Güvenin anatomisi: Haziran 2023’ten 2026’ya tüketici eğilimleri ve ekonomik öngörüler

Ekonomi sadece grafiklerden, fa­iz kararlarından veya döviz kur­larından ibaret değildir; özünde in­san psikolojisini ve toplumun gele­ceğe dair beslediği umudu barındırır.

Bu psikolojiyi ölçmenin en somut yolu ise Tüketici Güven Endeksi’dir (TGE). Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Mer­kez Bankası (TCMB) tarafından her ay düzenli olarak yayımlanan bu veri­ler, bize sokağın gerçek nabzını tutma imkânı verir. Sn.Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanı olarak göreve geldiği Haziran 2023’ten Şubat 2026’ya kadar olan süreç, Türkiye ekonomisinin bir değişim, direnç ve yeniden yapılanma dönemi olarak kayıtlara geçmiştir.

Geçmişin muhasebesi: Haziran 2023 - Aralık 2024

Endeksin tarihsel seyrine baktığımız­da, Haziran 2023’te 91,1 seviyelerinde olan tüketici güveninin, ekonomi yöne­timindeki paradigma değişimiyle bir­likte rasyonel politikalara geçiş sürecini yansıttığını görüyoruz. Ancak 2024 yılı, yüksek enflasyonun hanehalkı üzerin­deki baskısının en yoğun hissedildiği yıl oldu. Şubat 2024’te 79,3 seviyesine ka­dar gerileyen endeks, tüketicinin alım gücündeki erimeye paralel olarak ciddi bir karamsarlık dönemine işaret ediyor­du. 2024 yılı boyunca uygulanan sıkılaş­tırma politikaları ve faiz artışları, kısa vadede tüketim harcamalarını baskılasa da, yılın son çeyreğinde beklentilerde bir denge arayışı başladı.

2025 Yılı: Dönüşümün ve kademeli toparlanmanın yılı

2025 yılı projeksiyonları ve gerçekle­şen veriler, bu yılın bir “normalleşme” yılı olarak geçtiğini gösteriyor. 2025 yılı­na 82,1 seviyesinde giriş yapan Tüketici Güven Endeksi, yıl boyunca kademeli bir iyileşme sergiledi. Bu dönemde, enflas­yonun hız kesmeye başlaması ve hane­halkı gelirlerindeki ayarlamalar, tüketi­cinin “gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi” alt endeksine pozitif yansıdı. 2025’in ikinci yarısında, özellikle genel ekonomik duruma dair beklentilerin iyileşmesi, ekonomiye olan güvenin tabana yayıldığının bir kanıtıy­dı. Tüketiciler, sadece kendi cüzdanla­rını değil, makroekonomik istikrarı da daha iyimser bir gözle değerlendirmeye başladılar. Bu dönemde dayanıklı tüke­tim mallarına yönelik harcama yapma düşüncesinin artması, iç talebin “sağlık­lı” bir şekilde canlanmaya başladığının sinyallerini verdi.

Şubat 2026: Zirveye yaklaşırken mevcut durum

Gelelim en güncel ve dikkat çekici ve­riye: Şubat 2026. TÜİK’in son raporu­na göre, Tüketici Güven Endeksi Şubat ayında bir önceki aya göre %2,3 oranın­da artarak 85,7 seviyesine yükseldi. Ocak ayındaki 83,7’lik seviyenin üzerine çıkan bu rakam, son yılların en yüksek değerle­rinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Verilerin detayları, bu yükselişin tesa­düfi olmadığını gösteriyor:

Mevcut Dönem Maddi Durum: Ha­nehalkının şu anki durumunu yansıtan endeks %4,4 artışla 72,5’e çıktı. Bu, in­sanların günlük yaşamlarında ekonomik baskının bir nebze azaldığını hissettiğini gösteriyor.

Gelecek 12 Aylık Maddi Durum Beklentisi: %2,2 artarak 86,1 oldu. Tü­ketici, önümüzdeki bir yılın bugünden daha iyi olacağına inanıyor.

Genel Ekonomik Durum Beklen­tisi: %2,2 artışla 92,6 seviyesine ulaştı. Bu oran, iyimserlik sınırı olan 100’e en yakın alt endekslerden biri olması bakı­mından kritik önemdedir.

Gelecek 12 Aylık Dönemde Daya­nıklı Tüketim Mallarına Harcama Yapma Düşüncesi: Tüketici güven en­deksinin genel değeri 85,7 ile kötümser­lik bölgesinde (100’ün altında) yer alır­ken, dayanıklı tüketim mallarına harca­ma yapma düşüncesi alt endeksi Şubat 2026 itibarıyla 103,2 seviyesine ulaş­mıştır. Bu durum, tüketicilerin genel ekonomik gidişata dair temkinli du­ruşlarına rağmen, dayanıklı tüketim kalemlerinde iyimser bir beklentiye sahip olduklarını göstermektedir. Ha­nenin mevcut maddi durumu (71,3) ve gelecek beklentileri (86,8) gibi diğer alt kalemler hala 100 eşiğinin altında seyrederken, dayanıklı tüketim harca­ma düşüncesinin 103,2 ile bu kalem­lerden pozitif ayrışması, tüketicilerin tasarruf yerine bu tür malları edinme veya yenileme eğiliminde olduklarını yansıtmaktadır.

2026 projeksiyonu: Gelecek bize ne söylüyor?

Şubat 2026 verileri ışığında yılın ge­ri kalanı için yapılan projeksiyonlar, en­deksin yükseliş trendini koruyacağı­nı öngörüyor. Eğer dezenflasyon süreci planlandığı gibi devam eder ve jeopolitik riskler kontrol altında tutulursa, 2026 yılının ikinci yarısında TGE’nin 90 se­viyelerini aşması kuvvetle muhtemeldir.

Özellikle dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesinin 91,6 sevi­yesinde seyretmesi, ertelenmiş talebin 2026 yılında ekonomiye can suyu olabi­leceğini gösteriyor. Ancak burada bir risk faktörü bulunuyor: «Gelecek 3 aylık dö­nemde borç kullanma ihtimali». Tüketi­cinin güveni artsa da, finansman mali­yetlerinin yüksek kalması bu talebin ne kadarının realizasyona dönüşeceğini be­lirleyecektir.

Haziran 2023’te başlayan zorlu ekono­mik yolculuk, Şubat 2026 itibarıyla 85,7 puanlık bir güven eşiğine ulaşmış du­rumda. Bu rakamlar, Türkiye ekonomi­sinin sadece sayısal değil, aynı zamanda psikolojik bir toparlanma içerisinde ol­duğunu kanıtlıyor. 2025 yılında atılan te­meller, 2026’da daha kararlı bir iyimser­liğe dönüşüyor. Ekonomi yönetimi için asıl görev; bu yükselen güven grafiğini, kalıcı fiyat istikrarı ve sürdürülebilir bü­yüme ile taçlandırmak olacaktır. Güven, kazanılması zor ama kaybedilmesi kolay bir sermayedir; Şubat 2026 verileri bu sermayenin yeniden birikmeye başladı­ğını bizlere müjdeliyor.


© Dünya