menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asgari ücrette asıl tartışılması gereken ne?

17 0
23.07.2026

Son günlerde ka­muoyunda en çok konuşulan ko­nulardan biri, asga­ri ücretin bölgesel veya sektörel olarak belirlenebileceğine ilişkin haberler ol­du. Elbette bu konu tartışılabilir. Dün­yada bunun farklı örnekleri de bulu­nuyor. Ancak bana göre Türki­ye’nin asıl tartışması gereken konu bu değil.

Asıl mesele, asgari ücretin yeniden gerçek anlamına ka­vuşturulmasıdır.

Çünkü asgari ücret, işvere­nin çalışanına ödemesi gereken standart ücret değildir. Asga­ri ücret; devletin, “Bir çalışana bunun altında ücret ödeyemez­sin.” diyerek belirlediği en dü­şük yasal ücret sınırıdır. Yani çalışma hayatının tabanıdır.

Ne var ki Türkiye’de uzun yıl­lardır asgari ücret, taban ücret olmanın ötesine geçmiş, fiilen çalışma hayatının referans üc­reti hâline gelmiştir. Ücret pa­zarlıkları asgari ücret üzerin­den yapılmakta, birçok işye­rinde çalışanların önemli bir bölümü ya asgari ücret almakta ya da asgari ücretin çok az üze­rinde ücretlerle çalışmaktadır.

İşte üzerinde durulması ge­reken temel sorun da budur.

Bugün konuşmamız gereken konu, asgari ücretin kaç lira olacağı değil, asgari ücretle ça­lışanların sayısının nasıl azal­tılacağıdır.

Çünkü gelişmiş ekonomiler­de başarı, asgari ücreti sürekli artırmakla değil; çalışanların büyük bölümünü asgari ücretin üzerine taşıyabilmekle ölçülür.

Ortalama ücretler yükselmelidir

2026 verilerine göre SSK kapsamındaki çalışanların or­talama aylık net kazancı yak­laşık 53 bin TL seviyesindedir. Özel sektörde bu rakam yak­laşık 49 bin TL, kamuda ise 68 bin TL civarındadır.

Bu veriler önemli olmakla birlikte tek başına yeterli değil­dir. Çünkü ortalama ücret, yük­sek gelirli çalışanların etkisiyle yukarı çıkabilir. Esas bakılması........

© Dünya