Enflasyon düzeltmesinin çalışmadığı kabul edildi, ya şimdi? (II)

Bu köşede yayınlanan 30.12.2025 tarihli yazımda, enflasyon dü­zeltmesinin neden çalış­madığını ve ertelenme­sinin sorunu çözmedi­ğini tartışmıştım.

Şimdi kaldığım yerden devam­la, alternatif olarak öne çıkan yeniden değerle­menin neden yeterli ol­madığını ortaya koymak ve bir çö­züm önerisi sunmak istiyorum.

Enflasyon düzeltmesinin ya­pılmadığı bir dönemde yeniden değerleme önem kazanır. Nite­kim, 7571 sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanunu’na eklenen geçici madde 37’de (f.2) “Mükerrer 298 inci maddenin (Ç) fıkrası uygu­laması açısından, birinci fıkrada enflasyon düzeltmesi yapılma­yacağı belirtilen dönemler (yet­ki kapsamında uzatılan dönem­ler dahil) enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dö­nem olarak değerlendirilir.” de­nilerek, yeniden değerleme kapı­sı açılmıştır.

Ancak, yeniden değerleme so­runu çözmekten uzaktır. Çünkü;

(i)yeniden değerleme iste­ğe bağlıdır ve kapsamı sınırlı­dır (amortismana tabi iktisadi kıymetler gibi belirli kalemlere odaklanır).

(ii) yeniden değerleme bir “var­lık güncellemesi” sağlasa da, enf­lasyonun vergi matrahını asıl boz­duğu alan olan net parasal pozis­yon etkisini ortadan kaldırmaz. Yani, parasal varlıklar ile borçlar arasındaki dengenin enflasyon karşısında yarattığı kazanç veya kayıp sistematik biçimde nötra­lize edilmez. Çünkü yeniden de­ğerleme sadece belirli duran var­lık kalemlerini güncelleyerek bi­lançonun aktifini kısmen düzeltir; işletmenin kasasındaki nakit, ala­caklar, borçlar gibi parasal kalem­lerin satın alma gücü erozyonunu dikkate almaz.

(iii)yeniden değerleme farkları­nın pasifte özel fon hesabında iz­lenmesi ve belirli hallerde vergi­lendirilmesi, meseleyi “reel kara ulaşma” perspektifinden çok, tek­nik bir bilanço işlemi düzeyinde ele alır. Bu nedenle yeniden değer­leme,........

© Dünya