20 yıllık AK Parti iktidarında değişmeyen bir gelenek var;

Hemen hemen her yıl eylül ayında New York’ta gerçekleşecek BM Genel Kurul toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ABD Başkanı ile bir “randevu” ayarlanıp, ayarlanamayacağına göre şekilleniyor dış politika.

2023 seçimlerine sadece aylar kala, belli ki bu “randevu” çok daha acil hale gelmiş durumda iktidar açısından. Seçim kampanyasında kullanılacak “dünya lideri” imajı için, ABD Başkanı ile olabildiğince içli-dışlı bir ilişki görüntüsüne ihtiyaç var duyuyor AK Parti.

Nitekim dış politikaya ilişkin her söylem, atılan her adım, buna odaklanmış durumda. Kimi zaman Washington’u “rahatsız ederek”, kimi zaman memnun edecek tavırlarla, Beyaz Saray’ın mevcut sakini Başkan Biden’ın dikkati çekilmeye çalışılıyor bu günlerde.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dönemde Türkiye’nin en kritik sorunlarına uyarladığı “bir gece ansızın” çıkışı mesela; Bu çıkışın kullanıldığı her iki konu da, ABD’de kaşların kalkmasına neden olacak cinsten.

İlk olarak Suriye’ye yönelik yeni bir olası operasyon için söylemişti bu sözü Erdoğan. Hala da ara sıra dile getirmeye devam ediyor. Olası operasyonun hedefi, Suriye’nin kuzeydoğusundaki PKK terör örgütü uzantılı oluşumu kendisine “müttefik” belleyen ABD’yi çok rahatsız etmeye aday. Bu rahatsızlığı da, daha Türk operasyonu ete kemiğe bürünmeden, hem söylemle, hem de eylemle göstermekten kaçınmıyor Washington yönetimi.

Erdoğan’ın “bir gece ansızın” dediği dönemde, Amerikan askerlerinin tam da bu bölgede, Türkiye’nin terörist dediği unsurlarla ortak tatbikat yapması bundan.

Ankara belki Biden’ın değil ama, Pentagon’un “dikkatini çekmeyi” de başarmış görünüyor; ABD’nin Ortadoğu’daki güçlerine odaklı CENTCOM Komutanı dört yıldızlı Amerikalı generalin “bir gece ansızın” söz konusu bölgeye bizzat gidip, PYD-YPG unsurları ile görüşmesi, üstelik ölen teröristler için “başsağlığı” dilemesi bunun somut kanıtı.

Sahi, Amerikalılar’ın bu adımına karşı ses geldi mi AK Parti hükümetinden?

“Bir gece ansızın” çıkışının Erdoğan açısından ikinci kullanım alanı olan Ege’de de durum pek farklı değil;

Erdoğan söylemini sertleştirdikçe, -tıpkı Amerikalılar gibi- Yunan tarafı da “lafla” değil, eylemle yanıt verir oldu üstelik;

“Bir gece ansızın” diyen Ankara’nın tüm bu Yunan tavırlarına verdiği karşılık ise, Erdoğan’ın “Türkiye, Yunanistan’ın dengi ve muhatabı değildir” çıkışı ile, NATO’ya yazılan Atina’yı şikayet mektupları oldu.

Ege’de de belli ki ABD’nin dikkatini çekmek için sarfedilen şarkı sözlerinin ardından kazançlı çıkan, Türkiye’yi “saldırgan” gösterip, kendi saldırgan eylemlerini perdelemeyi başaran Atina yönetim oldu.

Dolaylı eylemler pek etki yaratmayınca, bu kez Washington’un doğrudan ilgisini talep eden çıkışlar gelmeye başladı Ankara’dan;

Erdoğan tam da Şangay İşbirliği Örgütü toplantısına katılacağı, burada Rus Lider Putin’le de görüşmesinin beklendiği dönemde, “Savaş uçakları satan tek ülke ABD değil” çıkışı yaptı. Washington’un Türkiye’ye F-16 satışında ayak sürümesi halinde, AK Parti hükümetinin uçak alım rotasının Rusya’ya çevirebileceği daha başka nasıl ifade edilebilirdi ki zaten?

Bu çıkış Washington’da ses getirir mi? Şu an için pek bir hareket yok ABD Başkenti’nde.

Diplomasideki “havuç/sopa” yöntemi açısından AK Parti hükümeti, Washington’un ilgisini çekmek için sadece rahatsız edici söylemleri kullanmıyor elbette; İşin “havuç” kısmında da, ABD’nin yıllardır Türkiye’ye yönelik “Ermenistan’la barışın” telkinlerine çakılan bir “selam” söz konusu olabilir. Erdoğan’ın Semerkant’ta katılacağı Şangay İşbirliği Örgütü’nün zirvesine davetli isimlerden biri de Ermenistan Başbakanı Paşinyan. Diplomatik kulislerde Erdoğan’ın Semerkant’ta Paşinyan’la ikili, ya da Azerbaycan Lideri Aliyev’in de katılımıyla üçlü bir görüşme yapabileceği konuşuluyor.

ABD’den gelen bilgiler, Erdoğan’a Washington’da Beyaz Saray’da bir randevu verilmesi için pek niyet olmadığını gösteriyor. Ancak AK Parti hükümeti, New York’ta BM Genel Kurul toplantısı sırasında yapılabilecek kısa bir Biden görüşmesine de razı durumda.

Bakalım o çok istenen fotoğraf gelecek mi?

QOSHE - Hedef: Biden’la görüşme - Zeynep Gürcanlı
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hedef: Biden’la görüşme

41 3 11
13.09.2022

20 yıllık AK Parti iktidarında değişmeyen bir gelenek var;

Hemen hemen her yıl eylül ayında New York’ta gerçekleşecek BM Genel Kurul toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ABD Başkanı ile bir “randevu” ayarlanıp, ayarlanamayacağına göre şekilleniyor dış politika.

2023 seçimlerine sadece aylar kala, belli ki bu “randevu” çok daha acil hale gelmiş durumda iktidar açısından. Seçim kampanyasında kullanılacak “dünya lideri” imajı için, ABD Başkanı ile olabildiğince içli-dışlı bir ilişki görüntüsüne ihtiyaç var duyuyor AK Parti.

Nitekim dış politikaya ilişkin her söylem, atılan her adım, buna odaklanmış durumda. Kimi zaman Washington’u “rahatsız ederek”, kimi zaman memnun edecek tavırlarla, Beyaz Saray’ın mevcut sakini Başkan Biden’ın dikkati çekilmeye çalışılıyor bu günlerde.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dönemde Türkiye’nin en kritik sorunlarına uyarladığı “bir gece ansızın” çıkışı mesela; Bu çıkışın kullanıldığı her iki konu da, ABD’de kaşların kalkmasına neden olacak cinsten.

İlk olarak Suriye’ye yönelik yeni bir olası operasyon için söylemişti bu sözü Erdoğan. Hala da ara sıra dile getirmeye devam ediyor. Olası operasyonun hedefi, Suriye’nin kuzeydoğusundaki PKK terör örgütü uzantılı oluşumu kendisine “müttefik” belleyen ABD’yi çok rahatsız etmeye aday. Bu rahatsızlığı da, daha Türk operasyonu ete kemiğe bürünmeden, hem söylemle, hem de eylemle göstermekten........

© Dünya


Get it on Google Play