İş hayatında başarı için pratik-teorik dengesi
İş dünyasında şirketler ve liderler olarak, yönetim konusunda bir ucu “saf pratik”, diğer ucu “katı teori” olan geniş bir skalada konumlanmaya çalışıyoruz. Ülkemizdeki işletme ekosistemini gözlemlediğimde, yönetim kadrolarının ekseriyetle pratik tarafa aşırı yakın durduğunu görüyorum. Teori, model ve metodolojiler; maalesef hâlâ “işi uzatan angaryalar” olarak algılanıyor.
İdeal senaryoda bu skalanın tam ortasında durmamız gerekirken, on binlerce işletmemizin «pratiğe yakın» tarafta kümelendiğine şahit oluyoruz. Eğer 1’i pratik, 10’u teori olarak kabul edersek; Türkiye’deki işletme ağırlığının 1-2-3 ekseninde sıkıştığını söyleyebiliriz. Bu durum, başlangıç aşamasında hızlı yol almayı, agresif büyümeyi ve ciro odaklı bir nakit akışı yaratmayı sağlıyor. Ancak asıl mesele, bu büyümenin bir noktadan sonra «yönetilemez» bir kaosa dönüşmesi.
“İnsan” değil, “sistem” sorunu
Büyüme, bilimsel bir modele ve sistematiğe dayanmadığında, karar alıcılar tıkanıklığı “insan kaynaklı” bir sorun olarak teşhis etme hatasına düşüyorlar. “Daha nitelikli ve çalışkan ekipler kurarsak sorun çözülür” yanılgısı, liderlerin daha fazla yorulmasına, tükenme noktasına gelmesine ve işi adeta omuzlarında........
