menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın ekonomiye etkisine dair 3 senaryo

23 0
23.03.2026

ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın 3 ay içinde bitmesi durumunda bile Türkiye ekonomisinde geçici dalgalanma; enflasyonda sınırlı artış, büyümede yavaşlama şeklinde bir etki oluşturması bekleniyor. Savaşın 12 aya uzaması durumunda, enflasyon ve cari açıkta belirgin artış, faiz indirim sürecinin durması ve ekonomide yavaşlama öngörülüyor.

Ortadoğu’da ABD ve İsra­il’in İran’a yönelik birlik­te başlattığı savaşın uza­ma ihtimali giderek artarken, ulusal ve küresel ekonomiye fii­len ve potansiyel olumsuz etkile­rinin çapı da katlanarak büyüyor.

Savaşın uzaması özellikle Türkiye ekonomisi açısından çok katmanlı riskleri beraberin­de getiriyor. Ulusal ve küresel ekonomiye olumsuz etkilerde en kritik unsur petrol fiyatları. Uzmanlara göre Türkiye ekono­misine etkileri yalnızca enerji fiyatlarıyla sınırlı kalmayacak; enflasyondan büyümeye, kur­dan sektör dengelerine kadar ge­niş bir alanda hissedilecek. Uzun sürecek savaş ihtimalinde Tür­kiye ekonomisi için en büyük ris­kin ise “stagflasyon” olacağı ifa­de ediliyor.

Enerji maliyetindeki yükse­lişin, her koşulda Türkiye eko­nomisi üzerinde zincirleme olumsuz etkilerde temel belir­leyici olacağını belirten uzman­lar, Türkiye’nin enerji ithalatı­na yüksek bağımlılığı yüzünden, petrol fiyatındaki her artışın doğrudan cari açık ve enflasyon ürettiğine işaret ediyor. Ekono­mik hesaplamalara göre petrol fiyatında her 10 dolarlık artış; ca­ri açığı yaklaşık 2,5 milyar dolar büyütüyor, her yüzde 10’luk ar­tış da enflasyonu 1 puan civarın­da artırıyor. Savaşın uzaması du­rumunda petrolün 120 dolar ve üzerine çıkmasının, Türkiye’de halen devam eden dezenflasyon sürecini tersine çevirebileceği­ne kesin gözüyle bakılıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Meh­met Şimşek de savaşın uzaması durumunda bunun küresel eko­nomi açısından ciddi bir enflas­yon, finansal koşullarda sıkılaş­ma ve büyümede yavaşlama ris­kini beraberinde getireceğini açıkladı. Şimşek, bunun yanı sıra küresel enerji fiyatları ve tedarik zincirindeki kırılmaların uzun süren bir resesyon ve stagflas­yon riski doğuracağını belirtti.

Uzmanlar, Türkiye ekonomi­sine olası etkileri konusunda sa­vaşın süresine bağlı olarak üç te­mel senaryoya dikkat çekiyor. Bunlardan en iyimseri ise petro­lün varil fiyatının yıl ortalama­sında 90-100 dolar arasında ka­lacağına dayalı kısa süreli savaş (1–3 ay) senaryosu. Ancak bu se­naryoda bile ekonomide geçici de olsa dalgalanma ve olumsuz etkiler bekleniyor.

Söz konusu senaryoda yıllık enflasyonda 1-2 puanla sınırlı artış beklenirken, büyüme üze­rindeki etkinin eksi (-) 0,5 civa­rında olacağı öngörülüyor. Cari açıkta yaşanacak ilave 5-10 mil­yar dolarlık artışın ise yönetile­bilir olduğu belirtiliyor. Kurlar­da ise önce bir sıçrama yaşana­cağı, sonra dengenin sağlanacağı bekleniyor. Faiz indirim süreci­nin sekteye uğrayacağı ancak ta­mamen durmayacağı varsayılan bu senaryoyu benimseyenler “ekonomi yara alır, ancak yön de­ğiştirmez” görüşünde.

