Ölmeyen geçmiş
Geçmiş asla ölü değildir; hatta geçmiş bile değildir”.
Politik psikoloji açısından derin bir anlamı olan bu ifade, 20. yüzyılın büyük edebiyatçılarından William Faulkner’a ait. “Geçmiş” dediğimiz şey, insanları, toplumları, devletleri, medeniyetleri lineer bir çizgi üzerine yerleştirip onu “zaman” kavramı ile tanıştırmamızla şekillenen bir olgu. Sanki ömür denilen yolculuğumuzda taşımaktan yorulup da bir yerlerde üzerimizden bıraktığımız, içi çerçöple dolu bir çuval gibi bakıyoruz bazen ona. Hep yanımızda taşımak istediğimiz güzel anıları ayrıştırıp, sırf kötüleri atabilsek keşke ama o da olmuyor. Çuvalımız boşaldıkça doluyor ve geride bıraktığımızı zannettiğimiz çuval, ömür yolculuğu ilerledikçe taşınması daha da ağır bir yüke dönüşüyor.
Çuval taşımak sadece bireysel bir durum değil. Toplumlar, devletler ya da medeniyetler de içinde zaferlerin, yenilgilerin, günahların, umut ve hayal kırıklıklarının olduğu bir hafıza çuvalının gönüllü hamalları aslında. Nesiller geçtikçe çuval sabit kalırken, hamalları değişip duruyor. Tam da bu yüzden geçmiş, bir başka şehre taşınarak uzaklaştığımız bir hatıra değil, tüm ömrümüzce bazen daha belirginleşip, bazen kaybolan, bazen uzayıp bazen kısalan bir gölge gibi bize eşlik eden bir yol arkadaşı.
Politik psikoloji alanının “geçmiş” konusuna özel bir önem vermesinin temel sebebi de bu. Bu alanda çalışanlar şimdiyi ve geleceği yorumlarken eylemlere, sözlere olduğu kadar onun tarihsel kökenlerine de odaklanmanın gerekli olduğuna inanıyorlar.
Kolektif hafıza, bizim açımızdan dev bir laboratuvar. Şarkılarda, şiirlerde, anlatılarda, toplumsal reflekslerde, davranış ve tutumlarda kendisini ele veren, gizli bir yönetici gibi. Geçmişin kimi zaman fısıldayarak, kimi zaman yüksek sesle verdiği komutların deposu orası. Zamanın ruhu dediğimiz şey de o sese paralel olarak şekil alıyor. Şimdilerde de politik mimariyi hemen her yerde aynı kavram şekillendiriyor: “Yeniden”
Amerika’yı yeniden büyük yapanlar da var; “Büyük Rusya”yı yeniden kuranlar da; Çin ulusunu yeniden diriltmek isteyenler de var; Hindistan’ı yeniden kadim medeniyet........
