ABD ve Çin'in başını çekeceği, iki kutuplu yeni uluslararası sistem geçen haftaki gelişmelerle iyiden iyiye belirginleşti.

Bir yandan ABD'nin açıkladığı yeni "güvenlik stratejisi belgesi", diğer yandan Pekin'de toplanan Çin Komünist Partisi 20. Kongresi, önümüzdeki dönem küresel sisteminin ABD ve Çin'in rekabeti etrafında evrileceğini ortaya koydu.

ABD strateji belgesinden başlayalım; Demir Perde'nin çöküşünden beri tek kutuplu dünya düzeninin "jandarmalığını" yürüten ABD, ilk kez kendisine ciddi bir rakibin gelmekte olduğunu kabullendi Başkan Joe Biden imzasıyla yayınlanan Güvenlik Strateji belgesinde.

Belgede Rusya hakkında her ne kadar "acil tehdit" olarak bahsedilmiş olsa da, sonraki satırlar orta ve uzun vadede ABD'nin Moskova yönetimini kendisine rakip görmediğini açıkca ortaya koyuyor. Belgedeki Çin için kullanılan "küresel bir jeopolitik meydan okuyucu" ifadesi ise Washington'un uzun vadede asıl rakip olarak Pekin yönetimini gördüğünün vurgusu gibi. Amerikan belgesinde Çin'in ABD'ye rakip olmak için hem "niyetinin", hem de "kapasitesinin" bulunduğuna atıf da var.

Aynı döneme denk gelen Çin Komünist Partisi Kongresi'nin açılış konuşmasında, Çin'in "ölene kadar lideri" olmaya hazırlanan Şi Jinping'in vurguları da ABD'nin öngörülerini doğrulayacak nitelikte oldu. Kongre sonunda yeniden Parti Genel Sekreteri seçileceği kesin olan Şi, böylece Mao Zedung'dan sonra konulmuş olan "iki dönem kuralını" da alaşağı etmiş olacak. Ulusal Halk Kongresi de 2023 ilkbaharında yapacağı toplantıda da Şi'yi yeniden Devlet Başkanı seçerek, "ölene kadar lider" olmasının önünü tamamen açması neredeyse kesin gibi.

İktidarda olduğu süre boyunca olası rakiplerini "yolsuzluk" adı altında ekarte eden Şi'nin, kongre konuşmasında bu konuya da değinmesi, Komünist Parti'den 5 milyon kişinin "yolsuzluk yaptıkları" gerekçesiyle kovulduklarından övgüyle bahsetmesi, "tek adamlığın" güvencesi için bu sürecin devam edeceğinin işareti olarak yorumlandı.

Şi'nin konuşmasında, ABD'nin adını hiç anmadan, ABD'ye meydan okuması da dikkat çekiciydi; En sert cümleler Tayvan konusunda geldi. Tayvan'ın Çin anakarası ile birleşmesinin kaçınılmaz olduğuna vurgu yapan Şi, gerekirse bunun için askeri güç kullanılabileceğinin de işaretlerini verdi.

İç güvenlik konusuna da sert cümlelerle vurgu yapan Şi'nin "mücadele için birleşmekten", "fırtınalı denizlerden", "Batı'nın kabadayılığına karşı durmaktan" bahsetmesi, Çin'in "uluslararası ilişkilere pek karışmadan, sessizce ekonomik büyüme" politikasından, agresif küresel aktör rolüne yöneliminin somut kanıtları gibiydi.

Çinli liderin ulusal güvenlik konusuna bu kadar vurgu yapmasının ardında ise Çin ekonomisinden gelen alarm zillerinin etkili olduğu yorumları yapılıyor.

