“Pastayı bölüşmeye değil bolluk yaratmaya geldik”
Lüks algısı kökten değişiyor. Dünyada logoların yerini tasarımın ve "sessiz lüksün" aldığı "Luxury Shame" dönemi başlarken; Boyner Grup, yeni hamlesi COMMUNITÉ ile sahneye çıktı. Boyner Grup CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, “Bugüne kadar yaptığımızın tersini yapmak üzere yola çıktık" dedi.
Son yıllarda küresel ekonomideki arz şokları ve pandemi sonrası değişen tüketici psikolojisi, alışveriş alışkanlıklarında yeni bir sayfa açtı. Özellikle Çin’de başlayan ve hızla Avrupa’ya yayılan “Luxury Shame” akımı, tüketicilerin artık üzerlerinde dev logolar taşımaktan mahcup olduğu, “bağırmayan” ama kaliteyi ve tasarımı fısıldayan bir lüks anlayışına yöneldiğini gösteriyor. İşte bu kritik dönemeçte Boyner Grup da ‘COMMUNITÉ’ markası ile sektöre giriş yaptı.
Boyner Grup CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, 50 yıllık tecrübesini bu kez “neyi yapmamak gerektiğini” anlamak için kullandığını vurgulayarak, “70 yaşındayım ama 50 yıldan fazlasını tezgahın arkasında müşteri okuyarak geçirdim. COMMUNITÉ’yi hayata geçirirken yanımıza 350 yılı aşkın bir tecrübeyi getirdik. Tecrübe iki şeye yarar: Ya yaptığın işin aynısını tekrar edersin ya da daha iyisini yaparsın. Bizim tercihimiz ise bu tecrübeyle neyi yapmamanın doğru olduğunu öğrenmek oldu. Bugüne kadar yaptığımızın tersini yapmak üzere yola çıktık” dedi.
Boyner’in yeni markanın oluşum aşamasındaki felsefesi ise, pazar payı savaşlarından ziyade pazarın kendisini büyütmek üzerine kurulu. Mevcut bir pastayı bölüşmenin toplumsal bir zenginleşme yaratmayacağını savunan Boyner, stratejisini 15. yüzyılın coğrafi keşiflerine benzeterek, “Bir işe başlarken ya mevcut pastayı bölüşürsünüz ya da yeni bir pasta yaratırsınız. Zenginleşme olması için bölüşmek değil, bolluk yaratmak gerekiyor.
15. yüzyılda İspanya ve Portekiz, savaşmak yerine ‘Dünya yuvarlaksa batıya gidelim’ dediler ve Amerika’yı keşfederek yeni bir bolluk yarattılar. Bizim heyecanımız da her zaman olmayan, yapılmayan bir şeyi yapmak üzerinedir. Rahata erip yayıldığınızda başınıza gelebilecek en hafif şey pazar payı kaybetmek değil, oyunun dışında kalmaktır” diye konuştu.
400 üzerinde yeni marka Türkiye’de
“COMMUNITÉ geleneksel modelleri sarsan, pay almak yerine yeni pazar yaratmayı hedefleyen bir oluşum” diyen Cem Boyner, “Mevcut müşteri datasına hapsolmadan, küratörlerin tamamen özgür ve yenilikçi seçimler yapabildiği bir model benimsedik. Yeni gelişen markaların, yükselen tasarımcıların ortaya çıkıp kendilerine ait bir yer bulmaları konusu çok uzun zamandır konuşuluyor, yapılamıyordu” dedi.
Boyner, yeni markalarının bu sene Türkiye’ye 400’ün üzerinde yeni marka getireceğini ve bu markaların %70’inin ilk defa bir arada, onlara ait bir ortamda, ulaşılabilir bir şekilde müşterilerinin karşısına çıkacağını ifade etti.
Logo peşinde perişan olma devrini kapattık
COMMUNITÉ, Boyner’in “Revenge of the Buyer” (Satın Almacının İntikamı) olarak adlandırdığı bir özgürlük alanından doğdu. Boyner, “Büyük şirketler başarılarını riske atmamak için oyun alanlarını genişletemezler; satın almacılar bildiği markalara sığınır. Biz ise masanın üzerine bembeyaz bir kağıt koyduk ve satın almacı arkadaşlarımızı tamamen özgür bıraktık. Artık bir logo peşinde perişan olma devrini kapattık. Dün mağazada kadınların kendi aralarında ‘Markası umurumda değil, harika mal’ dediğini duydum; işte hedefimiz tam olarak bu” ifadelerini kullandı.
Game Off”tan doğan radikal karar
COMMUNITÉ’nin temelindeki cesareti pandemi döneminde yaşanan o kırılma anına dayandıran Cem Boyner, “Pandemide mağazalarımız 8 ay kapalı kaldı. O dönem CEO’muz Eren ile tabloya baktık ve dedik ki; ‘Galiba game off olduk.’ Müşteriyi mağazaya nasıl sokacağımızı, onları nasıl heyecanlandıracağımızı bilmiyorduk. Eski sistemi, aynı vitrinleri göstererek bir sene daha geçiremezdik. O noktada bir karar verdik: Ya her şeyi riske atıp tamamen değişecektik ya da zaten bu işin sonu gelmişti. ‘Risk alalım, her şeyi değiştirelim. Tuttu tuttu; tutmadı zaten hayat yok!’ dedik. İşte o an gelen cesaret, bugün COMMUNITÉ’yi doğurdu” açıklamasında bulundu.
“Türkiye bizim her şeyimiz ama bir gözümüz de yurt dışında”
Cem Boyner, “Türkiye bizim her şeyimiz ama şimdiden bir gözümüz Milano, Londra, Atina, Madrid gibi şehirlerde. Her şehrin, her lokasyonun kendi komünitesini kurmak istiyoruz kendi restoranıyla, kafesiyle, yaşam alanıyla. Türkiye’deki dört mağazamız da birbirinden farklı olacak. İkinci mağazamızı yakında Galataport İstanbul’da açacağız, 2027’nin ilk çeyreğinde ise Bağdat Caddesi’nde olacağız. Bu devrimi dijitalle taçlandırarak, 2 yıl içinde satışlarımızın %40’ını online kanallardan yapmayı hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. Cem Boyner, fiyatlama konusunda çok hassa olduklarını belirterek, “Amacımız, yurt dışına giden Türk müşteriyi ‘adil fiyatlandırma’ ile buraya çekmek. Şu an seçkimizin %10’unu oluşturan 40 Türk markasıyla yola çıkıyoruz ama bu sadece bir başlangıç. Misyonumuz, yerli tasarımcılarımızı kucaklayarak Seul’den Londra’ya kadar tüm dünyaya taşımak” diye konuştu.
