We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ercan Yılmaz yazdı: Kendini Tanı

1 0 0
05.07.2021

Öteden beri severim günlük okumayı. Hele bu günlükler sevdiğim yazarlara aitse… Pavese’in Yaşama Uğraşı, Pessoa’nın Huzursuzluğun Kitabı, Kierkegaard’ın Günlükler’i, Cemil Meriç’in Jurnal’leri, İlhan Berk’in El Yazılarına Vuruyor Güneş’i, Hilmi Yavuz’un Geçmiş Yaz Defterleri, Oğuz Atay’ın Günlük’ü, Dostoyevski’nin Bir Yazarın Günlüğü ve geçtiğimiz günlerde yayımlanan Tanpınar’ın günlükleri aklıma ilk gelenler… Günlüklerini okuduktan sonra, bir kez de o yazılanlar ışığında düşünmek, sorgulamak, irdelemek yazarların eserlerini. Okumanın baş döndüren hazzı en çok da böyle okumalar neticesinde kendini duyurur. Bu okumalara ve hazlara Miguel de Unamuno’nun Günlükler’ini de ekledim. Unamuno, bilhassa Sis romanıyla beni büyülemiş bir yazar. Günlükler ile Sis arasında şaşırtıcı bir paralellik bulduğumu da ayrıca belirtmeliyim.

‘Nosce te ipsum, kendini tanı. Benim bu amaçla kullandığım araç, bu günlük… Günlüğüm, varlığımın durumunu kesinlikle ve sadakatle yansıtmak amacını güdüyor. Olanları ne iyi göstermeye çalışıyor, ne de olduğundan kötü. Yer aldığına inandıklarımı apaçık, kesin, düpedüz anlatıyor, o kadar… Bilincimin gizli ve derin taraflarının yazıya dökülmüş şeklidir bu günlük…’ Stendhal, günlüğünün bir yerinde böyle diyor. Kendini tanımanın en kışkırtıcı ve etkileyici yollarından biridir hiç şüphesiz günlük tutmak. Unamuno için de ‘kendini tanı’manın araçlarından biri günlük. Kendini başta İncil ve İsa Mesih vasıtasıyla tanıyarak ve ‘doğanın bilinci’ olarak tanımlayarak Tanrı’ya ulaşmaya çalışır yazar. Hakikati tevazuyla aramak, mantığın uzağında doğayı insanlaştırmak, onun içinde Yaratan’ı görmek, ve doğayı O’nun yaşayan şarkısı yapmak anlamına gelmektedir. Bir bakıma insanların ve elbette kendi içinde yaşayan Tanrı’nın peşindedir Unamuno ve daha Birinci Defter’in ilk satırlarında bunun ancak ‘kendini tanı’ düsturuyla mümkün olduğunun altını çizerek hem Stendhal ile buluşur hem de Aziz Augustinus’tan Spinoza’ya kadar geniş bir tin coğrafyasında seyahate çıkarır kendisiyle birlikte okuyucuyu.

Şeyh Galib’in ‘Bir şu’lesi var ki şem-i........

© Edebiyat Burada


Get it on Google Play