Konut piyasasında 2025: Gürültünün altındaki gerçekler |
Bu hafta Fransa’da gayrimenkul sektörünün dünya ölçeğindeki en önemli buluşmalarından biri olan MIPIM düzenleniyor. Türkiye’den de sektör temsilcileri, yatırımcılar ve geliştiriciler bu etkinlik için Cannes’da bir araya geliyor.
Ben de bu vesileyle GYODER tarafından hazırlanan Gösterge MIPIM özel sayısında 2025 yılına ilişkin konut piyasası değerlendirmemi paylaştım. Bu haftaki köşe yazımda ise o çalışmada ele aldığım bazı temel tespitleri daha sade bir çerçevede yeniden ele almak istedim.
Aslında mesele oldukça basit. Türkiye konut piyasası son birkaç yıldır hızlı fiyat hareketleri, değişen kredi koşulları ve arz tarafındaki dalgalanmalar arasında yeni bir denge arıyor. Son dönemde konut piyasasına ilişkin basında yer alan değerlendirmelerin çoğu oldukça keskin başlıklar üzerinden yapılıyor. Bir tarafta satış adetlerinin rekor kırdığını söyleyenler var. Diğer tarafta fiyatların reel olarak negatifte kaldığına dikkat çeken analizler. Oysa konut piyasası tek bir gösterge üzerinden okunabilecek kadar basit bir alan değil ki. Mevzuat düzenlemeleri, fiyatlar, krediye erişim, kira dinamikleri ve yeni üretim aynı anda değerlendirilmediğinde ortaya çıkan tablo çoğu zaman eksik kalıyor. 2025 yılı verileri de tam olarak böyle bir karmaşık geçiş dönemine işaret ediyor.
Bu tabloyu anlamak için ilk bakılması gereken alan konut fiyatlarının nominal seyri ile reel değer arasındaki fark. Yüksek enflasyon dönemlerinde fiyatların nominal olarak yükselmesi çoğu zaman piyasanın güçlü olduğu yönünde bir algı yaratıyor. Ancak enflasyon etkisi dikkate alındığında tablo farklı bir noktaya evriliyor. 2025 yılı sonunda konut fiyat........