sahnesinde!
İlyas Salman yıllar sonra başrolde: ’Oy’una Geldik’ 21 Şubat’ta vizyonda!
Ertuğrul Aydın yazdı: İyi Saatlerde Olan Yazarın Beyazperdeye Düşen Gölgesi
Harun Eytemis yazdı: Bir Halk Kahramanı Keşanlı Ali
AtlasTümüŞiir Fırat Caner yazdı: İçtenlik Pozu Ercan Yılmaz yazdı: Oscar Wilde ile Gülleri Seyretmek Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur) Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar Devrim Horlu ile Ümit Yaban Söyleşti Turgut Say çevirdi: Benim İşim Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir Şiir Atlası
Fırat Caner yazdı: İçtenlik Pozu
Ercan Yılmaz yazdı: Oscar Wilde ile Gülleri Seyretmek
Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur)
Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır
Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar
Devrim Horlu ile Ümit Yaban Söyleşti
Turgut Say çevirdi: Benim İşim
Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin
Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir
Haber BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 30. SAYI ÇIKTI KE Dergisinin 37. sayısı yayımlandı. Erdem Özgül ilk romanı Düşlerimizin Evi Burası okurla buluştu Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda Yelkensiz Şiir Dergisinin 43. Sayısı Yayımlandı Kabuklar ve Tüm Diğer Tuhaflıklar Plüton Tarafından Yayımlandı! GÜNHAN KUŞKANAT ROMAN ÖDÜLÜ SAHİBİNİ BULDU Varlık Dergisi Nisan 2026 sayısı çıktı! Buca’da Edebiyat Geleneği Ali Rıza Ertan Şiir Yarışması Başladı
BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 30. SAYI ÇIKTI
KE Dergisinin 37. sayısı yayımlandı.
Erdem Özgül ilk romanı Düşlerimizin Evi Burası okurla buluştu
Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda
Yelkensiz Şiir Dergisinin 43. Sayısı Yayımlandı
Kabuklar ve Tüm Diğer Tuhaflıklar Plüton Tarafından Yayımlandı!
GÜNHAN KUŞKANAT ROMAN ÖDÜLÜ SAHİBİNİ BULDU
Varlık Dergisi Nisan 2026 sayısı çıktı!
Buca’da Edebiyat Geleneği Ali Rıza Ertan Şiir Yarışması Başladı
Kitaplar Erdem Özgül ilk romanı Düşlerimizin Evi Burası okurla buluştu Ahmet Karadağ yazdı: Rüya-Öykü Kavramı ve Merve Koçak Kurt’un Öykü Evreni Ömer Turan yazdı: Köpek Kalbi’ne İnsan Tasarımı Metin Turan yazdı: Öykücülüğümüze Vuran Güçlü Esinti Zeynep Cur yazdı: Viking Çağı: Kuzey’in Fırtınalı Tarihi Yunus Alıcı yazdı: Derin Bir Ah’la Delinen Suskunluğun Anlatısı Ocean Vuong’un Son Kitabı Harfa Yayınları’ndan Çıktı Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine Elçin Sevgi Suçin yazdı: Söz Sandığım Üzerine Birkaç Söz
Erdem Özgül ilk romanı Düşlerimizin Evi Burası okurla buluştu
Ahmet Karadağ yazdı: Rüya-Öykü Kavramı ve Merve Koçak Kurt’un Öykü Evreni
Ömer Turan yazdı: Köpek Kalbi’ne İnsan Tasarımı
Metin Turan yazdı: Öykücülüğümüze Vuran Güçlü Esinti
Zeynep Cur yazdı: Viking Çağı: Kuzey’in Fırtınalı Tarihi
Yunus Alıcı yazdı: Derin Bir Ah’la Delinen Suskunluğun Anlatısı
Ocean Vuong’un Son Kitabı Harfa Yayınları’ndan Çıktı
Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine
Elçin Sevgi Suçin yazdı: Söz Sandığım Üzerine Birkaç Söz
Dergiler BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 30. SAYI ÇIKTI KE Dergisinin 37. sayısı yayımlandı. Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda Yelkensiz Şiir Dergisinin 43. Sayısı Yayımlandı Varlık Dergisi Nisan 2026 sayısı çıktı! ALTIYEDİ ŞİDDET TEMASINA ODAKLANDI Çığ dergisinin yeni sayısı çıktı Muhit Dergisinden Mustafa Kutlu’ya Vefa Selamı Maraşantiya dergisi 19 sayıya ulaştı.
BUZDOKUZ ŞİİR TEORİ ELEŞTİRİ DERGİSİ 30. SAYI ÇIKTI
KE Dergisinin 37. sayısı yayımlandı.
Muhit, Kemal Sayar Dosyasıyla Raflarda
Yelkensiz Şiir Dergisinin 43. Sayısı Yayımlandı
Varlık Dergisi Nisan 2026 sayısı çıktı!
ALTIYEDİ ŞİDDET TEMASINA ODAKLANDI
Çığ dergisinin yeni sayısı çıktı
Muhit Dergisinden Mustafa Kutlu’ya Vefa Selamı
Maraşantiya dergisi 19 sayıya ulaştı.
İnceleme Ahmet Karadağ yazdı: Rüya-Öykü Kavramı ve Merve Koçak Kurt’un Öykü Evreni Ömer Turan yazdı: Köpek Kalbi’ne İnsan Tasarımı Metin Turan yazdı: Öykücülüğümüze Vuran Güçlü Esinti Zeynep Cur yazdı: Viking Çağı: Kuzey’in Fırtınalı Tarihi Yunus Alıcı yazdı: Derin Bir Ah’la Delinen Suskunluğun Anlatısı Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine Elçin Sevgi Suçin yazdı: Söz Sandığım Üzerine Birkaç Söz Şeyma Subaşı yazdı: Sayfaları çevirirken dahil olmak istediğimiz o bahçe: Hoşça Kal Vardiyası Ahmet Günbaş yazdı: Pes Etmeyen Kadın’da Yer Alan Öyküler!
