Sektörel güvende yaprak dökümü
ABD/İsrail-İran arasında 28 Şubat’tan bu yana devam eden sıcak savaşın yol açtığı belirsizlik ve tehditler dolayısıyla tedirginlik tüm sektör lere yayıldı. Reel sektörün yanı sıra hizmetler, perakende ticaret ve inşaatta da ekonomik güven kaybı yaşanıyor.
Merkez Bankası’nın reel sektör güvenindeki sert düşüşü ansıtan endeks verisinden sonra Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dün açıkladığı, hizmet, ticaret ve inşaat sektörlerine ait güven endekslerinin Mart 2026 sonuçları da benzer gelişmeyi ortaya koydu. Söz konusu ana sektörlerin üçünde de güven düşüş gösterdi. Mevsim etkilerinden arındırılmış mart ayı verilerine göre güven endeksi hizmet sektöründe yüzde 0,5 düşüşle 113,2, perakende ticarette yüzde 2 düşüşle 113,6 ve inşaat sektöründe yüzde 3,9 düşüşle 80,6’ya indi.
Güven endeksleri, “Ekonomide iç talep canlı mı? Sektörler geleceğe güveniyor mu? İstihdam artacak mı azalacak mı? Ekonomiyi tüketim mi sürüklüyor, yatırım mı?” gibi soruların yanıtını veriyor. Reel ekonomi ile “algılanan ekonomi” arasındaki makası analiz etmek için de çok güçlü araç niteliği taşıyan endeksler, her sektörde cironun yüzde 70’ini gerçekleştiren girişimleri kapsıyor. Sektörel güven endeksleri 0-200 aralığında değer alabiliyor. Endeksin değerinin 100’den büyük olması iyimser, bunun altında olması kötümser bölgeye karşılık geliyor. Endeksin artması ilgili sektörün mevcut ve gelecek döneme ilişkin iyimserliğinin arttığını, düşmesi ise tersini gösteriyor.
Gelecek dönemin kaygısı
Endekslerin alt bileşenlerine bakıldığında üç sektörde de sıcak savaş koşullarında gelecek üç aya ilişkin beklentilerdeki kötüleşme dikkati çekiyor.
Turizm, ulaştırma, konaklama, bilgi-iletişim gibi alt sektörleri kapsayan hizmet endeksinin bileşenlerine bakıldığında son üç aylık dönemdeki iş durumuna ilişkin alt endeks önceki aya göre yüzde 1,3, anılan dönemde hizmetlere olan talep de yüzde 0,3 artış gösterirken, gelecek üç ayda talep beklentisine ilişkin alt endeks yüzde 3 düşüş kaydetti. Bu da hizmet sektörü güven endeksinde mart ayındaki düşüşte belirleyici oldu. Hizmetlerde gelecek üç aya ilişkin fiyat düzeyi beklentisinin yüzde 0,1 düşmesi ise talepteki daralma beklentisinden kaynaklandı.
Mağazalar, zincir marketler ve giyim, elektronik gibi alanlarda doğrudan tüketiciyle temas eden firmaları kapsayan perakende ticaret sektörü risklerin büyüdüğü, gerilimin arttığı savaş öncesi dönemde de kan kaybederken, sektörde gelecek dönem beklentileri de büyük oranda bozuldu. Sektörde son üç aydaki iş hacmi ve satışlar yüzde 3, mevcut mal stok seviyesi yüzde 1,8 ve gelecek üç aylık dönemde iş hacmi-satışlar beklentisi yüzde 1,3 düşüş kaydetti. Perakende ticaret sektöründe gelecek üç ayda çalışan sayısına ilişkin endeks de yüzde 2,3 geriledi.
Savaşın sektör bazında etkisi
ABD ve İsrail ittifakının İran’la yaptığı savaş yaklaşık bir ayını doldurdu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması petrol fiyatlarında hızlı yükselişe, bu da tüm temel fiyatlara yansıyarak küresel ekonomide dengelerin bozulmasına yol açtı.
Savaş uzadıkça hizmetler sektöründe; turizm, taşımacılık ve yeme-içme talebinin belirsizlik ve gelir erozyonu nedeniyle zayıflaması bekleniyor. Perakende ticarette, artan enerji maliyetleri ve kur baskısıyla fiyatların yükselmesi ve hane halkı alım gücünün düşmesine bağlı olarak yaşanacak tüketim daralmasından sektörün olumsuz etkileneceği belirtiliyor. İnşaat sektöründe de finansman maliyetleri ve girdi fiyatları arttıkça yeni projelerin azalacağı, mevcut yatırımların tamamlanma sürelerinin uzayacağı öngö-rülüyor.
Savaş sonrasına en hazır sektör hangisi?
Sektör girişimcilerinin, mevcut kaynaklarında bir değişiklik yapmadan, talep artışı karşısında faaliyetlerini artırabilme olasılıklarına ilişkin soruya verdikleri yanıtların toplulaştırılıp değerlendirilmesi, savaşın sona ermesi, ekonomik iklimin düzelmesi durumunda talep artışına hazırlıklı olma durumlarını ortaya koydu. Talep artışı durumunda ortalamada faaliyetlerini artırabilme kapasitesi en yüksek sektörün, finansmana erişim sorununa rağmen inşaat olduğu belirlendi.
Hizmetler sektöründe; talep artışı durumunda faaliyetlerini artırabilme durumuna sahip girişim oranı yüzde 49,3, artıramayacak olanlar yüzde 50,7 çıktı. Buna göre hizmetlerde talep artışını karşılayabilme oranı yüzde 11,8 olarak hesaplandı. Perakende ticarette de artırabileceklerin oranı yüzde 57,8, artıramayacak olanlar yüzde 42,2 ve ortalamada artırabilme oranı yüzde 13,2 oldu. İnşaat sektöründe ise talep artışı durumunda faaliyetlerini artırabilme durumuna sahip girişim oranı yüzde 48,6, bu kapasiteye sahip olmayanların oranı yüzde 51,4, ortalama artırabilme oranı yüzde 19,9 olarak ölçüldü.
İnşaattaki sert düşüş
İnşaat sektörünün uzun dönemdir 100 eşik değerinin altında seyreden güven endeksi mart ayında da düşüşe devam etti. Son üç aydaki inşaat faaliyetleri alt endeksinde önceki aya göre yüzde 8,6 ile sert bir düşüş yaşandı. İnşaatta, alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyinde de yüzde 2,8 düşüş yaşanan mart ayında, gelecek üç aydaki çalışan sayısı beklentisinde de yüzde 5 oranında düşüş gerçekleşti. İnşaatta, gelecek üç aylık dönemde satış fiyatları beklentisini yansıtan alt endeksin de martta yüzde 3,5 düşüş kaydettiği görüldü.
Bu da talepte gerilemenin fiyatları aşağı çekeceği beklentisini yansıttı. Türkiye’de ekonomik ve politik açıdan sembolik niteliği dolayısıyla ayrı bir öneme sahip olan sektörün güvenindeki düşüş; yeni projelerin başlaması, kentsel dönüşüm, konut talebi, kamu yatırımları gibi alanlarda canlılığın olmadığını gösteriyor. Sektörde güvenin uzun dönemdir düşük kalmasında finansman sorunu, talepte daralma, konut satışlarında yavaşlama gibi faktörler etkili olurken, savaş koşulları bu olumsuzlukları katladı.
