Direnen enflasyon ile vasat ve kalitesiz büyüme arasına sıkışmış bir ekonomi
Türkiye ekonomisinin durumuna dair özet görüşümü bu başlıkta ifade etmeye çalıştım. Büyümeden başlamak sıkışmışlığı kavramak için daha elverişli olacak gibi. 2018-2019 yıllarında konut krizi ardından 2020-2021 COVID-19 şokunun ardından Türkiye ekonomisi büyük bir hızla toparlanmayı başarmıştı. Ama son iki yıldır ekonomik büyüme belirgin ölçüde yavaşladı. 2024’te yüzde 3,3 2025’te yüzde 3,6 oldu. Türkiye’nin büyüme potansiyeli bakımından vasat bir büyüme. Nüfus artışının nispeten yüksek olduğu geçmişte bu seviyede büyüme istihdam artışını frenler işsizliği de yükseltirdi. Kişi başına gelir de dolar cinsinden yerinde sayar hatta düşerdi. Günümüzde nüfus artışı neredeyse durduğundan TL de değerlendiğinden bu vasat büyümeyle kişi başı gelir artıyor ama vatandaşın büyük kısmı bundan yararlanamıyor. İstihdam ve işsizlik ise önceki yazılarımda anlatmaya çalıştığım gibi işgücü istatistiklerindeki anormallikler nedeniyle tam olarak ne olduğunu anlamamızı engelliyor.
Büyümenin üretim ve harcamalar yönüyle özelikleri
Neyse vasat büyümenin bu yönü bir yana gerek üretim yönünden gerek harcamalar yönünden devinimi kalitesini diğer ifadeyle sürdürebilirliğini sorgulamayı gerektiren özellikler sergiliyor. Üretim yönünden en çarpıcı özellik inşaat sektörünün bir yılda yüzde 10,8 büyümüş olması. GSYH içinde inşaatın payı yüzde 6’nın biraz üzerinde olduğundan yüzde 3,6’nın yaklaşık 0,6 puanı bu sektörden geliyor. “İnşaatta yüksek büyümenin ne sakıncası var?” var diye sorabilirsiniz. 2014-2017 dönemimde aşırı konut stokuna yol açacak bir büyüme olsaydı sakıncası olurdu. Ama bu büyüme büyük ölçüde deprem bölgesinde devam eden konut inşaatının ve kentsel dönüşümün sonucu. Bunlar da süreli etkenler. Öte yandan inşaat sektörümüzde verimlilik bazlı büyüme çok düşük olduğundan yüksek büyüme devam etmeyecek.
Büyümenin hiç olmazsa yüzde 4-5 bandında sürdürülebilmesi için verimlilik artışlarının yuvası sanayi sektörünün bu düzeylerde büyümesi şart. Oysa 2025’te sanayi sektörü yıllık yüzde 2,9 büyüdü. Son çeyrekte ise önceki çeyreğe kıyasla sanayi yüzde 1,8 küçülmüş durumda. Sanayinin yıllık olarak yüzde 2,6 büyümesinin ardında önemli ölçüde iç talebin olduğu özellikle de tüketimin olduğu açıkça görülüyor. Özel tüketim yüzde 4,1 artmış. Son çeyrekte yıllık artış yüzde 5,2. Yatırımlarda da artış yüzde 7. Tüketim artıyorsa yatırımlar da artar. Ama sorun şu ki bu yatırımlar iç talebe yönelik. İç talepte büyüme yüzde 3,6’nın bir hayli üzerinde. Onu aşağıya çeken net ihracat kalemi. 2025’te ihracat yüzde 0,3 oranında azalırken ithalat yüzde 4,9 büyümüş. İç talep artışıyla uyumlu bir artış. Sonuçta bu yüksek artış sanayi üretimini frenliyor.
Vasat ve kalitesiz büyüme dezenflasyona yardımcı olmuyor
Yüzde 80’lere tırmanan enflasyonu (nedenlerini biliyorsunuz) 3 yıl içinde yüzde 10 civarına indirmek için iç talebin kısılması gerektiğini başta TCMB’nin yönetimi olmak üzere biz ekonomistler biliyorduk. Büyüme üzerinden bir bedel ödenecekti. Ama bu bedeli asgariye indirmek diğer ifadeyle büyümeyi çok da fazla düşürmemek için ihracatın ithalattan daha hızlı artması ve verimlilik artışı sağlayacak reformların devreye girmesi gerekiyordu. Bunlar yapılmadı. TCMB’nin yeni yönetimi faiz artışı ve kredi kısıtlaması ile büyümenin yüzde 3-4 aralığına düşmesini sağlamış olabilir ama bunun dezenflasyona ne kadar yardımcı olduğu tartışmaya açık. Çünkü tüketimi dizginleyemedi. Dezenflasyona destek için TL’nin değerlenmesini de desteklediğinden ihracata köstek oldu. Şubat enflasyonu bu bakımdan son derece endişe verici. Aylık artış yüzde 3, geçen yıl yüzde 2,3’tü. Bir hayli yavaşlamış da olsa düşmekte olan yıllık enflasyon da yüzde 30,7’den 31,5’e yükseldi. Açıkçası dezenenflasyonun yüzde 25 civarında duraklamasını tahmin ediyordum ama bunun bu kadar erken olacağını beklemiyordum. Yine büyük sorun gıda fiyatlarında. Yüzde 3’ün yarıdan fazlası (1,7) puan gıda fiyat artışından geliyor. Ama tüm kalemlerde az ya da çok fiyat artışları var.
Uzatmayayım. TCMB’nin bu gelişmeyi nasıl bir tepki vereceğini gördükten sonra devam ederiz.
