menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Pastayı bölüşmeye değil bolluk yaratmaya geldik”

10 0
02.04.2026

Lüks algısı kökten değişiyor. Dünyada logoların yerini tasarımın ve "sessiz lüksün" aldığı "Luxury Shame" dönemi başlarken; Boyner Grup, yeni hamlesi COMMUNITÉ ile sahneye çıktı. Boyner Grup CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Cem Boyner, “Bugüne kadar yaptığımızın tersini yapmak üzere yola çıktık" dedi.

Son yıllarda küresel ekono­mideki arz şokları ve pan­demi sonrası değişen tü­ketici psikolojisi, alışveriş alış­kanlıklarında yeni bir sayfa açtı. Özellikle Çin’de başlayan ve hız­la Avrupa’ya yayılan “Luxury Shame” akımı, tüketicilerin ar­tık üzerlerinde dev logolar taşı­maktan mahcup olduğu, “bağır­mayan” ama kaliteyi ve tasarımı fısıldayan bir lüks anlayışına yö­neldiğini gösteriyor. İşte bu kri­tik dönemeçte Boyner Grup da ‘COMMUNITÉ’ markası ile sek­töre giriş yaptı.

Boyner Grup CEO ve Yöne­tim Kurulu Başkanı Cem Boyner, 50 yıllık tecrübesini bu kez “ne­yi yapmamak gerektiğini” anla­mak için kullandığını vurgulaya­rak, “70 yaşındayım ama 50 yıl­dan fazlasını tezgahın arkasında müşteri okuyarak geçirdim. COMMUNITÉ’yi hayata geçirir­ken yanımıza 350 yılı aşkın bir tecrübeyi getirdik. Tecrübe iki şeye yarar: Ya yaptığın işin aynı­sını tekrar edersin ya da daha iyi­sini yaparsın. Bizim tercihimiz ise bu tecrübeyle neyi yapmama­nın doğru olduğunu öğrenmek oldu. Bugüne kadar yaptığımızın tersini yapmak üzere yola çıktık” dedi.

Boyner’in yeni markanın olu­şum aşamasındaki felsefesi ise, pazar payı savaşlarından ziyade pazarın kendisini büyütmek üze­rine kurulu. Mevcut bir pastayı bölüşmenin toplumsal bir zen­ginleşme yaratmayacağını savu­nan Boyner, stratejisini 15. yüz­yılın coğrafi keşiflerine benzete­rek, “Bir işe başlarken ya mevcut pastayı bölüşürsünüz ya da ye­ni bir pasta yaratırsınız. Zengin­leşme olması için bölüşmek de­ğil, bolluk yaratmak gerekiyor.

15. yüzyılda İspanya ve Portekiz, savaşmak yerine ‘Dünya yuvar­laksa batıya gidelim’ dediler ve Amerika’yı keşfederek yeni bir bolluk yarattılar. Bizim heyeca­nımız da her zaman olmayan, ya­pılmayan bir şeyi yapmak üzeri­nedir. Rahata erip yayıldığınız­da başınıza gelebilecek en hafif şey pazar payı kaybetmek değil, oyunun dışında kalmaktır” diye konuştu.

400 üzerinde yeni marka Türkiye’de

“COMMUNITÉ geleneksel modelleri sarsan, pay almak ye­rine yeni pazar yaratmayı he­defleyen bir oluşum” diyen Cem Boyner, “Mevcut müşteri data­sına hapsolmadan, küratörlerin tamamen özgür ve yenilikçi se­çimler yapabildiği bir model be­nimsedik. Yeni gelişen markala­rın, yükselen tasarımcıların or­taya çıkıp kendilerine ait bir yer bulmaları konusu çok uzun za­mandır konuşuluyor, yapılamı­yordu” dedi.

Boyner, yeni markalarının bu sene Türkiye’ye 400’ün üzerin­de yeni marka getireceğini ve bu markaların %70’inin ilk defa bir arada, onlara ait bir ortam­da, ulaşılabilir bir şekilde müş­terilerinin karşısına çıkacağını ifade etti.

Logo peşinde perişan olma devrini kapattık

COMMUNITÉ, Boyner’in “Revenge of the Buyer” (Satın Al­macının İntikamı) olarak adlan­dırdığı bir özgürlük alanından doğdu. Boyner, “Büyük şirketler başarılarını riske atmamak için oyun alanlarını genişletemezler; satın almacılar bildiği markalara sığınır. Biz ise masanın üzerine bembeyaz bir kağıt koyduk ve sa­tın almacı arkadaşlarımızı tama­men özgür bıraktık. Artık bir logo peşinde perişan olma devrini ka­pattık. Dün mağazada kadınların kendi aralarında ‘Markası umu­rumda değil, harika mal’ dediğini duydum; işte hedefimiz tam ola­rak bu” ifadelerini kullandı.

Game Off”tan doğan radikal karar

COMMUNITÉ’nin temelin­deki cesareti pandemi dönemin­de yaşanan o kırılma anına da­yandıran Cem Boyner, “Pande­mide mağazalarımız 8 ay kapalı kaldı. O dönem CEO’muz Eren ile tabloya baktık ve dedik ki; ‘Galiba game off olduk.’ Müşteri­yi mağazaya nasıl sokacağımızı, onları nasıl heyecanlandıraca­ğımızı bilmiyorduk. Eski siste­mi, aynı vitrinleri göstererek bir sene daha geçiremezdik. O nok­tada bir karar verdik: Ya her şeyi riske atıp tamamen değişecek­tik ya da zaten bu işin sonu gel­mişti. ‘Risk alalım, her şeyi de­ğiştirelim. Tuttu tuttu; tutmadı zaten hayat yok!’ dedik. İşte o an gelen cesaret, bugün COMMU­NITÉ’yi doğurdu” açıklamasın­da bulundu.

“Türkiye bizim her şeyimiz ama bir gözümüz de yurt dışında”

Cem Boyner, “Türkiye bizim her şeyimiz ama şimdiden bir gözümüz Milano, Londra, Atina, Madrid gibi şehirlerde. Her şehrin, her lokasyonun kendi komünitesini kurmak istiyoruz kendi restoranıyla, kafesiyle, yaşam alanıyla. Türkiye’deki dört mağazamız da birbirinden farklı olacak. İkinci mağazamızı yakında Galataport İstanbul’da açacağız, 2027’nin ilk çeyreğinde ise Bağdat Caddesi’nde olacağız. Bu devrimi dijitalle taçlandırarak, 2 yıl içinde satışlarımızın %40’ını online kanallardan yapmayı hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. Cem Boyner, fiyatlama konusunda çok hassa olduklarını belirterek, “Amacımız, yurt dışına giden Türk müşteriyi ‘adil fiyatlandırma’ ile buraya çekmek. Şu an seçkimizin %10’unu oluşturan 40 Türk markasıyla yola çıkıyoruz ama bu sadece bir başlangıç. Misyonumuz, yerli tasarımcılarımızı kucaklayarak Seul’den Londra’ya kadar tüm dünyaya taşımak” diye konuştu.


© Dünya