Ahmet Karadağ yazdı: Rüya-Öykü Kavramı ve Merve Koçak Kurt’un Öykü Evreni
Ömer Turan yazdı: Köpek Kalbi’ne İnsan Tasarımı
Metin Turan yazdı: Öykücülüğümüze Vuran Güçlü Esinti
Zeynep Cur yazdı: Viking Çağı: Kuzey’in Fırtınalı Tarihi
Yunus Alıcı yazdı: Derin Bir Ah’la Delinen Suskunluğun Anlatısı
Ömer Turan yazdı: Onur Şahin’in Kül Uykusu Üzerine
Elçin Sevgi Suçin yazdı: Söz Sandığım Üzerine Birkaç Söz
Şeyma Subaşı yazdı: Sayfaları çevirirken dahil olmak istediğimiz o bahçe: Hoşça Kal Vardiyası
Ahmet Günbaş yazdı: Pes Etmeyen Kadın’da Yer Alan Öyküler!
Söyleşi Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti Zeliha Tamer Uçar ile Mahmut Yıldırım Söyleşti Buket Arbatlı ile Yunus Çinçin Söyleşti Mehmet Eroğlu ile Gamze Güller Söyleşti Nazlı Berivan Ak ile Merve Koçak Kurt Söyleşti Davut Yücel ile Zeynep Karaca Söyleşti NAGİHAN DOĞAN İLE KUSURSUZ GÜN ÜZERİNE SÖYLEŞİ Turhan Yıldırım ile Yunus Çinçin Söyleşti Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti
Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti
Zeliha Tamer Uçar ile Mahmut Yıldırım Söyleşti
Buket Arbatlı ile Yunus Çinçin Söyleşti
Mehmet Eroğlu ile Gamze Güller Söyleşti
Nazlı Berivan Ak ile Merve Koçak Kurt Söyleşti
Davut Yücel ile Zeynep Karaca Söyleşti
NAGİHAN DOĞAN İLE KUSURSUZ GÜN ÜZERİNE SÖYLEŞİ
Turhan Yıldırım ile Yunus Çinçin Söyleşti
Ercan Yılmaz ile Kaan Bakan Söyleşti
Öykü Türkan Büyükköse yazdı: Ses Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı? Ebuzer Kalender yazdı: Köpekler Zamanı Hakan Kaya yazdı: Beklemek Ebuzer Kalender yazdı: Çarşamba’nın Suçu Yok Seydali Önal yazdı: Sımışka Serkan Türk yazdı: Gömlek Burak Uzun yazdı: BEN BİR OKURDUR Türkan Büyükköse yazdı: Asansör
Türkan Büyükköse yazdı: Ses
Berna Durmaz yazdı: Zati’nin Yıldız Gözleri Nasıl Yazıldı?
Ebuzer Kalender yazdı: Köpekler Zamanı
Hakan Kaya yazdı: Beklemek
Ebuzer Kalender yazdı: Çarşamba’nın Suçu Yok
Seydali Önal yazdı: Sımışka
Serkan Türk yazdı: Gömlek
Burak Uzun yazdı: BEN BİR OKURDUR
Türkan Büyükköse yazdı: Asansör
Popüler Kültür Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti Ahmet Özbek yazdı: SİSTEMLE ÇATIŞAN SANAT Ertuğrul Aydın yazdı: Doris Lessing’in Hikâyelerinde Afrika Yazılı Kültürün Hafızasına Bir Belgesel Trabzon Kültür ve Edebiyat Buluşmaları’nın Yeni Konuğu: Uğur Biryol “Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü” yazar Yekta Kopan’a verildi Fırat Caner yazdı: İçtenlik Pozu Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi Bayram Tayyip Yaslıca yazdı: Bakış Talimi Üzerine Fırlak Bir Bakış TiyatroSinemaMüzik
Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti
Ahmet Özbek yazdı: SİSTEMLE ÇATIŞAN SANAT
Ertuğrul Aydın yazdı: Doris Lessing’in Hikâyelerinde Afrika
Yazılı Kültürün Hafızasına Bir Belgesel
Trabzon Kültür ve Edebiyat Buluşmaları’nın Yeni Konuğu: Uğur Biryol
“Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü” yazar Yekta Kopan’a verildi
Fırat Caner yazdı: İçtenlik Pozu
Emine Sevgi Özdamar’a Almanya’da Brecht Ödülü verildi
Bayram Tayyip Yaslıca yazdı: Bakış Talimi Üzerine Fırlak Bir Bakış
Çeviri Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur) Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar Turgut Say çevirdi: Benim İşim Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir Turgut Say çevirdi: Atlar Sergiu Beznițchi yazdı: Büyüklerimiz Kadriye Cesur çevirdi: BOJANA APOSTOLOVA’NIN ŞİİRİ BİR BAŞIMA VE TOPLUCA/ САМА И ОБЩА
Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur)
Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır
Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar
Turgut Say çevirdi: Benim İşim
Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin
Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir
Turgut Say çevirdi: Atlar
Sergiu Beznițchi yazdı: Büyüklerimiz
Kadriye Cesur çevirdi: BOJANA APOSTOLOVA’NIN ŞİİRİ BİR BAŞIMA VE TOPLUCA/ САМА И ОБЩА
Kültür SanatTümüMüzikSinemaTelevizyonTiyatro Ahmet Özbek yazdı: SİSTEMLE ÇATIŞAN SANAT Trabzon İşçi Filmleri Festivali 12–13–14 Aralık’ta Başlıyor 2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu! Bağ Bozumu İzleyici ile Buluştu Sadri Alışık Ödülleri 26. kez sahiplerini buldu Bihter bu kez tiyatro sahnesinde! İlyas Salman yıllar sonra başrolde: ’Oy’una Geldik’ 21 Şubat’ta vizyonda! Ertuğrul Aydın yazdı: İyi Saatlerde Olan Yazarın Beyazperdeye Düşen Gölgesi Harun Eytemis yazdı: Bir Halk Kahramanı Keşanlı Ali
Ahmet Özbek yazdı: SİSTEMLE ÇATIŞAN SANAT
Trabzon İşçi Filmleri Festivali 12–13–14 Aralık’ta Başlıyor
2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu!
