We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Beytullah Kılıç ve Mustafa Dursun yazdı: Yazsonu romanıyla Adalet Ağaoğlu

18 1 97
20.09.2021

Yazın hayatına tiyatro eserleriyle başlayan yazar Adalet Ağaoğlu, takvim 70’li yılları gösterdiğinde sanatını romanla devam ettirmiştir. İncelediğimiz Yazsonu adlı roman Adalet Ağaoğlu’nun dördüncü romanı olmakla birlikte, “an”ı yakaladığı romandır diyebiliriz. Dönemin toplumsal atmosferinin içinde yaşayan aydınların ve yarı aydınların, kent soyluların toplumdan kaçış ve yalnızlık macerasını konu edinir.

Bununla birlikte eser, diğer bir açıdan tezatlıkların romanıdır. Bir tarafta Çehov’dan söz edilip alıntılar yapılırken diğer yandan Guy De Maupassant söz konusu olabilmektedir. Tezatlıklar bununla bitmez: Geçmiş-gelecek, intikam-çaresizlik, teşhircilik-saklama hatta kara ile deniz arasında bile bir zıtlıklar sunulmuştur. Romanın başkişisi Nevin, bir taraftan arzularını düşünürken diğer taraftan cinsel konularda korkular yaşamaktadır.

Adalet Ağaoğlu çağdaş ve postmodern bir romanda olması gereken iki yazarlı farklı anlatım türlerine sahip, kronolojik anlatının tamamen tersi olan bu romana mitolojiden ve eski çağ uygarlıklarından kesitler koyarak 50’li yıllarda denizle tanışan Anadolu insanının trajedisini anlatmaktadır.

Adalet Ağaoğlu eserlerinde ayrıntılara önem verir, hatta onu ayrıntılar üzerine inşa eder. Yazsonu romanında da efsanelerden ve hikâyelerden ipuçları vererek okuru eserine sürüklemektedir. Yazsonu’nun anlaşılabilmesi için romandaki mitolojik unsurların hikâyeleri ayrıntılı olarak bilinmelidir. Eser, ansiklopedik bilgiler gerektiren bir romandır. Eserdeki kahramanların bilinçaltlarındaki kaos diğer unsurlarla özdeşleştirilerek aktarılmıştır.

Bu romanda karışık bir olay örgüsü mevcuttur. Yazar Tanzimat dönemi romancıları gibi olaya müdahale etmekte, roman içindeki ilişkisiz geçişler okuru birkaç sayfa öncesini tekrar okumaya yöneltmektedir. Bu yapıt bir iç-romanın macerasıdır aynı zamanda. Yazarın gözlemlerini, düşündüklerini not defterine yazması bize eserin oluşumuna dair bilgiler vermektedir.

Bireyin kent hayatı, ekonomik koşullar ve dönemin siyasi atmosferi arasında sıkışıp kalması ve buna bağlı olarak bir kaçış serüvenin başlaması romanda başarıyla işlenmiştir. Ancak bu kaçış bireyleri küçük bir kumsala kadar sürüklemiştir. Hatta Nevin ölümüne kadar kaçmıştır. Bu bağlamda koy ve kumsal, kayalar ve deniz arasına sıkışmış görünümü ile özgürlüğün simgesidir.

Sonuç itibariyle Adalet Ağaoğlu’nun üzerinde yeterince çalışma yapılmamış olan bu romanı barındırdığı soru işaretleriyle daha yoğun incelenmeye ihtiyacı vardır.

Yazsonu Romanında Postmodernizmin İzleri

Postmodernizm, şizofrenik bir durumdur. Romanda Nevin ve yazarın düş ve gerçek arasında kalması hatta Nevin’in ağaç yapraklarını yılan sanması şizofrenik belirtilerdir. Postmodernizm, modernizmin hiyerarşi içerisinde ve iş bölümü halindeki kalabalık şehir gürültüsünden uzak sessizliğe bir özlemdir. Nevin’in sürekli kendi başına kalmak istemesi rahatsız edilmek istememesi bu duruma örnektir. Nitekim bir başına kalmak, şehrin keşmekeşinden kaçmak sadece bir dinlence arzusu değil aksine beynin içindeki sanrılar dünyasına dönüştür. Psikoza zemin hazırlayacak nevrozların kişiyi yalnız başına bırakıp yıpratması gerekecektir.