Covid pandemisi, büyüme hızı daha salgın ortaya çıkmadan yavaşlama eğilimine girmiş olan Çin ekonomisini kötü vurdu. Bunun üzerine bir de Ukrayna savaşı geldi. Sonuçta Şi'nin liderliğindeki Çin'in ekonomik büyüme rakamları, daha önceki liderler Jiang Zemin ve Hu Jintao'nun dönemlerinden daha düşük geldi. Çin bugünlerde, tüm Asya içinde büyüme hızı en düşük ülkeler arasında anılıyor .Oysa 30 yıldır Asya içindeki en yüksek büyüme rakamlarında hep Çin göze çarpıyordu.

Nitekim Şi, ulusal güvenliğe ilişkin ekonomik konularda devletin daha fazla söz sahibi olacağını da söylediğinde, bu durum da uluslararası alanda Çin'in "pazar ekonomisinden hızla uzaklaşacağının işareti" olarak yorumlandı.

Konuşmasında sık sık "daha çok iş sahası açmaktan" bahseden Şi'nin, "halkın refahını artırmak" yerine, istihdam artırmaya yöneleceği yorumları da yapıldı.

"Ömür boyu lider" Şi yönetimindeki Çin, giderek daha "güvenlik odaklı" hale gelirken, ülke içinde her geçen gün artan iç güvenlik önlemlerinden de bahsetmek gerek elbette. Çin'de 2012'den bu yana gün be gün geliştirilen, hemen her sokağın kameralar ile izlendiği, ülkedeki tüm teknolojik iletişim araçlarının takip edildiği yapay zeka destekli güvenlik sisteminden övgüyle bahseden Şi, bunun daha da "iyileştireceği" sözünü verdi.

Çok sıkı izlenen internet dahil, bu kadar sıkı kontrol altında tutulan Çin halkında ortaya çıkan doğal sendromun ise "siyasetten tamamen kopma" olması doğal. Halk siyasetten koptukça, olası muhalefet odakları da kendiliğinden ortadan kalkıyor elbette.

QOSHE - Çin; uyuyan dev uyanıyor mu? - Zeynep Gürcanlı
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çin; uyuyan dev uyanıyor mu?

51 4 13
22.10.2022

ABD ve Çin'in başını çekeceği, iki kutuplu yeni uluslararası sistem geçen haftaki gelişmelerle iyiden iyiye belirginleşti.

Bir yandan ABD'nin açıkladığı yeni "güvenlik stratejisi belgesi", diğer yandan Pekin'de toplanan Çin Komünist Partisi 20. Kongresi, önümüzdeki dönem küresel sisteminin ABD ve Çin'in rekabeti etrafında evrileceğini ortaya koydu.

ABD strateji belgesinden başlayalım; Demir Perde'nin çöküşünden beri tek kutuplu dünya düzeninin "jandarmalığını" yürüten ABD, ilk kez kendisine ciddi bir rakibin gelmekte olduğunu kabullendi Başkan Joe Biden imzasıyla yayınlanan Güvenlik Strateji belgesinde.

Belgede Rusya hakkında her ne kadar "acil tehdit" olarak bahsedilmiş olsa da, sonraki satırlar orta ve uzun vadede ABD'nin Moskova yönetimini kendisine rakip görmediğini açıkca ortaya koyuyor. Belgedeki Çin için kullanılan "küresel bir jeopolitik meydan okuyucu" ifadesi ise Washington'un uzun vadede asıl rakip olarak Pekin yönetimini gördüğünün vurgusu gibi. Amerikan belgesinde Çin'in ABD'ye rakip olmak için hem "niyetinin", hem de "kapasitesinin" bulunduğuna atıf da var.

Aynı döneme denk gelen Çin Komünist Partisi Kongresi'nin açılış konuşmasında, Çin'in "ölene kadar lideri" olmaya hazırlanan Şi Jinping'in vurguları da ABD'nin öngörülerini doğrulayacak nitelikte oldu. Kongre sonunda yeniden Parti Genel Sekreteri seçileceği kesin olan Şi, böylece Mao Zedung'dan sonra konulmuş olan "iki dönem kuralını" da alaşağı........

© Dünya


Get it on Google Play