Gayrimenkulde kaldıracın yeni hikayesi: Sermaye piyasalarının açtığı yol

Gayrimenkulde para sadece ürünü alırken değil, sadece ürünü satarken de değil; ba­zen nasıl finanse edildiğine bağlı olarak da ka­zanılır… Biz buna kaldıraç etkisi diyoruz…

Türkiye’de kaldıraç denince uzun yıllar tek bir adres vardı; kredi. Ben de yıllarca böyle an­lattım. Çünkü 2000’lerin ortasından 2020’lere kadar konut üretiminin de, ticari gayrimenkul projelerinin de, bireysel yatırımcının hareket alanının da ana motoru bankacılık sistemiy­di. Faiz düşünce ivme kazanır, kredi genişle­yince üretim hızlanır, sektör bir nefes alırdı. O dönemde süreç böyle işliyordu.

Fakat son beş yılda manzara sessizce değişti. Faiz oynaklı­ğı arttı. Özellikle BDDK’nın kredi sıkılaştırıcı tedbirleriyle teminat baskısı sertleşti. Vadeler kısaldı. Kredi bugün hala kaldıraçtır; ama artık “parayı büyüten” değil, çoğu zaman adımı sı­nırlayan bir araç haline geldi. Bireysel yatırım­cı temkinli, geliştirici firmalar ise nakit akışını sürekli yeniden kurmak zorunda.

Kaldıraç arayışı bitmedi. Sadece yön değiş­tirdi. Bankadan sermaye piyasalarına doğru kaydı. Bu dönüşümün temeli aslında bundan on yıl önce atıldı. 2014’te GYF tebliği yayım­landığında kimse birkaç yıl sonra fonların sek­törde bu kadar belirleyici bir role kavuşacağını öngörmüyordu. İlk uygulamaları 2016’da gör­dük.

O yıllarda fonlar daha çok “yeni bir ens­trüman” olarak izleniyordu. Asıl genişleme 2019’dan sonra başladı. 2021–2024 arasında fon sayısı arttıkça, kaldıraç tartışmasının ağır­lık merkezi de giderek kredi........

© Dünya