Küresel riskler 2026
Dünya bir kez daha “kriz” kelimesine alışıyor. Ama bu kez kriz tek başına değil; yanına güvensizliği, belirsizliği ve rekabeti de alarak geliyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun “Global Risks Report 2026” başlıklı son raporu, bir gelecek tahmini yapmıyor. Daha çok şunu söylüyor: “Zaten içindeyiz.”
Rapora göre 2026, “çatışmalı rekabet çağı”nın resmen başladığı yıl. Küresel sistem artık ortak akılla değil, karşılıklı hamlelerle ilerliyor. Devletlerarası ilişkilerde işbirliği dili geri çekilirken, ekonomi, ticaret ve teknoloji giderek stratejik ve siyasi araçlara dönüşüyor. Bu tablo yeni değil, fakat bu yılın farkı şu: belirsizlikten çok kabulleniş hâkim. Raporun tonu, “nasıl önleriz?” sorusundan ziyade, “nasıl idare ederiz?” sorusuna kaymış durumda.
WEF’in küresel risk algısı anketine katılan liderlerin ve uzmanların yarısı, önümüzdeki iki yılı “türbülanslı” ya da “fırtınalı” olarak tanımlıyor. Kısa vadede karamsarlık artarken, uzun vadede çok sınırlı bir “alışma” etkisi görülüyor. Dünya kötüye gidişi görüyor ama bu gidişin tersine çevrileceğine dair güçlü bir kolektif strateji ortaya koymuyor.
Geçen yılın raporunda öne çıkan “çoklu kriz” (polycrisis) kavramı, bu yıl yerini daha dar ama daha sert bir tanıma bırakıyor: Jeoekonomik çatışma. 2026 için küresel ölçekte en büyük risk olarak ilk sıraya yükselen bu başlık, yalnızca ticaret savaşlarını değil; yaptırımları, yatırım kısıtlarını, tedarik zincirlerinin siyasallaşmasını, teknolojiye erişimin sınırlandırılmasını ve finansal baskı araçlarını kapsıyor.
2025 raporunda “tırmanma ihtimali” olarak tanımlanan bu eğilim, 2026 raporunda artık geçici bir dalgalanma değil, yerleşik bir düzen olarak ele alınıyor. Bu çerçeve, raporun geri kalanındaki tüm risk okumalarını da belirliyor.
Jeoekonomik çatışma, iki yıllık perspektifte en yüksek risk olarak görülüyor çünkü etkisi hızlı, zincirleme ve doğrudan. Ticaret kısıtları, yaptırımlar ve teknoloji ambargoları, kısa sürede piyasaları,........