Mini stagflasyon senaryosu

Savaşın 12 aya uzaması ve je­opolitik risklerde artışa daya­lı “dengelerde bozulma” temalı ikinci senaryoda, petrolün varil fiyatının 100-120 arasında olu­şacağı, dezenflasyon sürecinin sekteye uğrayacağı ve yıllık enf­lasyona ilave 3-6 puan eklene­ceği ve yıllık cari açıkta yaşana­cak ilave 15-25 milyar dolarlık artışın finansman baskısı yara­tacağı öngörülüyor. Bu senaryo; özellikle beklenti kanalıyla ol­mak üzere kurlarda yukarı tren­din kalıcı hale geleceği, faizlerin yüksek düzeylerde kalacağı, in­dirim olasılığının zayıflayacağı görüşünü içeriyor. İç talepte da­ralma ve yıllık büyüme oranın­da 1-2 puanlık düşüş beklenilen bu senaryo, yüksek enflasyon ve düşük büyüme bileşenli “mini stagflasyon” tablosu ortaya ko­yuyor. Enerji maliyetlerindeki artış üretimi pahalı hale getirir­ken, yüksek faiz ortamı iç talebi baskılıyor. Bu çift yönlü etki, bir yandan enflasyonu yükseltirken aynı zamanda ekonomik aktivi­tenin zayıflamasına yol açıyor.

Bir yılı da aşacak uzun süre­li bir savaş varsayımına daya­lı “kırılma senaryosu”nda ise 120-150 dolar arasında bir pet­rol varil fiyatı öngörülüyor. Tür­kiye’de yıllık enflasyon oranına ilave 7-15 puan eklenmesi ile ye­niden yüksek enflasyon rejimine giriş bekleniyor. Yıllık cari artış­ta beklenen 30 milyar doların üs­tünde artışın finansman sorunu yaşatacağı öngörülüyor. TL’de sert değer kaybı ve dövize talepte hızlı artış olacağı, faizleri yüksek tutmak zorunda kalınacağı, hat­ta yeni artırımlara gidilebileceği belirtiliyor. Bu senaryoda büyü­menin sıfıra yakın ya da negatif olabileceği, genel olarak ekono­mide “kriz dinamiklerinin” ken­dini göstereceği vurgulanıyor.

Sektörlerde ayrışma bekleniyor

Uzmanlara göre savaşın etkisi sektörler arasında eşit dağılmayacak. Savaşla ortaya çıkan olumsuz koşullarda, enerji yoğun sanayi sektörlerinde maliyet artışı rekabet gücünü zayıflatacak.

İnşaatta, yüksek faiz ve artan maliyetler nedeniyle talep daralması bekleniyor. Bankacılık ilk aşamada dirençli görünse de ilerleyen süreçte kredi riskleri artabilecek. Perakende sektöründe, halkın alım gücündeki düşüş tüketimi sınırlayacak. Tarım ve gıda sektörlerinin görece daha dayanıklı bir görünüm sergileyebileceği, turizmin bölgesel algıya bağlı olarak hem risk hem fırsat barındırdığına işaret ediliyor.

Belirsizlik ortamında altın ve döviz gibi güvenli varlıklara yönelimin ise daha da artması da bekleniyor.

Türkiye neden daha kırılgan?

Ekonomistler Türkiye’nin bu tür dış şoklara karşı hassasiyetini, “enerjide yüksek dışa bağımlılık, cari açık veren büyüme yapısı, kur ve enflasyona duyarlı beklenti mekanizması” olmak üzere üç temel faktörle açıklıyor. Bu yapı, dış kaynaklı bir şokun hızlı şekilde iç dengeleri bozmasına yol açıyor. Türkiye’de büyüme modeli; tüketim odaklı, başta enerjide olmak üzere ithalata bağımlı ve enerjiye hassas özellikte olduğu için dış şok geldiğinde; üretim değil maliyetler patlıyor, refah değil fiyatlar, zenginleşme yerine yoksullaşma hissi artıyor. Bu nedenle uzmanlar durumu sadece savaş etkisi değil, mevcut kırılgan yapının üzerine binen stres testi olarak niteliyor.


© Dünya