Türkiye ekonomisinde refahın yeni denklemi: 2025 gelir ve yaşam koşulları analizi
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından paylaşılan 2025 yılı Gelir Dağılımı ve Yaşam Koşulları verileri, makroekonomik istikrar ve toplumsal refah dengesi açısından kritik ipuçları barındırıyor.
2024 yılı gelirlerini referans alan bu veriler, bir yandan gelir adaletsizliğinde sınırlı bir iyileşmeye işaret ederken, diğer yandan hane halklarının gündelik yaşamda karşılaştığı yapısal zorlukları tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Makroekonomik perspektiften bakıldığında, büyümenin kalitesi ve kapsayıcılığı, bu raporların satır aralarında gizli.
Gelir dağılımındaki adaletsizliğin en temel göstergesi olan Gini katsayısı, 2025 yılında bir önceki yıla göre 0,003 puanlık bir azalışla 0,410 seviyesine gerilemiş durumda. Katsayının sıfıra yaklaşmasının tam eşitliği temsil ettiği düşünüldüğünde, bu düşüş olumlu bir sinyal olsa da makro düzeydeki eşitsizliğin hala yapısal bir sorun olarak varlığını koruduğunu söylemek mümkün.
Nitekim en yüksek gelirli yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 48,0 iken, en düşük gelirli yüzde 20’lik grubun payı sadece yüzde 6,4 seviyesinde kalmıştır. Bu durum, P80/P20 oranının 7,5 olarak gerçekleşmesine neden olmuştur; yani en zengin kesim en yoksul kesimden hala 7,5 kat daha fazla gelir elde etmektedir. En zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10 arasındaki farkın (P90/P10 oranı) 13,0 olması ise gelir piramidinin tepesi ile tabanı arasındaki uçurumun derinliğini göstermektedir.
Göreli yoksulluk oranlarına baktığımızda, medyan gelirin yüzde 50’si baz alındığında yoksulluk oranının 0,6 puanlık düşüşle yüzde 13,0’a gerilediğini görüyoruz. Ancak bu rakamın ötesinde, yoksulluğun eğitim düzeyi ile olan ters korelasyonu makroekonomik politika yapıcılar için en önemli veridir.
Yükseköğretim mezunları arasında yoksulluk oranı yüzde 2,5 gibi oldukça düşük bir seviyedeyken, bir okul bitirmeyenlerde bu oran yüzde 23,8’e kadar tırmanmaktadır. Bu tablo, beşeri........
