Çalınan başkan
Bu hafta “ne yazacağım” diye düşünmeyeceğim haftalardan biri. Yılın ilk haftasında dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir olaya uyandık. Bir ülkenin devlet başkanı, başka bir ülke tarafından yatağından sürüklenerek kaçırılıp, New York’a yargılanması için götürüldü. Bu cümle bile başlı başına acayip geldi değil mi? Önümüzdeki haftalarda detaylara girip, bugün yazacaklarımı detaylı ele alacağım. Bugün derdim işin vahametini, garipliğini ve dünyanın geldiği noktayı gözler önüne sermek.
Maduro’yu seversiniz sevmezsiniz, seçimlere hile karıştırmıştır veya çalmıştır çırpmıştır ya da yapmamıştır. Mesele bu değil. Mesele bir ülkenin ki dünyanın büyük ülkelerinden birinin devlet başkanını yatak odasından alıp kaçırıyorsunuz. Akla gelen ilk soru basit, adam terk edilmiş sokakta tek başına beklese bile, illa ki biri çıkar “durun” der. Bu adam, başkentte sözde iyi tahkim edilmiş, korumalarla dolu bir binadan bir Amerikan askerinin........
