Hayatımıza deyim olarak girmiş bu sözü en çok kullananlardan biri benimdir herhalde. Gerçekte negatif olan bir veriyi pozitifmiş gibi görmek, yeterli olmayan bir skoru yeterli kabul etmek, daha iyi olabilecek bir durumu yeterli görmek benim hayat felsefeme uymadığı için olsa gerek, kral çıplaksa çıplak demeyi bilmeliyiz derim hep. Çünkü kral çıplak diyemediğimiz durumlarda aslında kendimizi kandırmış olduğumuz gerçeği ile yüzleşmek ağır gelir çoğu zaman.

Oysaki bir toplumun gelişiminin önüne geçen en önemli engeldir işte bu, çıplak kralı giyinik kabul etmek. Andersen’in bir hikayesinde geçer olay. Kral çıplak gezdiği halde kimse söyleyemez ve sesini çıkaramazmış. Bu böyle uzun süre devam etmiş, ta ki bir gün küçük bir çocuk kral çıplak diye bağırana dek.

O gün kendi de bildiği halde fark etmiş gerçekten çıplak olduğunu ve kendisine durumu söylemeyenlere de kızmış kral. Geç de olsa doğru olanı yapmış ve giyinmeye karar vermiş. Şimdi bu hikâyenin ardından ne gelecek, neyi eleştirecek acaba diye merak edenleri daha fazla bekletmeyeyim. Bahsedeceğim konular aslında bilmediğimiz şeyler değil. Yatıyoruz ekonomiyi konuşuyoruz, kalkıyoruz faizleri, ertesi gün yatıyoruz dövizin durumunu, kalkıyoruz ertesi gün, cari açığı.

Acaba biz ne zaman yalnızca yüksek teknoloji üretimini nasıl arttıracağımızı, ARGE projelerini nasıl daha fazla geliştireceğimizi, dünya çapında ne zaman ilk 10’a giren üniversitelerimiz olacağını, dünyanın en tanınır markaları arasına nasıl çok sayıda Türk markası sokabileceğimizi, ihracat kg kıymetimizi 10 dolarlar seviyesine ve üzerine çıkaracağımızı konuşacağız merak ediyorum. Aslında cevabını biliyorum, gelişme bekleyen her konuda kral çıplak demeyi kabul ettiğimiz gün. Dünyanın önemli ülkelerinden birisi olduğumuz kesin.

Gayrisafi yurtiçi hasılada 178 ülke içerisinde 19.sıradayız ve bununla övünüyoruz. Ancak cari fiyatlarla bakıldığında kişi başı gelir seviyesinde 70.sıradayız. Büyümede dünya üzerinde 50.sırada iken, cari açıkta sondan 58.sıradayız. Enflasyon yüksekliğinde 3.sırada olmamıza rağmen, satın alma paritesine göre kişi başı gelirde ise 32.998 dolar ile başarılı sayılabilecek bir yerde ve 50.sıradayız.

Ama burada da hesaplama yapılırken gayrisafi yurtiçi hasılada alınan fiyatlar yerine, TÜFE hesaplamasında kullanılan düşük fiyatlı ürünlerin baz alınması ile bu rakama erişildiğini belirtmek durumundayım. Öte yandan işsizlikte 10,3’lük oranla dünyada 44.sıradayız ve gelişmiş ülkelerin hayli gerisinde yer almaktayız. Dünyanın “En Değerli 500 Markası” listesine baktığımızda, ne yazık ki hiçbir Türk markasının olmadığını görüyoruz.

Geçtiğimiz gün Moody’s Türkiye ile ilgili yeni bir kredi görüş raporu yayınladı. Yabancı basın raporu endişeli olarak yorumladı. Türkiye'de kurumsal kapasitede toparlanmanın pozitif senaryoda dahi zaman alacağını, enflasyonun hala yüksek olduğunu, önümüzdeki aylarda da yükselmeye devam edeceğini öngörürken, büyümede sert bir yavaşlamanın yeni bir politika değişimi riskini artırabileceği uyarısı yapıldı.