Bağ Bozumu İzleyici ile Buluştu
Sadri Alışık Ödülleri 26. kez sahiplerini buldu
Bihter bu kez tiyatro sahnesinde!
İlyas Salman yıllar sonra başrolde: ’Oy’una Geldik’ 21 Şubat’ta vizyonda!
Ertuğrul Aydın yazdı: İyi Saatlerde Olan Yazarın Beyazperdeye Düşen Gölgesi
Harun Eytemis yazdı: Bir Halk Kahramanı Keşanlı Ali
AtlasTümüŞiir Fırat Caner yazdı: İçtenlik Pozu Ercan Yılmaz yazdı: Oscar Wilde ile Gülleri Seyretmek Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur) Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar Devrim Horlu ile Ümit Yaban Söyleşti Turgut Say çevirdi: Benim İşim Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir Şiir Atlası
Fırat Caner yazdı: İçtenlik Pozu
Ercan Yılmaz yazdı: Oscar Wilde ile Gülleri Seyretmek
Bulgar Şair Anton Baev’den İki Dokunaklı Şiir (Çev. Kadriye Cesur)
Turgut Say çevirdi: Dünya bir gecelik konaklamadır
Turgut Say çevirdi: Beni giyen yapraklar
Devrim Horlu ile Ümit Yaban Söyleşti
Turgut Say çevirdi: Benim İşim
Turgut Say çevirdi: Suçlu Sendin
Zuzana Kuglerova’dan Üç Şiir
Özcan Taras ile Nezihe Altuğ Söyleşti
“Bir kalem ne kadar pek çok şey anlatabilirse bir fotoğraf makinesi de o kadar anlatır. Araçlar, bir eserin, bir ürünün kayıt altına alınmasında, ortaya çıkmasında kullanılan malzemelerdir. Onları da insan üretir. Asıl kaynak ise düşünen insandır.” Diyen Kocaeli’nde kurulan ve yıllar önce Ankara’ya merkezi nakledilen Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun Kurucu Başkanı olan Özcan Taras’la söyleştik…
Nezihe Altuğ: En yaygın şekliyle bir fotoğraf kitabı olarak karşımıza çıkan Photopoem, şiir ve fotoğrafın birlikteliği ile başlı başına bir yapıt olarak kendi varlığını ortaya koymaktadır. Bir Photopoem’deki farklı sanat türleri olan şiir ve fotoğraf, Photopoem’le birlikte, Photopoem kitabı olarak yoluna devam eder. Photopoem’lere bakıldığında da içeriklerinin bir kitap hazırlama amacıyla doğrudan ilişkili olduğu ve bu ilişkinin de Photopoem açısından şiirin veya fotoğrafın kullanımını yönlendirdiği görülmektedir. Photopoem’de konu veya kitabın hazırlanmasına neden olan tema, içeriği şekillendiren unsurlardır. 19 Aralık 2023 yılında “Serüven” adı altında sergilediğiniz bu fotoğraflarınız bu kez Photopoem kitabı olarak karşımıza çıkıyor bu yolculuğunuzun serüvenini bize anlatır mısınız?
Özcan Taras: Şiir ve fotoğrafın birlikte kullanıldığı ortak bir kavram olan “Photopoem” başlığı altındaki çalışmalarda şiir ve fotoğraf özgünlüklerini koruyarak birlikte yer alır ve karşılıklı güçlü bir etkileşimleri vardır. Nesneler ve kavramların ön plana çıktığı bu tip üretimlerde izleyici/okuyucu da kendi anlatımlarını oluşturabilirler.
Daha önceki sergilerimde de hep yazılı metinler kullanmıştım, fotoğrafların yanında, fotoğrafları tamamlayacak ve duygularımı destekleyecek metinler kullanmayı seviyorum.
2022 yılında 12. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali duyurusu yayımlandığında, Festivalin ana temasının “Kökler” olduğunu gördüm. Bu başlık bende, okumasını o günlerde henüz bitirdiğim “Sapiens” kitabındaki insanoğlunun serüvenini çağrıştırdı. Yaklaşık bir saat kadar bir süre içerisinde, fotoğraflara kaynak olacak güçlü bir duygu yoğunluğu etkisinde “Serüven” başlığı altında kaleme aldığım bir nazım ortaya çıktı.
Hemen iki gün içerisinde yazdığım metin ile örtüşen 12 adet fotoğrafı önce zihnimde, ardından da arşivimi tarayarak oluşturdum. Daha sonra fotoğrafların üzerinde gerekli çalışma yapılarak baskıya hazır hale getirildi ve değerli dostum Ümit Varlı’nın atölyesinde fineart baskıları ve çerçeveleme işlemleri yapıldı. 2 Aralık tarihinde de Bursa Merinos Kültür Merkezi’nde Festivaldeki yerini aldı.
Ardından aynı sergiyi İzmit’te Kandemir Sigorta’nın ofisinde “Ofiste Sanat” konsepti sergilerinden 59.su olarak 18 Aralık 2023 tarihinde açtım ve bir ay süre ile sergilendi.
Bu çalışmanın albüm haline getirilmesi ise sergi sonrası yine değerli dostum Bedirhan Köksal’ın titiz çalışmasının ardından “foto kitap” olarak gerçekleşti.
Foto kitap; 30 cm. x 30 cm. ebatlarında, sert kapaklı, fotoğraf kağıdına basılı bir albüm ve butik bir çalışma. Şu an bir tanesi yine değerli dostum Tekin Ertuğ’da olmak üzere sadece üç adet basıldı. Ancak istendiği zaman istenen miktarda yeni baskıları yapılabilir. Bu özelliği ile de koleksiyon değeri olduğunu düşünüyorum.
