Türkiye için yeni bir konut erişim modeli |
Konut piyasasında uzun süredir tartışılan meselelerden biri, hem yatırımcıya güvenli bir getiri sağlamak hem de kiracıya mülkiyet yolunu açabilmek. Türkiye’nin mevcut finansman modellerinde yatırımcı ile kullanıcı arasındaki köprü çoğu zaman kurulamıyor.
Oysa dünyada giderek yaygınlaşan hibrit modeller, bu köprüyü kurmakla kalmıyor; aynı zamanda sosyal etkiyi de piyasa mantığıyla bütünleştiriyor. “Kira Birikimli Tapu” yaklaşımı, aslında iki farklı sistemin birleşiminden oluşuyor: “Rent-to-Own” ve “Shared Ownership.” Bir yandan kiracıya kira öderken mülkiyet kazanma imkanı veriyor, diğer yandan yatırımcıya da erken çıkış, kira geliri ve sermaye kazancı sunuyor. Üstelik bu model, atıl bırakılan payları yeniden piyasaya kazandırarak sistemin verimliliğini artırıyor.
Modelin işleyişi basit ama etkili: Projeye giren ilk iki yatırımcı, örneğin, toplam e payı üstleniyor. Normalde geliştiricide kalan 5’lik bölüm ise pasif kalmak yerine yeni bir ürüne dönüştürülüyor. Bu pay ya dış yatırımcılara satılıyor ya da doğrudan kiracıya kademeli sahiplik imkanı sunuyor. Kiracı kira öderken aynı zamanda bu payı satın alıyor; süreç sonunda mülkün tamamı onun üzerine geçiyor. Böylece yatırımcı kazanıyor, kiracı ev sahibi oluyor, şirket ise sosyal etki yaratan yeni bir ürünle farklılaşıyor.
Diğer taraftan, bugün bu tür hibrit modellerin önünde duran en kritik soru ise “Kiracının kademeli alacağı pay hangi değer üzerinden belirlenecek?” noktasında kitleniyor. Eğer bu noktada şeffaflık sağlanmazsa, modelin sosyal etkisi zayıflar. Burada devreye SPK lisanslı değerleme firmalarının raporları girmeli.
Pay devri, dönemsel........