Ah benim gözü yaşlı fon yöneticim: Borsa’da bir gerçeklik savaşı

Sabahları değişmez bir ruti­nim vardır; kahvemi alıp ek­ranın başına geçtiğimde, önce global finans kanallarından dün­yadaki nabzı tutarım, hemen ar­dından yüzümü Türkiye’ye çevi­ririm. Aradaki fark, ne yazık ki yıllardır değişmeyen ve her ge­çen gün biraz daha derinleşen o uçurumdur. Dünya; teknolojide­ki devrimleri, yapay zekanın ve­rimlilik artışlarına etkisini, şir­ketlerin yarattığı katma değeri ve inovasyon hikayelerini konu­şurken; biz kendimizi yine o ma­lum “faiz, kur, borsa” şeytan üç­genine sıkışmış halde buluruz. Dünyada “değer”, bizde ise sade­ce “fiyat” konuşulur.

Geçtiğimiz günlerde, borsa endeksinin yeni rekorlar kırdı­ğı haberleri “son dakika” bantla­rıyla ekranlara düşerken, kendi portföyüme ve yönettiğim fon­lara şöyle bir baktım. Ekranda­ki o kırmızı bantlı coşku ile cüz­dandaki gerçeklik arasında ina­nılmaz, hatta rahatsız edici bir tezat vardı. Endeks uçuyor, re­korlar kırılıyor ama temel anali­zi sağlam, çarpanları makul, ger­çekten üretim yapan ve kâr eden şirketlerden oluşan portföyler yerinde sayıyordu.

İlk refleks olarak insan kendine dönüyor: “Acaba hata bende mi? Piyasanın gördüğü ama benim kaçırdığım bir büyüme hikayesi mi var?” An­cak piyasanın kurdu di­yebileceğim dostlarım­la, rasyonel zemininden şüphe etmediğim uz­manlarla konuştuğum­da, sorunun kişisel bir seçim hatası olmadığı­nı, bu “sessiz çığlığın” kolektif bir durum oldu­ğunu anladım. Üst düzey ekono­mi yönetiminin de aylar önce işa­ret ettiği o “manipülasyon” ger­çeği, aslında odadaki görünmez fildi ve artık o fil, odadaki önemli göstergeleri ezip geçiyordu.

Borsamızın yapısal sorunları­na inmeden bu durumu anlamak imkansız. Halka açıklık oranları­nın sığ olması, likidite anlamın­da ciddi engeller yaratıyor ve pi­yasayı manipülatif hareketlere açık hale getiriyor. Bazı şirketle­rin piyasa değerleri ile finansal gerçeklikleri (temel göstergeleri) arasında, izahı mümkün olmayan uçurumlar oluşuyor.

Düşünün; bir şirket esas faali­yetinden kâr etmiyor, nakit akı­şı negatif, operasyonel verimli­liği düşüşte.........

© Dünya