We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yeni bir sosyal sözleşmeye doğru -6

1 0 0
28.08.2021

Karşılıklılık…

Bir insanın yapıp ettikleri karşısında bir ceza ve mükâfat elde ettiği zemine karşılık bulma denir. İnsanın eyleminin ve düşünce zemininin kendi hayatında ve sosyal hayatta bir karşılık ürettiği temel gerçeğini görmesi ve ona göre davranması insan olma bağlamında önemli bir yere sahip olmalıdır. Çünkü hayatta bir boşluk bulunmamaktadır. Ne yapılırsa yapılsın, mutlaka bir karşılık üretecektir. Bu üretilen karşılık ise insan veya sosyal hayat için iyi veya kötü olarak tavsif edilebilir bir özellik taşıyacaktır. İşte bu yüzden bir sosyal sözleşmenin garantörlüğü olarak anlamın ve sorumluluğun bir karşılık bulması bağlamında mükafat ve ceza doğru olana tekabül eder.

İnsan, yaptıkları ile bir karşılık bulmadığı zaman veya bu karşılığa karşı koyacak güce sahip ise şiddete açık bir pozisyonu meşrulaştırır. O zaman kendisini bağlayacak bir şey olamayacağı kanısına uygun olarak yaptığı eylemin sonuçlarına dikkat kesilmez! Bu da bize toplumsal fesadın kaynağını açıkça göstermektedir.

Tekil anlamda insan, kendi yaptıkları ile hesaba çekilmeyeceği anlayışına sahip olursa saçmalama hakkını kullanacaktır. Aslında her insan saçmalamaya özlem duyar. Herhangi bir baskı olmadan eylemde bulunmak ve sorumlu tutulmamayı özler. Bu insanın özgürlük algısı ve kendisini durduracak bir gücün eksikliği ile orantılı bir şekilde yıkıcı bir konum kazanır. Anlam arayışı beraberinde ilişkinin niteliğini taşır. Her nitelik arayışı ise zımnında anlamı taşır. Her anlam ise sorumluluğu ihtiva eder. Karşılığı gözetmeyen kişi ise önce anlamı devre dışı tutar ve sonrada sorumsuzluğunu ilan ederek yaptıklarının sonuçlarına katlanmama arzusunu deklare eder. Bu da sosyal hiyerarşide dengenin bozulmasını sağlar. Bir yapı bozumu olarak karşılıksızlık, yeni bir sistemin inşasına zemin oluşturur. Ancak bu arada ciddi bir bozgunculuğu beraberinde taşıyarak güveni zedeler. Bu yüzden anarşi yerine sistemin geçmesi için insanlar gerektiğinden fazla fedakârlık göstererek sosyal barışın zeminini sorunlu kılarlar.

Denge hayatın nirengi noktasıdır tespitinde bulunmuştuk. Karşılıklılık ise bu dengeyi sağlıklı bir zemine taşıma konusunda en önemli zeminlerdendir. Bu zeminin belirleyici vasfı yanında koruyucu vasfı da önemlidir. İnsanların eylemlerine fren görevi görmesi açısından da kıymete haizdir.

“İnsanın başıboş bırakılmadığı” tezi temel bir önermedir. Yaşamın kendi koşulları içinde bakıldığı zamanda bu temel önermenin gerçeğe dönüştüğünü gözlemleriz. İnsan, herhangi bir koşul aramadan eylemde bulunduğu zaman etrafına zarar vermekten kaçınamaz. Bu yüzden her eylemini dikkatle ve bir anlama havi olarak, sorumluluk içinde atması onun dengeli olarak varlığını sürdürmesine neden oluşturur. Kişinin, kendi iç dengesini bulmasını sağlayacak olan şey yapıp ettiklerinin sorumluluğunu üstlenmesi ve kendisini teslim edeceği bir vasatın oluşudur. İnsan, yeryüzünde salt kendisinin var olduğunu düşündüğünde ve ne yaparsa........

© Düşünce Mektebi


Get it on Google Play