Öte yandan cari dengedeki iyileşme ve artan rezervler kredi görünümü açısından olumlu bulundu ki bu güzel bir gelişme. Moody’s Türkiye ekonomisinin 2023'te yüzde 4, 2024'te yüzde 2,5, 2025'te yüzde 3 büyümesini bekliyor. Ortalama enflasyonun ise 2023’de yüzde 53,5, 2024'te 58,9, 2025'te 39,1 olması öngörülüyor.

Genelde son derece karamsar olması ile tanıdığımız Moody’s’in yaklaşımı bu. Her satırına katılmasa dahi dikkate almakta fayda var. Ülkemizin pek çok avantajlı ve iyi olduğu alan var; müthiş bir coğrafya, genç nüfus, jeopolitik konum, üç tarafımızın denizlerle çevrilmiş olması gibi sayabileceğimiz onlarca husus. Bunları biliyoruz ve mutluyuz, ama eksiklerimizi ve geliştirebileceğimiz alanları da sürekli masada ve göz önünde tutmak durumundayız.

Çıplak kral skorlardan bağımsız, her şekilde her şeyin iyi gittiğini savunarak hatalarını düzeltmeye gerek görmeyen ve tedaviye gerek duymayan kral iken, giyinik kral yine skordan bağımsız, hatalarını veya geliştirilmesi gereken noktaları gören ve sürekli iyileştirmeye açık olan kraldır. Ekonomide, bilhassa son dönemde, giyinik kral görüntüsü verdiğimizi söyleyebilirim. Bu durum yeni sene için umutlarımızı yeşertirken, kralı giyinik görmek bizi eminim daha fazla mutlu edecek.

QOSHE - Çıplak kral ile giyinik kralın farkı - Dr. Hakan Çınar
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Çıplak kral ile giyinik kralın farkı

32 0
22.12.2023

Hayatımıza deyim olarak girmiş bu sözü en çok kullananlardan biri benimdir herhalde. Gerçekte negatif olan bir veriyi pozitifmiş gibi görmek, yeterli olmayan bir skoru yeterli kabul etmek, daha iyi olabilecek bir durumu yeterli görmek benim hayat felsefeme uymadığı için olsa gerek, kral çıplaksa çıplak demeyi bilmeliyiz derim hep. Çünkü kral çıplak diyemediğimiz durumlarda aslında kendimizi kandırmış olduğumuz gerçeği ile yüzleşmek ağır gelir çoğu zaman.

Oysaki bir toplumun gelişiminin önüne geçen en önemli engeldir işte bu, çıplak kralı giyinik kabul etmek. Andersen’in bir hikayesinde geçer olay. Kral çıplak gezdiği halde kimse söyleyemez ve sesini çıkaramazmış. Bu böyle uzun süre devam etmiş, ta ki bir gün küçük bir çocuk kral çıplak diye bağırana dek.

O gün kendi de bildiği halde fark etmiş gerçekten çıplak olduğunu ve kendisine durumu söylemeyenlere de kızmış kral. Geç de olsa doğru olanı yapmış ve giyinmeye karar vermiş. Şimdi bu hikâyenin ardından ne gelecek, neyi eleştirecek acaba diye merak edenleri daha fazla bekletmeyeyim. Bahsedeceğim konular aslında bilmediğimiz şeyler değil. Yatıyoruz ekonomiyi konuşuyoruz, kalkıyoruz faizleri, ertesi gün yatıyoruz dövizin durumunu, kalkıyoruz ertesi gün, cari açığı.

Acaba biz ne zaman yalnızca yüksek teknoloji üretimini nasıl arttıracağımızı, ARGE projelerini nasıl daha fazla geliştireceğimizi, dünya çapında ne zaman ilk 10’a giren üniversitelerimiz........

© Dünya


Get it on Google Play