menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zekâ yetmez, hayat akıl ve disiplin ister

9 0
yesterday

Bugün içinde yaşadığımız çağ, zekânın hiç olmadığı kadar yüceltildiği bir çağ. Yapay zekâ modelleri, otomasyon araçları, analiz sis­temleri, “akıllı” diye pazarlanan sayısız ürün… Her gün yeni bir platform, yeni bir çözüm, ye­ni bir vaatle uyanıyoruz. İlk bakışta etkileyici. Hızlı, parlak, çarpıcı. Ancak tam da bu noktada gözden kaçırdığımız çok temel bir gerçek var: Hayat yalnızca zekâyı ödüllendirmez. Hayat, sürdürülebilir olanı ödüllendirir. Ve sürdürü­lebilirlik; zekâdan çok akıl ve disiplin ister.

Bugün teknoloji dünyası giderek bir vitri­ne benziyor. Her şey çok parlak, iddialı. Birkaç dakikada metin yazan, kod üreten, tasarım ya­pan, analiz çıkaran sistemler… İnsanlık tari­hinde ilk kez bu kadar “zeki” araç bu kadar kısa sürede bu kadar yaygınlaştı. Ancak zekânın ço­ğalması, bilgelik üretmiyor. Aksine, kontrolsüz bir zekâ bolluğu, ciddi bir anlam ve değer eroz­yonuna yol açıyor.

Bu noktada temel soruyu sormak gerekiyor: Bu kadar çok araç, bu kadar çok çözüm, bu ka­dar çok “yapay zekâ destekli” ürün gerçekten neyi çözüyor?

Zekâ, ister insan ister makine olsun, tek ba­şına yön duygusu olmayan bir güçtür. Güçlü­dür ama savrulmaya açıktır. Bugün gördüğü­müz teknoloji çöplüğünün temel nedeni de bu­dur. Zekâ var, hız var, yetenek var; ama akıl ve disiplin yok.

Yapay zekânın gelişimiyle birlikte ortaya çı­kan manzara, ilk bakışta ilerleme gibi görünse de aslında ciddi bir savrukluğu da beraberinde getiriyor. Aynı problemi çözen onlarca uygula­ma, birbirinin kopyası ürünler, kısa vadeli........

© Dünya