Nezihe Altuğ: Şiir ve görsel her ne kadar ayrı birer sanat alanı olarak görülse de aslında görsel eserlere yüklenen edebi nitelikler ile edebi bir metni görselleştirmek için her ikisi arasında ciddi bir bağlantı kurulur. Genel olarak görsel ve şiirin hissetme, deneyimleme anlamında birbirlerine çok yakın oldukları ifade edilmektedir. Özellikle yine birbirlerinden oldukça farklı temsiller olmalarına rağmen, fotoğraf ve şiirde bulunan bu hislenme ve hissetme deneyimi oldukça yoğun yaşanır. Şiir veya edebi bir metin anlamında, metin, kelimelerin temsilini, imgesel olarak kişisel bir dünya oluşturmasına öncülük ederken, fotoğraf, izleyicisini farklı okumalar yapabileceği şiirsel bir ortama sürükler. Bir nevi şiir, kelimelerden görsel bir dünya oluştururken, fotoğraf görüntülerle anlatım yapısı oluşturur. Şiir ve fotoğraf, duygu ve his barındırma ile bunların aktarımı konusunda benzer yoğunluğa sahiptir. Serüven görsellerinizin fotoğraflarının bende kalanlarına gelince duygularımı şu şekilde özetleyebilirim…
“Fotoğraf; gözümüzden, inisiyatifimizle dondurulan hayattan bir karenin, karşınızdakine bir şeyler anlatması, bir şeyler ifade etmesi, iletişimin en mükemmel formlarından biri ve aynı zamanda benzersiz bir paylaşımdı. Bir konuyla bir objeye, bir duruma elimizdeki kamerayla yaklaşırken, aslında o anı başkalarıyla paylaşma hissi kaçınılmazdı. Paylaşmak üzere çıktığımız fotoğraf serüveninde, bu kez paylaşanları gözlemlemek, paylaşmanın günlük hayattaki biçimlerine dikkat kesilmek ve bunu en iyi şekilde ifade edebilmenin peşinden koşmaktı. Hiç yaşlanmazdık içimizdeki fotoğraflarımızla, kendi resmimize bakarken, yavaş yavaş çürüdüğümüzü görünce, geçmişimizi anardık, gençliğimizin bittiğine hayıflanırken onlar hep genç kalırdı yaşadığımız zamanlarımızdan. Her zaman fotoğrafın gölgesi kalırdı bakanda, fotoğrafın sabitlendiği zaman hiç değişmez, elbet bakanın gözleri yıllanır ve yıllar geçerdi. Ne kadar tanıdık olsa da ışıkla gölgenin yerini bulması zaman alırdı, bulunduğumuz günden bu yana fotoğrafın içimize işlemesi bundandı. Fotoğrafımız çekildiğinde, içinde yaşanılan anın geçmişte kaldığını bilirdik, sonrasında o fotoğraf aklımızda kalan genel resmin boşluklarını doldurmaya yarar; doldurmasa bile boşlukları hissettirir, böylelikle de yaşanılanların gerçekliğiyle var olduğumuz zaman konusunda içimizi ikna etmeye çalışırdı. Fotoğrafla belgelenen anın, öncesi ve sonrasındaki belirsiz ilişkiyi kurarak, o sürekliliği, kesintisizliği yaşam boyu diri tutmaya uğraşırdık. Fotoğraflarla sürekliliği, kesintisizliği yaşam boyu diri tutmak için, tapınır gibi bakardım günün her anında fotoğraflarıma. Bu durumum da kafamda her zaman bir tuhaflık oluştururdu. İşte bu yüzden fotoğraf, hayal gücümüze iş bırakan, kışkırtıcı bir çağrışım, bir anımsama alanıydı. Hareketi kesintisiz biçimde betimleyen filimden daha verimli bir yoldu. Bir filmin, bize fazla iş bırakmayan kesinliği, alan ve hikâye anlatması karşısında, fotoğrafın imgelememizi kışkırtma gücü daha fazlaydı. Zihnimize, deneyimlerimizi güncelleme fırsatı verirdi. Fotoğraflar olmasa biz bu kadar uzaktan bu hasretliğe nasıl dayanırdık. Boşluklarımızı kavramaya olanak sağlayan her ifade disiplini, kendimizi yeniden üretmemiz konusunda bir olanak, bir tutanaktı. Gördüğümüz kadar, nasıl hatırladığımız da içimizde yer açardı. Zamanın unutturduklarıyla fotoğrafın hatırlattıkları hep çarpışır dururdu içimizde Fotoğrafın doğasında konusuna değer kazandırma eğilimi de vardı, her neyin fotoğrafı çekilmişse o artık çok daha dikkatli bakışlarla incelenmeyi, başka türlü bakılmayı, görülmeyi, üzerinde düşünülmeyi hak ediyor demekti. En azından, kendi zamanının dışına çıkıp, fotoğrafın sonsuz zamanında, kendine bir yer kazandığı için, binlerce fotoğrafın arasından, biz hayatın karşımıza çıkardıklarını seçerdik. Benim için de önemli olan çağrışımlarına kapıldığımız fotoğrafı metinleştirebilmekti…”
Bu anlatımımdan yola çıkarak, fotoğraf sanatında serüvenden serüvene koşan Özcan Taras’ı siz nasıl anlatırsınız?
