Yaprak dökümü |
Trump’ın birinci dönemini hatırlayanlar bilir. Çok eleştirilmesine rağmen ikinci dönemine kıyasla çok daha tecrübeli ve üst düzey bir ekiple yola çıkmıştı. Mesela Jim Mattis 4 yıldızlı bir generaldi. Ondan görevi devralan Mark Esper de yine kıdemli bir askerdi. Jeff Sessions vardı mesela adalet bakanı olarak, eski Alabama senatörüydü. Yerine gelen William Barr, Bush’un adalet bakanlığını yapmıştı. Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Exxon Mobil’in CEO’suydu. Yerine gelen Mike Pompeo hem eski Temsilciler Meclisi üyesi hem eski CIA direktörü idi. Tarım bakanı Sonny Perdue eski Georgia valisiydi. Elaine Chao, George Bush döneminde çalışma bakanıydı, tecrübeliydi. Uzatmayayım, ama daha birçok örnek verebilirim.
Trump, bağlılık arayan bir kabine kurdu
Ancak birçok istifa, Trump’a karşı net tavırlar sonrası yaşanan çatışmalar, hatta en son olarak Başkan Yardımcısı Mike Pence ile yaşanan üst seviyede gerginlik, Trump’ın ilk dönemine damga vurdu. Trump, ikinci dönemine girerken temel kriteri, kendisine sonuna kadar bağlı olmaktı. Bu doğrultuda, liyakatten ziyade bağlılık arayan bir kabine kurdu. Yakın Trump danışmanlarından MAGA (Make America Great Again) ekibine kadar sert ama sonuna kadar Trump’çı bir ekip kurdu. Bu ekip kariyer ve liyakat olarak birinci kabineye göre zayıf, ancak Trump’a daha bağlı bir ekip olarak görüldü. Buradaki esas nokta ise şu; yaşanan gerginlikler, ekonomideki ve göç politikalarındaki sorunlar, Trump’ın üzerindeki baskıyı artırdı. Epstein dosyaları, İran meselesi, Gazze’deki durum, Trump’ın dış politikadaki üslubu o kadar sert ve gergin bir ortam yarattı ki, “yaprak dökümleri” başladı.
İlk olarak ulusal güvenlik danışmanı Mike Waltz ile yollar ayrıldı. Daha sonra FEMA (Federal Acil Durum Yönetim Ajansı) Direktörü Cameron Hamilton ekipten ayrıldı. Pandemiden sonra daha da önem kazanan CDC (Centers for Disease Control and Prevention) Direktörü Susan Monarez, Trump ile ters düştüğü için görevden ayrıldı. Monarez’i sınır güvenlik şefi Greg Bovino takip etti. Büyük sürpriz Kristi Noem oldu, iç güvenlik bakanıydı, Trump’ın en has isimlerindendi, yollar ayrıldı. Son olarak da adalet bakanı Pam Bondi kabineye veda etti. Tabi ki en başta gayri resmi şekilde vedalaşılan Elon Musk’ı saymıyorum bile.
Bir gün tehdit, bir gün barış söylemleri
Bu ekip Trump için sırtını dayayacağı, güven duyacağı, onu yarı yolda bırakmayacak bir ekipti. Belki de onlar onu bırakmadı. Trump, yaşanan tüm hadiselerin verdiği aşırı özgüvenle birlikte, yaşadığı süreçte hatasını kabullenmiyor. Hep ekibini ve etrafındakileri suçluyor. Üslubu sadece sertleşmiyor, üstüne üstlük dağınıklaşıyor. Her gün ayrı üslup, ayrı sertlik, ayrı söylemler. Bir gün tehdit, bir gün barış söylemleri ile gidip gelen çok dengesiz bir süreç var ortada. Bu Trump’ın politikalarını, söylemlerini, kısaca her şeyini çok belirsiz bir hale getiriyor. Neticede de suçu kabullenme üslubu olmadığı için en yakında kim varsa, yıllar önceki çırak programında yaptığı gibi “kovuldun” diyor. Bu “yaprak dökümü” hızlanarak devam eder, eğer bu üslup sürerse, Trump işin sonunda gerçekten çok yalnız kalabilir. Çünkü bilhassa kasım seçimlerinde meydana gelecek bir ağır hezimet, Trump’ın etrafında kalmaya devam edecek herkesin siyasi hayatını bitirebilir. Bu endişe hem kabinede hem de Trump destekçilerinde büyük eksilmelere sebep olabilir.