We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yeni Bir Sosyal Sözleşmeye Doğru -7- Adalet...

4 0 0
05.09.2021

Bir sosyal sözleşme, doğal olarak yasama üzerinden korunacağı gibi asli olarak gönüllülük esasına göre korunduğunda anlamlı ve kalıcı bir özellik taşır. ‘Sivil’ alanda vicdani bir sorumluluk olarak kabulünü sağlayacak olan şey ise; adaletin; hem hukuki hem vicdani boyutta var olmasıdır. Adalet, bir şeyin toplumsal zeminde kabulünün ve reddinin bir sorun, yabancılaşma ve karışıklığa neden olmamasını sağlar.

Adalet, toplumsal zeminde bir karşılığın oluşturacağı tahribatı ortadan kaldıran ve hazmedilmesini sağlayan temel bir yapıdır. Adalet duygusu zedelenmiş bir toplumda oluşan her olaya, olguya karşı gösterilen tepkinin olumlu veya olumsuzluğu bir tarafa, yıkıcılığı belirgindir. Bu zeminde yabancılaşma ve ötekileştirilme açığa çıkar. Bu da bir sosyal sözleşmeyi anlamsızlaştırır.

Bir sosyal sözleşmede adalet, olmazsa olmazlardandır. Adaleti ikame etmek ise anlam, sorumluluk ve karşılıklılığın doğru ve sivil bir zeminde kendi hayatiyetini sağlamasıdır. Adalet ise bu kavramların yerli yerinde dal budak salarak kökleşmesine imkân tanır. Özellikle farklı toplumsal yapıların ve düşünce zeminlerinin karşılığı yaşarken adalet duygusunun zedelenmemesi önemlidir. Çünkü adalet duygusu zedelendiğinde karşılığı bir düşmanlık, yabancılaşma ve ötekileştirme olarak yorumlayarak barışın zedelenmesine zemin oluşturur. Barış zedelendiğinde ise sorun büyür ve ardından sosyal sözleşme anlamını yitirir.

Barışın ikamesi ve bozulmaması için adalet duygusunun yerli yerine konulması ve ona yönelik bir şüphenin varlığının açığa çıkmaması elzemdir. Adalet duygusunu zedeleyen en önemli amil ise hukuki zemindeki iltimasın, kayırıcılığın, göz göre göre hukuka uygun davranmamadır.

İki zeminde adalet duygusu yara alır. Birincisi, vicdani zeminde… İkincisi ise yasama zemininde…

Vicdani zeminde adaletin yara almaması için her farklı yapıya eşitliğin tam olarak icra edilebilmesi önemlidir. Yani kişi veya topluluk, kendisi için istediğini diğeri için de isteyerek vicdani olarak sağlam bir zeminde durmalıdır ki adalet zarar görmesin. Ama eşitliği bozan ve bunun bir haksızlığa mebni olduğunu düşündürten bir yaklaşım, vicdanlarda ciddi bir tepki oluşturur. İşte bu tepkisellik, vicdanlarda bir isyanı besler. Bu isyan ise hukuki zeminde de başlayacak bir adaletsizlik duygusu ile birlikte ayağa kalkarak toplumsal bir karmaşaya neden olur.

Toplumsal zeminde yapılacak hataların, yanlışların, kasıtlı olmadığı sürece vicdanlarda bir makes bulmaz. Çünkü vicdan; hem toplumsal zeminde hem bireysel zeminde hassas ayarlara sahiptir. Bu ayarlar, öyle kolaylıkla değişime zorlanamaz! Yaşadığımız bu günlerde bu meselenin daha iyi anlaşılır oluşunu besleyen bir sürü olay ve olgunun görülmesi, yapılan onca propagandaya rağmen, kamu vicdanı yeterli düzeyde ikna edilememektedir. İşte bu yüzden toplumsal vicdanı yaralamaktan uzak durmalıyız. Çünkü toplumsal vicdan yaralandığında yeniden iyileştirmenin zorluğu ise tarihi olaylarda mündemiçtir. Birçok kültürün ve medeniyetin yıkılışının en önemli nedeni olarak toplumsal vicdanın........

© Düşünce Mektebi


Get it on Google Play