Özcan Taras: Böyle yoğun bir tanımlamadan sonra nasıl bir anlatım yapabilirim..? İlk fotoğrafla tanışmam ortaokul yıllarında oldu. Küçük bir stüdyoda, fotoğraf çekimi, banyo hazırlama, kontak tab, baskı, rötuş dahil tüm işleri öğrendim ve uyguladım. Uzunca bir aradan sonra, Üniversite sonrası fotoğraf dernekleri ile tanıştım ve fotoğraf çalışmalarım yeniden başladı. Bu süreçte bulunduğum fotoğrafla camiasının etkisiyle de daha çok görsel, teknik ağırlıklı fotoğraflar çektim. Fotoğraf eğitimleri verdim, yarışmalara katıldım, sergilemeler, ödüller aldım karma sergilere katıldım. Öğrenme ve bir arayış içinde anlam, teknik ve estetik bütünlüklü çok sayıda fotoğraf denemelerim oldu. Ancak tam olarak benim bakış açımı, arayışımı yansıtan fotoğraflar ürettiğimi söyleyemem. Fakat yıllar geçerken bunu daima sorguladım, var olanı değil, bana ait olanı nasıl üreteceğimi aradım. Arayışım, ürettiklerimi sıklıkla beğenmeyerek sürdü. Sadece fotoğrafın görsel büyüsüne kapılarak o girdabın beni içine çekmesine direndim.
Bu arada Dernek çalışmalarım, Federasyon çalışmalarım sürecinde birçok fotoğraf sanatçısı, ustası, dostlarla tanışma ve onların çalışmalarını, felsefelerini izlemek, analiz etmek gibi eşsiz bir fırsatım oldu. Pandemi döneminde de 30 yıllık fotoğraf deneyimimin ardından Anadolu Üniversitesinde “Fotoğraf ve Kameramanlık” okudum. Öğrenmeyi hep sürdürmek, yeni arayışların kapılarını aralıyor. Sanat ve insanlığın gelişimi, sanat tarihi, sanat akımları, bu akımların fotoğraf üzerindeki etkileri, hızla artan teknik gelişmelerin fotoğraf sanatına etkileri gibi konuları hem araştırdım hem sorguladım. Özellikle bu süreç benim için bir iletişim tarzı olarak, fotoğraf sanatında yön bulmama yardımcı oldu ve geçmişte tam olarak anlamlandıramadığım yalın fotoğrafa olan eğilimimi güçlendirdi. Yalın, zamansız, grafik, bazen soyuta varan fotoğrafları daha çok aramaya başladım. Daha çok insansız, ama insanın izlerinin var olduğu fotoğraflardı çektiklerim.
Yukarıda sizin bahsettiğiniz, sizde iz bırakan, geçmişi geri getiren, hatta hep yanımızda taşınan anları, yani bir anlamda belgesel diyebileceğimiz, öznesi insan olan fotoğraflardan yavaşça uzaklaştım. Artık daha çok görünenin, var olanın ötesinde, insanın, doğanın izleri ve onun üzerine renklerin, anlamların bende bıraktıkları ile ilgiliyim. Kendimi böyle daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. Böylece bir anlamda da fotoğrafın peşinde koşmuyorum. Onu karşımda buluyorum, incitmeden oradan alıp, üzerine bende bıraktığı duyguyu ekliyorum. Fotoğrafı kendim için çekiyorum, kendimi anlatmak için de paylaşıyorum.
Nezihe Altuğ: Herkesin fotoğraf çektiği, mobil cihazların fotoğraf çekme özellikleriyle hareketlenen fotoğrafçılığın dijital nimetlerle taçlandırıldığı bu altın çağda, fotoğrafın bilgi kaynağı olarak belgesel bağlamdaki işlevi ve şüpheli nesnelliği, güzel sanatların bir dalı olarak fotoğrafın estetik bakışla bir sanat eseri olarak değerlendirilmesi, portre fotoğrafında makine/model/fotoğrafçı üçgeninin poz üzerinden oluşması, sanatsal yaratının oranları, sokak fotoğrafında durağan ve hareketli objelerin sezgisel yöntemlerde anlar üzerinden fotoğrafları oluşturması, bize görünen, gerçekte olan ve fotoğrafta sabitlenen dünyaların arasındaki belirsiz alan, özellikle de söz konusu insan olduğunda fotoğrafın etik zemini ile ilgili düşünceler, farklı makalelerde özgün bakış açılarıyla konu edilebiliyor. Evet, fotoğraf okunur, analiz edilir ve sözlerin gücüyle görüntülerin betimlenmesi sonucunda yeniden anlam kazanır. Fotoğrafın en özgün yanı, her türlü biricikliğine rağmen, zamandan koparılma biçimine bağlı olarak yeni düşünsel bağlamları üzerinde taşıyor olmasıdır. Sizin fotoğraflarını okuduğunuz felsefesiyle biçimlendiğiniz fotoğraf sanatçınız kim?
Özcan Taras: Gerek fotoğrafta gerekse de tüm yaşamsal alanlarda davranışlarımız mutlak bir edilgen etkileşim içindedir. Taklit ile başlarız ve çok azımız bunu aşarak özgün bir anlatım ve ifade biçimini yaratırız. Bu biricikliği yakalayan, farklı form, deneme ve sanatsal etkileşimlerden kendine özgü eserler ortaya koyabilenlere sanatçı denir. Ülkemizden ve yurt dışından izlediğim, bu anlamda bir felsefesi, mesajı, estetik bir bütünlüğü olan sanatçılar beni daima etkilemiştir. Bu konuyu fotoğraf tarihi içinde ve günümüz fotoğraf sanatçılarına kadar incelediğim, seminer olarak sunumlarda anlattığım Sebastio Salgado, Dorethea Lange, Steve Mc Curry.. gibi fotoğraf sanatçıları olmuştur. Son yıllarda ise dünya fotoğrafından; Alan Schaller, Ando Fuchs, Jeffreymkarp, Viktor Balaguer, Hengki Koentjoro, Kit Young, Donald Boyd, Edd Allen, Helen Trust, Richard Martin gibi izlediğim isimler var.
