Yeni Varlık Barışı’nda mükelleflere beş uyarı
4 Haziran 2026'da yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanun'la, 2008'den bu yana sekizinci varlık barışı. Kapsamdaki varlıklar için genel vergi oranı %5; bildirilen varlığın belirli sürelerle mevduatta, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında ya da girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulacağı taahhüt edilirse bu oran kademeli olarak %0'a kadar iniyor. Son bildirim tarihi 31 Temmuz 2027. Altışar aylık dönemler halinde bu sürenin iki kez Cumhurbaşkanlığınca uzatılabilmesi de mümkün.
Kanundaki “bildirilen veya beyan edilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz” cümlesi kulağa mutlak bir dokunulmazlık gibi geliyor. Oysa on sekiz yıl, sekiz kanun ve giderek sertleşen bir yargı çizgisi bize başka bir şey söylüyor. Yazımı yazarken Balıkesir Vergi Mahkemesi Başkanımız Volkan Erdoğdu’nun makalesinden de yararlandığımı paylaşmak isterim.
Uyarılarımı sıralayayım.
Birinci uyarı: Barış, kapı çalındıktan sonra sığınılacak bir liman değil
En kritik mesele zamanlama. 7582 sayılı Kanun —tıpkı selefi 7417 gibi— vergi incelemesine başlanmasından veya takdir komisyonuna sevkten sonra yapılan bildirimlerin, o inceleme sonucunda yapılacak tarhiyatlar bakımından koruma sağlamayacağını açıkça hükme bağlıyor.
İkinci uyarı: “Hiçbir suretle” cümlesi genel af değil
Danıştay 3. Dairesi'nin son iki yılda istikrar kazanan çizgisi (E:2023/5528, K:2025/4583; E:2023/6468, K:2025/4877; E:2024/1319, K:2025/2006) şunu söylüyor: varlık barışı yalnızca bildirilen varlığın kendisini korur; mükellefin ticari faaliyetinden kaynaklanan kayıt dışı hasılat nedeniyle yürütülen inceleme devam eder ve tarhiyat yapılabilir. İnceleme raporu bildirdiğiniz varlığı eleştirmiyor; kayıt ve beyan dışı bıraktığınız hasılatı eleştiriyor.
Üçüncü uyarı: İspat yükü sizde ve yeri inceleme aşaması
7582'nin merkezine yerleştirdiği kavram illiyet bağı: incelemede bulunan matrah........
