We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hasan Özkılıç ile Aynur Kulak Söyleşti

2 0 0
29.06.2022

Hasan Özkılıç ile son romanı Şima odağında insanın bir aşkın peşinde arayışını, yol alışını, Mezopotomya’nın uçsuz bucaksız topraklarında yüzyıllar içerisinde oluşan hikâyelerin birbirine benzerliğini ve aynı zamanda benzersizliğini konuştuğumuz bir söyleşi gerçekleştirdik. İnsanlar çift yaratılmış olabilir mi? Peki ya aşklar? Sabır taşı evinin hikâyesi nasıl olurda öz hikâyemize dönüşebilir. Romandaki QR Kod uygulaması ile hikâyenin ortaya çıktığı ve yazıldığı coğrafyayı tüm ayrıntıları ile gördüğümüz Şima romanı odağında Hasan Özkılıç ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi için buyurun lütfen.

Aynur Kulak: Kültür sanattın hayatınızda önemli bir yer kaplayan disiplinleri yolculuğunuzu nasıl etkiledi? Mesela ilk öykünüzü yazdığınızda, ilk olarak yayınlandığında yolculuğunuzun buraya kadar gelebileceğini düşünüyor muydunuz?

Hasan Özkılıç: İlk öykümü, “Anamın Umudu”, Demokrat İzmir Gazetesi, sanat sayfasında gördüğüm an zihnime çakılıp kaldı; unutulacak bir an değildi benim için o an. Öncelikle görselliğinden etkilenmiştim, bugün bile gözlerimin önünde o görüntü.Tuğla fabrikasında çalışıyordum. Gazete haftada bir gün (Çarşamba günü) çıkıyordu, bir sayfasının tamamını edebiyata ayırılmıştı. Ağırlıklı olarak şiir, öykü, küçük eleştiri-denemeler yayınlanıyordu. Bir edebiyat dergisi gibiydi, usta işi iyi ürünler yayınlanıyordu. Atilla İlhan uzun dönem gazeteyi yönetmişti ve bu sayfa da sanırım onun zamanında yayınlanmaya başlamıştı… Öyküyü göndermiştim. Çarşamba günleri, öğlen, yemek arası gidip gazeteyi alıyor, heyecanla sanat sayfasına bakıyordum. O gün, yayınlandığını gördüğümde inanamadım önce. Rüya gibi gelmişti bana. Ama rüya değil, gerçekti. İlk öyküm, “Anamın Umudu”, sanat sayfasının tam ortasında, neredeyse sayfanın yarısını kaplamış biçimde yayınlanmıştı. Mobilet motorum vardı, atladım motora, fabrikanın yolunu tuttum… Hayatımda en güzel gündür o gün benim için…

Edebiyat yolculuğumun nereye gideceğini bilmiyordum tabii. Sadece yazmak ve yayınlamaktı amacım. Ama sinemayla buluşmanın öncülü, fotoroman var. Bir yıl sonra, bu kez İstanbul’ayım, dayımın Fikirtepe sınırları içerisinde bulunan Çömlekçi Çukuru’ndaki gecekondusunda yine daktilonun başında harıl harıl bir öykü yazmaktaydım, fotoroman hikayesi. Hürriyet Gazetesi Kelebek eki yarışma düzenlemiş: Fotoroman konusu hikaye yarışması… Ödülü de o gün için az buz değil, birinci seçilecek öyküye iki bin beş yüz lira ödül verecekler. Hikâye fotoroman olarak çekilecek ve ayrıca bir erkek bir de kadın oyuncu seçilecek. Yazdım, gönderdim. Sonuç: Benim “Semo ile Zeyno” adlı hikayem birinci olarak seçilirken, erkek oyuncu da Menderes Samancılar seçildi. Bir de kadın oyuncu seçildi. Bu kadın sonra görünmedi. Evet, “Semo ile Zeyno” fotoroman olarak çekildi, Menderes Samacılar ile kadın oyuncu oynadılar. Sanırım yayını iki ay kadar sürdü… Demek hayat yolculuğum bir yerde sinema ile karşılaşacakmış… Yıllar sonra Erden Kıral el attı öykülerime ve Zahit adlı romanıma. İki güzel film yaptı: Öykülerimden “Vicdan”ı, Zahit adlı romanımdan da, “Gece”yi çekti. İki de kısa film var. Özcen Alper, “Adı Kargalarda Saklı” öykümden, “Motoguzzi’”yi, bir genç yönetmen Gökhan Altuntaş da, “Gül Ali” adlı öykümden aynı adlı kısa filmi çekti.

A.K: Altı öykü kitabınız ve yeni yayınlanan Şima ile iki romanınız var. Kitaplarınız arasında bir ortaklık olarak doğunun hikayeleri, öyküleri, masalları, mitleri; oranın insan hikayeleri, o coğrafyanın zorlu yolculukları, zorlu hayat koşulları mevzu bahis. Şima’da da böyle bir durum var elbet fakat Şima’yı yazma sebebiniz, meseleniz neydi tam olarak?

H.Ö: Yazar bazen bir andan, bir rastlantıdan, bir yerde gözüne çarpan, etkilendiği bir durumdan bazen de birini hayat hikayesinden etkilenerek yazar öyküsünü, romanını, şiirini… İran’ın Güney Azerbaycan bölgesi, Maku şehrinde halamın oğlu vardı, torunları var. Babam ve ablası, yüzyılın başında, Doğu’da yaşanan Ermeni Çetelerinin kıyımından kaçıp Maku’ya gitmişler. Halam onu üç-on dört yaşlarında,........

© Edebiyat Burada


Get it on Google Play