menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni yıla girerken: Hız, akıl ve vicdan arasında

22 0
27.12.2025

Yılın son günleri her zaman tu­haf bir duraklama hissi yara­tır. Takvim ilerlemeyi dayatırken, insan zihni geriye bakmadan ede­mez. Bitirdiklerimiz, yarım kalan­lar, görmezden geldiklerimiz… İş dünyası içinse bu günler yalnız­ca bilanço kapanışı değil; aynı za­manda bir muhasebe anıdır. Sa­dece rakamların değil, kararların, önceliklerin ve niyetlerin de mu­hasebesi. Yıl boyunca verilen kü­çük kararların, yapılan tercihlerin ve ertelenen soruların toplamı, bu günlerde daha görünür hâle gelir.

2025’i geride bırakırken, dün­yanın daha sakin, daha öngörü­lebilir bir yer olduğunu söylemek zor. Küresel belirsizlikler, savaş­lar, ekonomik dalgalanmalar, göç­ler, iklimle bağlantılı krizler ve toplumsal kırılmalar artık istisnai başlıklar değil, gündelik hayatın bir parçası. Bu tablo, bireyler ka­dar kurumları ve liderleri de yoru­yor. Çünkü belirsizlik arttıkça, ka­rar almak zorlaşıyor; karar almak zorlaştıkça hataya tahammül aza­lıyor. İş dünyası tam da bu sıkış­mışlık içinde yol almaya çalışıyor.

Bugün şirketler yalnızca piyasa koşullarıyla değil, aynı zamanda artan beklentilerle de karşı karşı­ya. Çalışanlar anlam arıyor, müş­teriler güven talep ediyor, toplum kurumların durduğu yeri sorgulu­yor. Bu da iş dünyasını, alışık oldu­ğu hız ve performans ölçütlerinin ötesinde bir düşünmeye zorluyor. Artık yalnızca “ne yaptığımız” de­ğil, “nasıl yaptığımız” da belirleyi­ci hâle geliyor.

Tam da bu nedenle yeni yıla gi­rerken sormamız gereken soru yalnızca “daha hızlı mı olmalıyız?” değil. Hız, çoğu zaman bir refleks hâline gelmiş durumda. Oysa asıl mesele, bu hızın bizi nereye taşıdı­ğı. Bu yüzden belki de asıl soru şu olmalı: Bu hızın içinde nasıl insan kalacağız? Nasıl düşüneceğiz, na­sıl ilişki kuracağız, nasıl sorumlu­luk alacağız?

Belki de artık........

© Dünya