Postmodernizmde Yazsonu romanında olduğu gibi geçmiş ve gelecek yoktur. Anı yaşama felsefesi mevcuttur. Zaten Adalet Ağaoğlu da “an”ın romanını yazmak istemektedir. Nitekim bu romanla birlikte yazmıştır da. Bu eserde tek bir anlatı türü yoktur: şiir ve düzyazı karışmış bir biçimdedir. Postmodernizm tekçiliği reddeder. Bununla birlikte tek bir anlatıcı da yoktur: Yazar ve Nevin farklı iki anlatıcıdır. Postmodernizm, topluluk üyesi olmaya karşı kendi bireyselliğini savunur. Toplumdan darbe yemiş insanlar kaçış içerisindedir Ağaoğlu’nda. Postmodernizm geriye dönüşlerle geçmişle hesaplaşır. Romanımızda da birçok geriye dönüş örneği vardır: Belirli, kesin bir son peşinde değilim. Her şey gibi, ortasında bir süre yaşadığım bu doğa parçası için de belirgin bir son arayamazdım.(sayfa-17)

Eserde yer alan karakterler, karakterlerin olay örgüsündeki yeri ve tahlilleri ise şu şekildedir:

YAZAR

Yazsonunda güney kıyılarındaki bir motele dinlenme amacıyla gelmiştir. Her şeyi ardında bırakma çabası içindedir ancak roman taslağı onunla birlikte gelmiştir. Taslağın ismi “Çınar Yaprağı”dır. Fakat orada gördüğü harap kulübe ve zihninde canlanan olaylar bu taslağı işgal etmiştir. Bu taslak kahramanın Nevin olduğu esere dönüşecektir. Kendisinden söz etmemiştir.

NEVİN

Romanın ana karakteridir. Yazar romanın ortalarına kadar Nevin’den “o kadın” olarak söz etmiştir. “Nevin” ismi ilk defa sayfa 73’te geçmiştir. Nevin hakkında fiziksel görünüm açsından fazla söz edilmemiştir. Sadece şu özellikleri söz konusu olmuştur: Sırt çizgisi derin, yaşı belirsiz, ince, kadınlığı çarpıcı değil. Çevirmenlik ve gazetecilik yapmaktadır, ayrıca ders vermektedir. Bu derslerin ayrıntısı yoktur. İki buçuk- üç yıl önce oğlu Güney’i kaybetmiştir. Aynı dönemde eşi Hasan’dan ayrılmıştır. Doğan ile gizli bir ilişkileri vardır. Bunu özellikle Meriç’ten saklama çabası içindedirler. Kendisini diğer insanlardan ayrı tutmaktadır. Kendisinde bir aydın kibirliliği mevcuttur. Hatice’yi ve Yusuf’u kendi hayatından uzak tutma çabası içindedir. En yakın dostları arasında bile kendisini yabancı hissetmekte ve onlara, onların dışından bakma çabası içindedir. Kaçış süreci içinde anılarını bıraktığı kıyı kulübesine dinlenmeye gelmiş ve eski kocasını, kardeşini ve birkaç dostunu da buraya davet etmiştir. Oğlunun ölümü ve toplumsal çalkantılarla yıpranan ruhunu iyileştirme beklentisi vardır. 1961 Anayasasının getirmiş olduğu özgürlükçü ortama büyük bir özlem duymaktadır.

Nevin taşralı halka ve alt tabakadan insanlara aşağılayıcı hatta tiksinen bir bakış açısı ile bakmaktadır. Ancak bazen derinlerinden gelen bir şefkat ve acıma duygusu bu tiksinme duygusunu zorlamakta ama bastıramamaktadır. İnsanlardan saklanma........

© Edebiyat Burada


Get it on Google Play