menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

RFK mutfaktan gitmeseydi

17 0
30.12.2025

Kennedy ailesi enteresan bir siyasi aile. Baba “Jo­seph Kennedy” döneminin en zenginlerinden. Başkan Ro­osevelt’in yakın arkadaşı ve büyükelçisi. Niyeti, büyük oğ­lu Joseph Jr.’ın ABD Başkanı olması.

Tüm aile buna hazır, ama II. Dünya Savaşı sırasın­da uçağı Avrupa’da düşürülü­yor ve ölüyor. Gözler iki nu­maralı Kennedy’ye dönüyor: “John Fitzgerald Kennedy” (JFK), namıdiğer “Jack”. Bü­yük bir kampanya hikâyesi, aşk hikâyeleri, sağlık sorunu, dış politika ve iç siyasetteki değişimlerle dolu, sonu sui­kast ile biten bir hikâye.

Ancak tüm bunların göl­gesinde, gözlerden uzak, hep destekçi durumunda kal­mış, abileri gibi babaya değil de anneye benzeyen “Bobby” var bir de. Esas adıyla “Ro­bert Francis Kennedy” (RFK). Harvardlı hukukçu. Üç numa­ralı oğul. Önceleri abisinin se­nato ve başkanlık kampanya­sında “kampanya direktörü”. Abisi ABD Başkanı olduktan sonra “benden bu kadar di­yor”, ama abisi onu bizdekine en yakın tabiriyle “Adalet Ba­kanı” yapıyor. “Yanımda sana ihtiyacım var” di­yor. Amerikan ta­rihinin en genç ve en güçlü Adalet Bakanı. JFK’ye ulaşmanın yolu ondan geçiyor­du. Çok güçlüydü. Ancak abisinin ön seçimdeki rakibi, ardından başkan yardımcısı olan “Lyndon Baines Johnson” ile arası kötüydü.

Havuzda yüzerken çalan telefonla hayatı değişti. Abi­si ve başkanı, en yakın dos­tu, Texas’ta suikasta uğra­mış ve ölmüştü. Herkes Joh­nson’dan, ABD Başkanlığını devraldıktan sonra, “Bobby”yi başkan yardımcısı........

© Dünya