Şüphesiz bunların üzerimde etkileri de vardır. Ancak her sanatçının kendi koşulları, deneyimleri, anlatmak istedikleri ve fotoğrafta ne yapmak istediği bir tarz olarak eserlerine yansırsa bir anlam kazanır. Bu anlam bütünlüğünü usta sanatçıların konu ve eser bütünlüğü içindeki çalışmalarında görürüz. Bunu anlamaya başladığınızda etki altında kalmamak, tekrara düşmemek ve kendi yaratıcılığınızı ortaya koymak durumundasınızdır. Ben de bu farkındalıkla mümkün olduğunca etki altında kalmamaya çalıştım. Bir fotoğrafçıdan etkilenerek izinden gitmek gibi bir tavrım olmadığı gibi, sadece çok sayıda fotoğraf albümü izlemek ve böylece gelişmek gibi bir yaklaşımım da olmadı. Buna rağmen, fotoğraflarımın bilinçaltı etkileşimlerden arınmış olduğunu da söyleyemem. Özellikle son yıllarda ürettiğim fotoğrafların bana ait olmasını gözettim. Bu yüzden “felsefesi ile biçimlendiğim” bir fotoğrafçı ismi veremem. Ayrıca, günümüzde, tüm önemli, değerli, tanınmış fotoğrafçıların arasından bazen öyle duyulmamış isimlerin çalışmaları karşımıza çıkmakta ki, gerçekten ezberleri bozuyor.
Kendi açımdan “felsefesi ile biçimlenmek” tabirini sadece fotoğraf ile sınırlı tutmuyorum. Beni etkileyen, deklanşöre basmaya iten; bazen bir şarkı, bazen bir sohbet, bazen bir ışık, bazen bir mekân, gibi etmenler olabiliyor.
Nezihe Altuğ: Sinema ve fotoğraf ilişkisini düşündüğümüzde milyarlarca imaj bombardımanına rağmen her ikisinin de bize sunduğu nihai ürünlerle, kendi algıladığımız dünya arasında katiyen bir benzerlik göremeyiz. Bunların kendi arasında da bir benzerlik yoktur. Ne sinema ne de fotoğraf bize dünyayı göstermez, ne de gerçeği. Gözümüzle baktığımızda algıladığımız dünya ile sinematografik ve fotografik imgelerden bize yansıyan dünya arasında asla birebir örtüşme yoktur. Sinematografik ve fotografik imge ve imajlar “mış” gibi yaparlar. Hayır, asla gerçekliği taklit etmezler. Sadece gerçekliğin imajlarını kullanarak farklı bir gerçeklik kurgularlar, farklı ve kendilerine has bir bakış ile. İşte temel ayrımları da bu bakışlarındaki farktır! Bizim dünyayı ve gerçeği algılamamız bir kadraj sınırlamasının ötesindedir. Oysa onlar, seçer, ayıklar, dönüştürür, ekler ve çıkarırlar. Bizim, asla gerçekler üzerinde gücümüz olmayan bir olanaklar alanında yaparlar bunu ve sanat, bunu yaptıkları bu noktada başlar. Sinema ve fotoğraf arasındaki, her ikisini de tamamen özgünleştiren en temel ayrım, sizce de “Bakış” ta mı gizli?
Özcan Taras: Gerçekliğin günümüzde tam bir tarifi yapılabildi mi.? Gerçek tam olarak nedir.? “Gerçek” gerçekten var mıdır.? Özellikle de “kuantum” kavramı konuşulmakta iken.
Üretilen tüm sanat eserleri ve tabi fotoğraf ve sinema da gerçekliğin bir arayışı, kaybolup giden zamanın ve insanın bir tür ölümsüzleşme/ölümsüzleştirme arayışı mıdır? Belki, bir kesiti ile Fotoğraf için, yaşanılan anı ölümsüzleştirmek ve gerçeği göstermedeki farklılığıyla hem ölüm hem de ölümsüzlüğü bir arada sunmaktadır diyebiliriz.
Burada bana göre karşımıza çıkan iki olgu, insan ve teknolojidir. Binlerce yıl, o günün teknolojisi ile heykel, resim, tiyatro üreten insanoğlu, bugün de mevcut gelişmiş günümüz teknolojisi ile üretimlerini gerçekleştiriyor. Bence belirleyici olan, teknolojiyi de sanatı da üreten insanoğludur. Fotoğraf 1826 yılında (görüntünün ilk kez bir yüzeye sabitlenmesi) gerçekleştirilmiş, sinema ise fotoğrafın içinden doğmuş, fotoğraf karelerinin art arda gösterilmesi ile 1878’lerde, yani fotoğraftan 50 sene kadar sonra yaşamımıza katılmıştır. Yani gelişmeler teknoloji ve insan yaratıcılığının paralel ilerlemesi ile ortaya çıkmaktadır. Her iki olgu da biri birleri ile etkileşim halindedir. Özet olarak buradaki en önemli aktör insandır. Sinema ve fotoğrafa ilişkin sorduğunuz “her ikisini de tamamen özgünleştiren” en temel etmen “arayış” tır.
Sizin de yukarıda farklılıklarını dile getirdiğiniz gibi fark, teknik olarak, yapısal anlamda fotoğrafın statik, sinemanın ise dinamik olmasıdır. Bunlardan biri bireysel gerçekleştirilirken diğeri bir ekip çalışması sonunda ortaya çıkar. Yani aynen, resmin bireysel, tiyatronun (çoğunlukla) kolektif olduğu gibidirler. Her ikisi de üretilip sunulduğunda insanlar üzerinde farklı etkiler bırakırlar. Sinema belirli bir zaman sürecinde aktığı için etkisi ve kalıcılığı farklı, fotoğraf ise, bir materyale basılarak sürekli gözümüzün önünde olduğu için etkisi ve kalıcılığı farkıdır. Bana göre günümüzde bir yüzeye basılı olmadığı için dijital ortamdaki, telefonlarımızdaki fotoğraflar da uçup gittiğinden, onlar da filmlerde olduğu gibi kalıcı değildir. Söz konusu olan her iki sanatta da “bakış” kendi disiplini içerisinde önemli olmakla birlikte, bu üretimleri gerçekleştirenlerin bilgi, birikim ve yaratıcıkları sinema ve fotoğrafın temel ruhu ve tekniği bağlamında önemlidir.
