Su Kanunu’nda sona doğru

Su; gıda güvencemizin, ekonomik büyü­memizin, iklim değişikliğine uyumun ve nihayetinde kaynak kullanım ekonomisinin en stratejik unsuru haline geliyor. 2013’ten bu yana tartışılan Su Kanunu Taslağı niha­yet hazırlandı ve paydaş görüşlerine sunul­du. Su yönetimindeki parçalı yapının son­landırılması ve suyu merkeze alan üretim planlaması, taslağın en önemli yönü. Bu­günkü yazımızda, kanun taslağının, özellik­le tarımsal su kullanımı, yeraltı suları ve ve­rimlilik ekseninde neler getirdiğine odakla­nacağız.

Taslağın temel yaklaşımı, suyun miktarı­nı ve kalitesini birlikte ele alması. Bugüne kadar konuya daha çok kirlilik odaklı bakı­lırken, yeni dönemde suyun miktarı ve ne şekilde paylaşılacağı hayati önem kazanı­yor. Artık tarımsal üretim planlaması, hav­za ölçekli su planlarıyla uyumlu olmak zo­runda. Diğer bir ifadeyle, su kısıtı olan böl­gelerde aşırı su tüketen ürünlerin üretimi mümkün olamayacak. Taslakta, genel su­ların Devletin hüküm ve tasarrufu altın­da olduğu, özel mülkiyete tabi olan tapulu arazideki kaynak suları için, suyun sınırsız tasarrufunun önüne geçilerek malikin ih­tiyacı kadar suyu bedelsiz kullanabileceği, fazlasının ise genel su niteliğinde olacağı düzenlemesi getiriliyor.

Yeraltı sularının........

© Dünya