İşçi, memur, emekli, esnaf ve işvereni daha zor günler bekliyor!

Türkiye ekonomisinin bugün karşı karşıya olduğu tabloyu anlamak için iki temel alana bir­likte bakmak gerekiyor: Merkez Bankası rezervleri ve hane halkı­nın geçim koşulları. Son veriler, bu iki alanın aynı anda sıkıştığını ve bunun toplumun tüm kesimlerine yayılan bir baskı yarattığını göste­riyor.

Rezervler eriyor, borç artıyor!

27 Şubat 2026 ile 17 Nisan 2026 arasındaki kısa sürede bile Merkez Bankası’nın rezervlerinde dikkat çeki­ci bir gerileme var:

* Brüt rezervler: 210,2 milyar dolar­dan 174,4 milyar dolara

* Net rezervler: 91,8 milyar dolar­dan 58,4 milyar dolara

* Swap hariç net rezervler: 78,9 mil­yar dolardan 39,7 milyar dolara

Aynı dönemde Türkiye’nin kısa va­deli dış borcu ise 225,4 milyar dolar­dan 239,2 milyar dolara yükselmiş du­rumda.

Bu tablo basit bir gerçeğe işaret edi­yor: Rezervler azalırken, ödenmesi ge­reken borç artıyor. Bu da ekonomi yö­netiminin hareket alanını daraltıyor. Çünkü rezervler, kur istikrarını sağla­mak, dış borç ödemelerini karşılamak ve olası krizlere karşı tampon oluştur­mak için kritik öneme sahip.

Geçim tarafında tablo daha da çarpıcı:

Öte yandan hane halkı cephesinde de ciddi bir sıkışma söz konusu. TÜRK-İŞ’in Nisan 2026 verilerine gö­re:

* Açlık sınırı: 34.587 TL

* Yoksulluk sınırı: 112.661 TL

Bu rakamlar, mevcut gelir seviye­leriyle karşılaştırıldığında tablo daha net ortaya çıkıyor:

* Asgari ücret: 28.075 TL

* En düşük emekli aylığı: yaklaşık 20.000 TL (ortalama 25.000 TL)

* Ortalama........

© Dünya