Nezihe Altuğ: Fotoğrafçının, görsel tasarım uzmanının, üretim biçimi; toplumsal sembollere dayalı imgelem ve tasarımcı–dağıtıcı–okuyucu/izleyici yoluyla çağın sunduğu imkânlar doğrultusunda dijital olarak kurgulanabilmektedir. Günümüzde teknolojik gelişmeler ve tasarımcının iş birliğiyle yapay zekanın katkı sunduğu çıktılar alınabilmektedir. Fakat gelecekte tasarımcının tamamen süreçten ayrılarak yapay zekaların işin başına geçtiği bir dönemi işaret etmek şu an için hayalden öteye gidememektedir. Diğer taraftan araştırmacıların aklından geçen ya da konuşup üzerine tartıştığı konuların içinde barındırdığı sorulardan biri olduğu da göz ardı edilmemelidir görüşüne katılır mısınız? Fotoğrafçılık gelecekte yok olabilir mi?
Özcan Taras: Yapay zekâ günümüzde artık sadece bilgi veren değil, bilgi toplayıp, karar verebilen hatta uygulayan haline gelmiş bulunuyor. Yapay zekanın giderek hayatımız içinde daha çok yer alacağına şüphe yok. Yine yapay zekaların işin başına geçeceği dönem benim görüşüme göre hayalden öte, çok uzak olmayan bir gerçektir. Bu teknoloji, günümüzde fotoğraftan, sinema ve videoya, metin yazımından müzik üretimine kadar birçok görsel, yazınsal, işitsel üretim alanını etkilemiş ve şimdiden kontrolü ele geçirmeye başlamıştır. Süreç, dijitalin ilk çıktığı zamanlardaki hızda ilerlemektedir. Bu kaçınılmaz bir olgudur.
Bunun yanı sıra, tüm bu teknolojik gelişmelerin, İnsana fayda sağlayan, hayatı kolaylaştıran birçok olumlu etkileri olmakla birlikte, değiştirilmiş görüntüler, üzerinde oynanmış sesler, videolar gibi, tüm bu düzenlemeler yüzünden bazen neyin gerçek neyin değiştirilmiş olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz.
Bir görüntünün kaynağı konusunda şüpheci olunsa bile, göze çarpan tutarsızlıkları tespit etmek başarılamayabilir. Örneğin, Brezilya’daki Rio Grande do Sul Federal Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışmada katılımcılara bir dizi fotoğraf sunuldu ve bunların üzerinde oynanıp oynanmadığı soruldu. Bazıları hiçbir şekilde değiştirilmemiş olsa da yarısından fazlası birden fazla fotoğrafın birleşimiydi, silinmiş alanlar vardı veya aynı görüntüden kopyalanıp yapıştırılan alanlar içeriyordu. Katılımcılar sahteleri yalnızca %47 oranında tespit edebildiler.
Fotoğraf çekme eylemi, yani görüntüyü sabitleyerek bir yüzeye basma eylemi de bu ihtiyaç gerçekten hala var olacak ise, belki çok daha farklı kaydetme ve basma teknolojileri ile ve yine belki çok daha öznel ve hızlı bir şekilde hatta herkesin kendine ait kodunu içerecek şekilde belki bir gözlük ve belki de sadece gözümüz ile gerçekleştirilebileceği düşünülebilir.
Sonuç olarak fotoğrafçılık yani görüntünün bir yüzeye sabitlenme işleminin belki üretim şekli değişecek fakat ihtiyaç olduğu sürece yok olmayacaktır. Bu, ihtiyacın türlerinden biri olan “sanat”ı da kapsamaktadır. Fakat onu üretenin insan mı, yapay zekâ mı olacağı konusunda doğrusu bugünden bir öngörüm yok. Ancak şunu söyleyebilirim ki; gelişimin bir bedeli vardır ve insanlık zaman içerisinde tüm gelişimlere uyum sağlayarak ve bedelini de ödeyerek yoluna devam etmektedir.
Nezihe Altuğ:Yapay zekanın kökeni bilişsel otomasyondur ve ileride kazanacağı yetileri süper-bilişsel şeklinde ifade ettiği daha gelişmiş bir paradigmada sürdürecektir. Dolayısıyla insanlar yapay zekanın son yıllardaki büyük başarıları hakkında konuştuklarında, kullanılan örnekler alanın başlangıcında onlarca yıl önce tanımlanan; doğal konuşma anlayışı, otomatik çeviri ve fotoğraflardaki nesnelerin tanınması gibi aynı görevlerdir. Fakat belki de daha az belirgin olan şey, yapay zekanın kültürel yaşamlarımızda ve davranışlarımızda eşit derecede önemli rol oynadığı estetik yaratım ve estetik tercih süreçlerini giderek otomatikleştirmesidir. Yapay zekanın kültürel üretime entegrasyonu estetik değişkenliğin azalmasına yol açar mı? Ya da tam tersine arttırır mı? Dahası estetik değişkenliğin tanımlanmasının ve ölçülmesinin farklı yolları nelerdir?
Özcan Taras: Estetik en basit anlamıyla iyi ve güzel kavramlarını içermekle birlikte günümüzde sadece üstün yetenek ve standartlara ulaşabilen güzelliği tanımlamakta. Hızla değişen dünyamızda, değişen fikirlerle birlikte estetiğin tanımı da değişmektedir. Günümüzde, gelişen sanatsal akımlarla birlikte geçmişte tek bir güzellik algısının ile sadece müzeler ve galerilerde sergilenen eserlerin sanatsal olarak değerlendirilirken özellikle 60 lardan sonra (postmodernizmle birlikte) anlam arayışının yittiği, iyilik ve güzellik kavramlarının değiştiğini görmekteyiz. Ayrıca, daha modernizm tamamen kendini tanımlamadan postmodernizm ortaya çıkmıştır. Değişen dünyada hem felsefi yaklaşımlar hem de yaşam biçimimiz değişmiş, buna teknolojik gelişmeler de eklenince seçkin ve popüler kültür arasındaki sınırlar artık silinmiş bulunmaktadır.
