Yatırım fonu çok ama ‘tema’sı az! |
Parasını yatırım fonunda değerlendirmek isteyenler için çok sayıda alternatif var. Belli bir sektöre ya da temaya yatırım yapan tematik fonların sayısı da artıyor. Ancak bazı fonların portföyü adıyla pek de uyumlu değil. Örneğin doğrudan mısır, soya, buğday gibi emtialara yatırım yapan tematik bir fon bulmak zor.
Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde tasarruf sahipleri birikimlerini korumanın derdine düşer. Yaptıkları yatırımın en azından enflasyon oranı kadar getiri sağlamasını umut ederler. Piyasalarda dalgalanmaların yüksek olduğu dönemlerde ise fiyat hareketlerini takip etmek bir o kadar zorlaşır. Böyle dönemlerde profesyonellerin yönettiği yatırım fonlarına yatırım yapılması önerilir.
Türkiye’de neredeyse tüm yatırım kuruluşlarının yönettiği çok sayıda yatırım fonu var. Tefas sayesinde yatırımcılar, sadece hesaplarının bulunduğu kurumların fonları değil diğer tüm kurumların yönettiği fonlara da yatırım yapabilme avantajına sahip. Ekonomi yönetiminin göreve gelmesinin ardından faiz enstrümanının oyuna yeniden dahil edilmesi, özellikle para piyasası fonlarına ilgiyi önemli ölçüde artırdı.
Tematik fonların sayısı artıyor
Borsa İstanbul’un son yıllarda enflasyonun altında bir performans göstermesi, endeksin üzerinde getiri sağlayan hisse fonlarını yatırımcıların radarına soktu. En çok ilgi gören bu fonların dışında tematik fonların sayısı da hızla arttı. Özellikle teknolojinin gelişmesiyle küresel piyasalara yatırım kolaylaştı. Bugün elinizdeki cep telefonları ile Wall Street’te hisse senedi alıp satabiliyorsunuz. Öyle ki tüm dünyada kolaylaşan yatırım araçlarına erişim, Nasdaq’ta neredeyse 7/24 işlem yapılabilmesi için yetkilileri harekete geçirdi. Tekrar tematik fonlara geri dönelim…
Tematik fonlar, bildiğimiz geleneksel fonlara göre, daha fazla uzmanlık gerektiren fonlar. Bu fonlar genellikle belirli bir sektöre veya temaya odaklanır ve yatırımlar diğer fonlara göre daha uzun vadeli bir stratejiye dayanır. Örneğin teknoloji, tarım, gıda, enerji, sağlık, blok zincir alanlarında yeni bir trendin başlayacağına inananlar bu tür fonları tercih edebiliyor.
Türkiye’de de çok sayıda tematik fon var. Ancak fonların portföy dağılımlarına bakıldığında birçoğunun ‘tematik fon’ olmanın hakkını tam olarak vermediği görülüyor. Örneğin, gelecekte Çin ekonomisinin şahlanacağına inanan biri Çin Borsası’na gidip tek tek hisse almaktansa bu şirketlere yatırım yapan fonu almak isteyebilir.
Fakat adında ‘Çin’ yazan fonların portföylerine bakıldığında içinde gerçekten Çinli şirket hissesi oldukça az. Bu tür fonların yüzde 80’inin yabancı menkul kıymetlere yatırım yapması zorunlu. Geri kalan yüzde 20 ise Türk şirket hisse oranı. Benzer bir durum tarım ve gıdaya dayalı tematik fonlarda da var. Gelecekte tarım ürünlerinin fiyatının yükseleceğini düşünüp; mısır, buğday, soya gibi ürünlere doğrudan yatırım yapmak isteyenlere hitap eden tematik fon yok.
Bu ismi taşıyan fonların portföylerine bakıldığında, ağırlıklı olarak Türkiye’de faaliyet gösteren gıda şirketi hisselerinin olduğu görülüyor. Dolayısıyla fon isimleri aslında tematik fon gibi dursa bile içeriği tam olarak bunu karşılamıyor. Yatırım fonlarına yönelik bir çalışma yürüten SPK’nın tematik fonlara yönelik de bir düzenleme yapması kafa karışıklığını ortadan kaldırabilir.