Burak Uzun yazdı: 2025 Yılında Beğenerek Okuduğum Kitaplar |
2025 Yılında Beğenerek Okuduğum Kitaplar
Zamanın her zamankinden hızlı aktığı 2025 yılı geride kalırken, özellikle gündem olarak yoğun bu tempoda nefes alabildiğim en huzurlu duraklar yine kitap sayfaları oldu. Bu yılki okuma listem; bazen bilmediğim coğrafyaların tozlu yollarında yürümemi sağlayan bir rehber, bazen de kendi iç dünyamın derinliklerine inmemi zorunlu kılan bir ayna görevi gördü. Her bir kitap, zihnimde yeni bir pencere açarken, dünya bakış açımı şekillendiren ve merakımı besleyen benzersiz birer perspektif sundular.
Bu yazıda, geride bıraktığımız yıl boyunca elimden düşüremediğim, altını çizdiğim satırlarla zihnime kazınan ve bittikten sonra bile etkisi uzun süre devam eden eserleri bir araya getirdim. Kimi zaman kurgunun sınırsız evreninde kaybolduğum, kimi zaman ise gerçeklerin yalınlığıyla yüzleştiğim bu seçki, aslında 2025 yılındaki okursal yolculuğumun bir özeti niteliğini taşıyor.
Roman, Öykü, Kurgu Dışı ve Şiir kategorilerinde, Türkçe yazılmış ve 2025 yılı içerinde yayımlanmış dörder kitap seçtim. Bu kitapların kendi aralarında bir sıralaması yoktur. Sizin için merakınızı celbedecek birkaç kısa cümle ile listemi sunuyorum:
Roman:
Osman Özarslan, Hafriyat, İletişim Yayınları
Kaybeden kelimesi afili duruyor. Kullanması da keyifli ama bazen sıradan insanın yaşadığı hayatı doğrudan kaybetmişlik olarak adlandırdığımız da oluyor. İş bu romanda üç kuşak kaybeden bir taşra ailesi var. Burada aile kelimesi de mesela öyle kuvvetli bağları kastetmiyor, sadece biyolojik bir bağ. Birinci kuşak 2. Meşrutiyet dönemini, ikinci kuşak 50’li yılları, üçüncü kuşak ise 90’lar ve sonrasının kaybedeni. Tarihin tekerrürünü kuşaklar arası bağlardan görebiliyoruz. Yazar da anlatıyı bu tekerrür içinde zaman atlamalarıyla kurmuş. Kimi yerlerde masalsı anlatıma, kimi yerlerde politik gerçekliğe yaslanıyor. Farklı, güzel ve yoğun okuma gerektiren bir roman. Yazarın romanı 12 yıl gibi bir sürede demlendire demlendire yazdığını göz önüne alırsak epey bir emek verilmiş.
Ahmet Büke, Kırmızı Buğday, Can Yayınları
1915’ten 20’lere uzanan sıkı bir dönem romanı ile karşı karşıyayız. Köylü, bey, efe, asker, politikacı, bürokrasi kavramları bir çembere dönüyor. Ve tabii ki kurşun yiyen gariban, kârlı çıkan sermaye oluyor. Esas oğlanımız Arap Ali Efe’nin hikâyesi ezilen, aç bırakılan, sindirilen köylülerle başlayıp Çanakkale cephesine, oradan da........