Günümüzde kendi gerçekliğimizi düşünecek olursak bizim yaşamımızın da bu hızlı değişim içinde bir tür otomasyon olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalırız. Belki sanatla bu oto-rutinin dışına çıkıp, soluklanmak isterken, bir yandan da sanatsal üretimde otomasyon ve teknolojiden faydalanarak bu simbiyotik ilişkiyi sürdürüyoruz.
Yapay zekanın sanatsal üretimde, estetik üzerine etkileri nasıl olacak derseniz. Bu konu günümüzde ve gelecekte hem güncel hem de ilginç bir tartışma ve araştırma konusu olacaktır.
Yapay zekâda sistem her gün sürekli veri kaydetmekte. Telefon konuşmalarımız, mesajlaşmalarımız, raporlamalar, yollanan videolar, yapılan yorumlar, kullanılan emojiler, yani dijital ortam üzerindeki aklınıza gelen, yapılan her eylemimiz yapay zekâ tarafından veri olarak toplanmakta ve biz bu sürece halen hizmet ederek gelişmesine destek vermekteyiz.
Yapay zekâ ile üretilen eserlerde, çıktı, yani son eser kime ait sorusu da hep sorulacak diye düşünüyorum.
Estetik kavramı felsefi ve sanat eseri açısından yaşanılan çağına göre farklı anlamlar ve değer taşımaktadır. Bu Kavram günümüzde de değişkenlik göstermekte, yapay zekanın işin içine girmesi ve popüler kültür ortamında sanatsal üretim ve estetik anlayışın hangi boyutta ve hangi derinlikte el değiştireceğini, nasıl bir şekle bürüneceğini görmenin ne kadar süre alacağını bilemiyorum.
Tarihte baktığımızda, yaşanılan zaman dilimi içerisinde insanlığın gereksinimleri o kesitte var olan teknolojik olanaklarla karşılandığı gibi, tam tersi teknolojik gelişmeler de yeni ihtiyaçların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Kültürel, etik ve estetik tüm çalışmalar, kavramlar da bununla paralel seyretmiştir.
Felsefe çok değerlidir. Teknoloji ise sanata ters düşmekte gibi gözükmesine rağmen, teknolojik felsefe ortaya çıkacaktır. Her çağın kendi dilini yarattığı gibi, her çağın sanatı da kendi izleyicisini yoğurmaktadır. İnsanoğlu on binlerce yıl içerisinde olduğu gibi biçim değiştirerek tüm değişimlere uyum sağlayacaktır.
Sorunuzdaki son cümle ile ilgili bir şey söylemem gerekirse; estetik değişkenlikte de süreç içerisinde mutlaka bir farklılaşma olacaktır. Ancak bunun ölçümünün farklı yollarını bence o günün şartlarında yaşayan insan değerlendirecektir.
Nezihe Altuğ: Sırada hangi albümler var şu an ne ile meşgulsünüz?
Özcan Taras- Şu an klasik bir cevap ile; okuduğumu, fotoğraf izlediğimi, sergileri ve fotoğrafa ilişkin etkinliklerle birlikte diğer sanatsal ve kültürel etkinlikleri takip etmeye çalıştığımı söyleyebilirim. Fotoğraf ne kadar çok teknolojik bir üretim olsa da yaşamdan ve sanatın her dalından beslenen bir sanat dalı. Bu günkü iletişim olanakları ile Dünyadaki ve ülkemizdeki birçok görsel üretimi sanatsal çalışmaları elimden geldiğince izlemekteyim.
Çağımızın yaşam karmaşası çalışıyorum, yalınlık içinde ifade edebileceğim, beni etkileyen ve hayata dair izler taşıyan fotoğraflar üretmek için çalışıyorum, Bunun içinde özellikle fotoğraf üretme amacına yönelik seyahatler, geziler yapmıyorum. Geçmişte kullandığımız ağır fotoğraf ekipmanlarını da artık taşımıyorum. Genellikle yaşamın akışı içerisinde karşıma çıkan ve bende bir duygu uyandıran objeleri fotoğraflamayı tercih ediyorum. Photoshop veya benzeri bir özel program kullanmıyorum. Sadece çektiğim fotoğraflar üzerinde basit teknolojiyi kullanarak kendi beğenim doğrusunda biçimsel ve renksel müdahaleler yapıyorum. Gelen talepler doğrultusunda sunum, söyleşi, proje bazında atölye çalışmaları yapıyorum. Hazırlık yaptığım iki sergi daha var ama şimdilik bekliyorlar. Son sergim “Bağlarım”ın butik fotokitabınının hazırlıklarına başladım ancak henüz baskı aşamasına gelmedi. İlk fırsatta onu tamamlayacağım. Bağlarım sergisinde de fotoğrafların yanı sıra, fotoğrafa ilişkin, Susan Sontag, Marcel Ducamph, Jale N. Erzen’in birer ve benim iki metnimi kullanmıştım. Çalışmalarım arasından seçtiğim fotoğraflarımı kişisel galeri olarak kullandığım “ozcantaras” instagram sayfamda yayımlıyorum. Arzu edenler buradan beni izleyerek çalışmalarım ve fotoğraf yaklaşımım hakkında daha geniş bir fikre sahip olabilirler.
Türkan Büyükköse yazdı: Ses
Ahmet Özbek yazdı: SİSTEMLE ÇATIŞAN SANAT
Zeliha Tamer Uçar ile Mahmut Yıldırım Söyleşti
Buket Arbatlı ile Yunus Çinçin Söyleşti
Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir
© 2018 Edebiyat Burada
Popüler KültürTiyatroSinemaMüzik
© 2018 Edebiyat Burada
Kaydolmak için formu doldurun
Parolanızı değiştirmek için kullanıcı adınızı ya da e-posta adresinizi yazın