We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Mihriban Akçay yazdı: Mahir’i Sakın Uyandırmayın

2 2 4
27.02.2021

‘‘Boşuna heveslenememekte fayda var, insanların aslında birbirlerine söyleyecekleri hiçbir şey yoktur, karşılıklı olarak yalnızca kendi acılarını anlatırlar, bu böyledir. Herkesin derdi kendine, dünyanın ki de hepimize.’’

İstanbul Üniversitesi Tarih bölümünden mezun olmasının ardından medya kuruluşlarında görev almaya başlayan Serkan Üstüner, çalışma hayatının ona getirdiği kimliğinden öte okurları tarafından daha çok yazar kimliğiyle tanınmakta. Geçtiğimiz yıl kendisinin konuk olduğu bir radyo programını dinlerken ‘‘yazdıklarımla anılmayı daha çok isterim’’ dediğini anımsıyorum. Yazı yazmanın kendi nazarındaki karşılığını ise ‘‘Bir hayali gerçekleştirmenin dinmeyen mutluluğu’’ olarak tanımlıyor. Edebiyat dünyasına katkılarıyla bu cümlelerini kanıtladığı aşikâr.

İlk öykü kitabı Hükmen Mağluplar 2017 yılında, ikinci öykü kitabı Fazilet’in Tımarhanesinde Sekizinci Senfoni ise 2019 yılında yayımlanarak okurla buluşmasının ardından Türkiye Yazarlar Birliği 11.Edebiyat Festivali Büyük Hikâye ödülüne layık görülmüştür. İki öykü kitabının ardından Serkan Üstüner’in ‘‘üç yılın emeği’’ diye bahsettiği ilk romanı Mahir’i Sakın Uyandırmayın Muhit Kitap etiketiyle geçtiğimiz Ocak ayında okurlarla buluşmuştu.

Serkan Üstüner’in kaleminin dikkat çeken bir yönü öncelikle eserlerine verdiği isimlerin alışılageldik isimler dışında olması ve onun kalemini özgün kılan diğer bir husus ise şüphesiz karakterlerinin yaşadığımız hayatın içinde bir yerlerde varlığını sürdürüyor olmasıdır.

İlk öykü kitabında yarattığı karakterlerle bizi kenar mahallelerin birinde çocukluğumuza götürürken, ikinci öykü kitabında hayatın her anından bir pencereyi en gerçekçi haliyle okura sunmaktan geri durmamıştı. İlk romanı Mahir’i Sakın Uyandırmayın diğer iki öykü kitabından bir noktada sıyrılarak hayatı başka bir perdede önümüze sahneliyor. Yazar, her zamanki çizgisinden taşmayarak yine karakterlerin ağzından çocukluğumuza dair izler bırakıyor, annemizin ördüğü kazağı, nasihatleri ve büyüyüp değişmelerimizi basit bir dille okura hatırlatıyor fakat asıl hikâyeden kesinlikle uzaklaşmıyor.

‘Ne zaman üşüsem aklıma hep çocukluğum gelir Kâmil Abi biliyor musun? Çocukluğumuzda bizi sahura kaldırırlardı, titreşirdik; soğuk sofada titreşe titreşe yemek yerdik. Ağzımızda lokmalar büyürdü; masaya serili yapışkan muşambanın buz gibi teması âdeta ellerimizi yakardı. Şimdi dönüp bakıyorum da her şey kısa bir rüya gibi. Tüm rüyalar kadar…’’

Mahir’i Sakın Uyandırmayın, iki ana bölümden oluşmakta. Eser, 1978 yılının........

© Edebiyat Burada


Get it on Google Play