menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gıda enflasyonunda bir tutam iyimserlik

20 0
23.03.2026

Normalde bu yazının konusu büyük bir enerji krizine adım adım yakla­şan dünya ekonomisi ve patlama yapacak olan enerji fiyatlarının yaratacağı domino etkisiyle büyük bir ekonomik krize yuvar­lanacak ülkeler olmalıydı.

Bu ülkelerin başında da Avrupa ve Doğu Asya ülkeleri yani ABD’nin müttefikleri bulunuyor. Takdir edersiniz ki karamsar­lık dozu bir hayli yüksek bir yazı olacaktı. Tereddüt ettim.

Bayram ertesinde acaba iyimser bir ya­zı yazabilir miyim diye baktım ve geçen hafta açıklanan tarım üretici ve girdi fi­yatları istatistiklerinden nispeten iyim­ser bir yazı yazılabileceğini gördüm (ya da gördüğümü sandım).

Tarım üretici fiyatlarında çok düşük artış

Şubat ayında tarım üretici fiyatların­da aylık artış yüzde 0,2’de kalmış. Yüz­de 0,2 2018’den bugüne görülen yani son 6 yılın en düşük artış oranı. Gelecek ay­larda üretici fiyat artışları bu seviye ci­varında gerçekleşse tarım ürünlerinde yıllık enflasyon yüzde 3’ün altında kalır! Böyle bir mucize olmayacağını biliyoruz. Alt kalemlere bakıldığında, TÜİK’in ad­landırmasıyla “Tek yıllık / uzun ömür­lü olmayan bitkiler” ile “Canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde” Şubat ayında fi­yat artışları sırasıyla yüzde 4,3 ve 6,5. Yıl­lık olarak da Tarım-ÜFE yüzde 43,6’dan 40,1’e gerilemiş durumda.

Böyle ise Tarım-ÜFE’de artış nasıl yüz­de 0,2’de kaldı diye soracaksınız. Tarım üretimi ile ilgili hizmetlerin fiyatları ye­rinde saymış; artış yüzde 0,03’ten ibaret. Balıkçılık ve su ürünleri fiyatlarında da yüzde 0,4’lük düşüş var.

Ama çok düşük genel ÜFE artışının esas kaynağı “Çok yıllık (uzun ömürlü bitkilerin)” ortalama fiyatındaki yüzde 5,8’lik düşüş. Tahıl ve baklagillerden olu­şan bu ürün grubunda son dönemde çok yüksek fiyat artışları yaşanmıştı.

O kadar ki Ocak ayında yıllık artış yüz­de 84’ü bulmuştu. Şubat ayında yüzde 79’un altına indi. İnmeye devam edecek gibi duruyor. Bu durumda önümüzdeki aylarda Tarım-ÜFE artışı yüzde 0,2’den daha yüksek olsa bile nispeten düşük kal­ması olası.

Gübrede fiyat artışı yavaşlıyor

Üretici fiyatlarındaki gelişmelerle ye­tinmeyip tarımda maliyet yönünden du­rum nedir diye de bakmak gerekiyor. Ge­çen hafta açıklanan Ocak ayı tarımsal gir­di fiyatları istatistiklerinde bazı olumlu gelişmeler görülüyor. Toplam girdi düze­yinde aylık fiyat artışı yüzde 3,9. Oldukça yüksek ama aynı zamanda son 2 yılın en düşük artışı. İyi haber tarım üretiminde önemli bir maliyet unsuru olan gübrede fiyat artışının yüzde 1,6’da kalması. Yıllık artış da yüzde 37,9’a gerilemiş durumda. Gübrede yıllık fiyat artışlarında zirveye yüzde 58,3 ile geçen yılın Temmuz ayın­da ulaşılmıştı. O tarihten bu yana gübre fiyatlarında artış giderek yavaşlıyor. Bir de ne yazık ki kötü haber var. Hayvan ye­minde Ocak ayında artış yüzde 4,3. Şubat ayında hayvan ürünlerinde yüzde 6,5 ora­nındaki fiyat artışı şaşırtıcı değil.

Tarım üretici fiyatlarında şubat ayında enflasyonun çok düşük kalması ve genel­de eğilimin düşüş yönünde olması bu yıl gıda enflasyonunun yavaşlayacağına dair umut verdiği sanırım söylenebilir. Ancak iki önemli riski göz ardı edemeyiz. Birin­cisi, üretici fiyatlarının artışında dikka­te değer bir yavaşlama olsa bile bu olgu­nun pazar ve market fiyatlarına ne ölçüde yansıyacağının belirsiz olması.

Bu belirsizlik önemli ölçüde ulaşım ma­liyetlerine yani petrol fiyatlarındaki be­lirsizlikten kaynaklanıyor. İkinci risk ise hava koşulları. Geçen yıl yaşanan kurak­lık üretimi dolayısıyla enflasyonu olum­suz etkilemişti. Bu yıl durum nedir diye merak edip internete baktığımda, “2026 yılında tarımsal hava durumu, iklim de­ğişikliğine bağlı olarak artan kuraklık ris­ki, düzensiz yağışlar ve aşırı hava olayları (fırtına, dolu, don) ile karakterize olacak” yanıtını aldım.

Umarım savaş biraz an önce biter, me­teorolojik öngörü de yanlış çıkar. Ama ne olur olmaz diye yazının başlığına “bir tu­tam” betimlemesini ekleme gereğini duy­dum.


© Dünya