Tahminleri güncelleme zamanı
Her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı yürütülen savaşın büyük ölçüde tamamlandığını belirterek çatışmanın yakında sona erebileceğinin sinyalini verse de, savaşın etkilerinin çok hızlı biçimde tersine dönmesi pek olası değil. Bu yüzden, makro senaryoları gözden geçirmenin zamanı gelmiş gözüküyor.
Bunun için jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatları için bir varsayımda bulunmak gerekiyor. Ortadoğu’da başlayan gerginliğin uzunca bir süre daha, savaşın başlangıcına kıyasla daha düşük yoğunlukta devam edeceğini varsaydık. Bu durumda enerji fiyatlarının piyasada konuşulan en kötü senaryolara ulaşmasa da birkaç ay daha yüksek kalacağını öngördük. Yılın ikinci yarısında enerji fiyatlarının gerilemesini beklesek de savaş öncesi seviyelerin biraz üzerinde dengeleneceğini tahmin ediyoruz.
Kur istikrarı öncelikli hedef
Tahminler açısından önemli belirleyicilerden biri döviz kurlarındaki seyirdir. TCMB 1 Mart tarihinden itibaren döviz likiditesinin dengelenmesi ve TL likiditesinin sıkılaştırılmasına yönelik tedbirler aldı. TL tarafında likidite senedi ihracı, 1 haftalık repo ihalelerine ara verilmesi ve depo alım ihaleleriyle ilk günden itibaren TL likiditesi sıkılaştı; bankalararası piyasada TL faizi 3 puan artarak %40’a çıktı. Ayrıca döviz satışları da TL likiditesini sıkılaştırıcı yönde etkide bulundu.
Analitik bilanço verilerinden yaptığımız hesaplamaya göre geçen hafta TCMB’nin döviz satışı 13.2 milyar dolar oldu. Bu satıştan sonra bile brüt döviz rezervinin geçen Cuma itibarıyla 197.5 milyar dolar, swap hariç net rezervin ise 64.9 milyar dolar ile güçlü seviyede olduğunu hesaplıyoruz. Bu da kurun dengelenmesi açısından rezervlerde hâlâ belirgin bir alan bulunduğunu gösteriyor. Ayrıca Trump’ın açıklamaları sonrası küresel risk iştahındaki toparlanma kalıcı olursa satılan tutarın bir kısmı geri de alınabilir. Sonuç olarak TL’yi destekleyen politika duruşunu dikkate alarak yıl sonu için 50.3 olan USD/TL kuru tahminimizde değişiklik yapmıyoruz.
Enflasyon ve faiz tahminlerinde yükseliş
Uluslararası enerji ve emtia fiyatlarındaki artışlar kısa vadede enflasyonu yükseltecektir. TCMB’nin geçtiğimiz yıl yayımlanan bir çalışmasına göre petrol fiyatındaki %10 oranındaki kalıcı bir artış, TÜFE enflasyonuna bir yıl sonunda yaklaşık 1 puan etki yapmaktadır. Ancak akaryakıt fiyatlarındaki zam ihtiyacının önemli bir kısmının eşel mobil sistemiyle kamu kaynaklarından karşılanacak olması kısa vadede etkiyi sınırlayacaktır. Ayrıca varsaydığımız gibi enerji fiyatları yılın ikinci yarısında gerilerse enflasyonist etkilerin bir kısmı geri alınabilir.
Bununla birlikte, iç talepteki güçlü görünüm sebebiyle enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların dolaylı etkileri de belirgin olacaktır. Doğalgaz fiyatlarıyla benzer hareket eden gübre fiyatlarındaki artış gıda fiyatlarını etkileyebilir. Taşımacılık ücretlerindeki artışın ise gıda dahil mal fiyatlarına yansıması olabilir. Ayrıca enflasyon algısının bozuk olması sebebiyle, zaten düşüş yönünde direnç gösteren enflasyon eğiliminde katılık devam edebilir. Bu doğrultuda yıl sonu enflasyon tahminimizi %24’ten %25.5’e yükseltiyoruz.
Bu ay faiz indirim sürecine ara verilmesini ve likidite tedbirleriyle sağlanan sıkılaşmanın bir süre daha sürdürülmesini bekliyoruz. Nisan ayında da faiz indirimi için alan olmayabilir. Sonraki aylarda enerji fiyatları, döviz dengesi ve küresel risk iştahı görünümü ile bunların enflasyon üzerindeki etkileri faiz kararlarında belirleyici olacaktır. Sermaye girişlerine bağlı olarak TL üzerindeki baskının hafiflemesi durumunda ilerleyen aylarda faiz indirimlerine devam edilebilir. Ancak artan riskler nedeniyle yıl sonu politika faizi beklentimizi %30’dan %32’ye yükseltiyoruz.
Cari açıkta belirgin etki
Dış denge tarafında Türkiye’de değerlendirmeler genellikle ham petrol fiyatları üzerinden yapılsa da doğal gaz fiyatlarının da dış açık üzerinde önemli etkisi bulunmaktadır. Model bazlı hesaplamalarımıza göre mevcut fiyat seviyeleri korunursa Türkiye’nin aylık enerji faturası önümüzdeki dönemde yaklaşık %50 artacaktır.
Bu durumda son aylarda 3.5-4 milyar dolar aralığında seyreden aylık net enerji ithalatının önümüzdeki aylarda 5-6 milyar dolar seviyelerine yükselmesi olası görünmektedir. Fiyatların yıl boyunca bu düzeylerde kalıcı olması halinde toplam enerji ithalatı geçen yılki 47.2 milyar dolardan 55 milyar dolar seviyelerine çıkabilir. Geçen yıl ortalaması 3,440 dolar olan ons altın fiyatındaki yükselişin, TL’deki değerlenmenin ve görece güçlü iç talep görünümünün etkileri de dikkate alındığında cari açığın 45 milyar dolar düzeyine kadar yükselebileceğini hesaplıyoruz. Bu da geçen yılki 25.2 milyar dolara kıyasla belirgin bir artış anlamına gelmektedir.
Bununla birlikte üretim maliyetlerinin artması, küresel büyümenin yavaşlaması ve iç finansman koşullarının sıkı kalması ekonomik aktiviteyi sınırlayacaktır. Bu nedenle 2026 yılı GSYH büyüme tahminimizi %4’ten %3.8’e çekiyoruz.
Eşel mobil sisteminin bütçe üzerindeki maliyeti ise yönetilebilir düzeydedir. Son aylarda akaryakıt ÖTV tahsilatı yaklaşık 50 milyar TL seviyesindedir. En uç senaryoda ÖTV’nin tamamen sıfırlanması halinde dahi yıllık bütçe maliyeti GSYH’nin yaklaşık %0.7’sine karşılık gelmektedir. Ocak ayı itibarıyla son 12 aylık bütçe açığının GSYH’ye oranı %2.9 olup yıl sonu hedefi olan %3.5’in altındadır. Bu çerçevede mevcut bütçe görünümünün böyle bir uygulamaya alan tanıdığı söylenebilir. Yıl sonu bütçe açığı tahminimizi de bu doğrultuda hedef seviyesinde koruyoruz.
Şimdilik görünüm böyle. Jeopolitik gelişmelerin gidişatı ve ekonomik etkiler netleştikçe makroekonomik tahminlerde yeni revizyonların gerekebileceğini de akılda tutmak gerekiyor.
