Beklenti ve gerçeklik arasındaki ince çizgi |
2026 yılının ilk dört ayı, Türkiye ekonomisinde dezenflasyon sürecinin hem kararlılıkla sürdürüldüğü hem de yapısal direnç noktalarıyla karşılaştığı kritik bir dönem olarak kayıtlara geçti. Ekonomi yönetiminin rasyonel politikalara dönüş sürecinde hedeflediği dezenflasyon patikası, piyasa katılımcılarının beklentileri ile TÜİK tarafından açıklanan makroekonomik gerçekleşmeler arasındaki dinamik etkileşimle şekillenmeye devam ediyor. Bu süreçte özellikle enerji, gıda ve hizmetler sektöründeki fiyatlama davranışları, makroekonomik istikrarın kalıcılığı açısından belirleyici bir rol üstleniyor.
İlk sinyal ocakta geldi
Yılın başlangıcı olan ocak ayı, dezenflasyon sürecindeki “ivme kaybı” riskinin ilk sinyallerini verdi. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, ocak ayı için aylık enflasyon beklentisi %3,8 seviyesinde şekillenmişti. Ancak TÜİK tarafından açıklanan veriler, aylık %4,84’lük bir artışla bu projeksiyonun yaklaşık 1 puan üzerinde bir gerçekleşmeye işaret etti. Bu sapma, büyük ölçüde yılın ilk ayına özgü ücret ayarlamaları ve vergi düzenlemelerinin geçişkenlik etkisinden kaynaklanırken, piyasa oyuncularının gelecek dönem tahminlerini daha temkinli bir zemine çekmesine neden oldu. Nitekim Şubat ayı anketinde 2026 yıl sonu........