Emekli aylıklarında sorun sosyal yardımla çözülür mü, yoksa sistem yeniden mi kurulmalı? |
Emekli aylıklarıyla ilgili beklenti her geçen gün artıyor. Kamuoyuna yansıyan açıklamalar, çeşitli bakanlıkların bir çalışma yürüttüğünü gösteriyor. Ancak tartışmanın merkezinde hâlâ temel bir soru var: Türkiye’de emekli aylıklarındaki sorun sosyal yardımlarla mı çözülecek, yoksa sistemin kendisi mi yeniden ele alınacak?
Bugün geldiğimiz noktada mesele yalnızca en düşük emekli aylığı değildir. Sorun, sistemin bütününde yaşanan değer kaybıdır.
Sorun sadece en düşük aylık değil
Son yıllarda uygulanan politika, en düşük emekli aylığını belirli bir seviyeye tamamlama üzerine kurulu. Bu yaklaşım alt gelir grubunu korumayı hedefliyor. Ancak bu yöntem, sistemdeki genel bozulmayı ortadan kaldırmıyor.
Çünkü sadece 20 bin lira civarında aylık alan emekliler değil; yatırdığı prime göre daha yüksek aylık alması gereken milyonlarca emekli de ciddi bir gelir kaybı yaşıyor. Yıllarca gerçek kazanç üzerinden sigortalı çalışmış, yüksek prim ödemiş, mesleki birikimi nedeniyle daha yüksek ücretle istihdam edilmiş kişiler de emeklilik döneminde bekledikleri gelire ulaşamıyor.
En düşük aylığa odaklanan iyileştirmeler, prim–maaş dengesini zayıflatıyor. Bu da “yüksek prim ödemenin avantajı kalmadı” algısını güçlendiriyor. Oysa sosyal güvenlik sistemi yardım değil, prim karşılığı hak ilkesine dayanır.
Sosyal yardım modelinin sakıncaları
Son dönemde düşük emekli aylıklarına kira desteği, nakdi yardım, enerji yardımı gibi sosyal desteklerle çözüm aranabileceği yönünde tartışmalar artıyor. Ancak bu yaklaşımın ciddi sakıncaları var.
* Birincisi, sosyal yardım geçicidir; emekli aylığı ise kalıcı bir haktır.
* İkincisi, yardım mekanizması bütçe imkânlarına bağlıdır ve her dönem değişebilir.
* Üçüncüsü, prim esaslı sistemin psikolojik ve hukuki........