Torba yazı

Aslında finansal okuryazarlık, esenlik ve özgürlük yazısının ikinci bölümü ola­caktı bu hafta. Fahiş site aidatlarına yöne­lik düzenlemeleri de içeren kanun teklifinin bu hafta TBMM’de görüşülmesi bekleniyor­muş. Daha önce farklı yazılarda, site ve toplu konut alanlarında Kat Mülkiyeti Kanunun birçok konuda günün ihtiyaçları karşısında gözden geçirilmesini örneklerle aktarmış­tım. Mayıs genel kurul ayı ve gündeme gel­mişken hatırlatalım.

Konu bir tek fahiş site aidatı veya artış oranı veya gider bütçesi değil. Evet, bekle­nen enflasyondan veya yeniden değerleme oranından fazla artışlar oluyor veya elektrik, su gibi giderler olmaması gerektiği halde ai­dat dışına alınıp ortak gider payı gibi isim­lerle toplanıyor. Tersine emsal bedele göre çok düşük kalan ortak alan, dükkân kira ge­lirleri de var. Bunlar çözülmeli.

Ama en önce bağımsız denetim şartı gel­meli. Sitelerin ve toplu konutların bütçe ve yönetimleri bağımsız denetime tabii olma­lı. Hatta genel kurul öncesi yeminli mali mü­şavir onayı şart olmalı. Finansalları kamuya açık (KAP) olmalı. Site, daire sakinleri dı­şında ev almayı, kiralamayı düşünenler için bu bilgiler gayrimenkul sertifikası almak gi­bi aslında.

Yerel yönetim sadece belediye değildir

Yönetimlerde profesyonel site yöneticiliği sertifikasyonu şart olmalı. SEGEM gibi SPL veya ÖSYM sınavı ile bunlar alınabilme­li. Sürekli Eğitim Merkezleri üniversiteler­de bu yüzden var. Yönetimlerde, teknik per­sonelde, güvenliklerde acil yardım, sivil sa­vunma eğitimleri şart koşulmalı. Hatta belli bir nüfusun üzerindeki sitelerde hemşire, iş sağlığı güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, zo­runlu ambulans bulundurma gibi başlıklar değerlendirilmeli. Anadolu’da ilçe kadar nü­fusu olan siteler var. Deprem, yangın, doğal afet gibi tatbikatlar düzenli olarak yapılmalı ve denetlenmeli. Sitelerdeki ortak alanların (örneğin, yangın merdivenleri, sığınaklar, depolar, asansörler, su pompaları, elektrik panoları, otopark çıkışları, vb.) izinsiz ve yö­netim kararı olmaksızın kullanımlarının ve­ya kurallara uygunluğunun denetimini zabı­ta, tarım veya sağlık müdürlüğü, itfaiye şikâ­yet veya talep üzerine yapıyor. Oysa bunlar otellerdeki, işletmelerdeki gibi periyodik ve zorunlu olmalı. Seçimlerde vekâlet konusu da çözülmeli. Blok temsilcisi seçimlerinde blokta (hatta sitede) oturmayan, daire sa­hibi olmayan kişi veya bir kişi birden fazla bloktan aday olamamalı. İki genel kurul ara­sında sitede oturmayan ev sahibi yerine ki­racısı seçimde oy kullanmalı, daire boşsa oy kullanmamalı. Sitede hiç oturmayan konut sahibinin vekâleti ile seçimlerde temsilciler hatta yöneticiler belirlenebiliyor.

ATV gibi araç kullanımları, otoparklar, so­kak hayvanları, ortak alanlarda keyfi kulla­nım gibi çoğu konu duruma göre özel hukuk, duruma göre kamu hukukuna tabii. Mese­la otoparklarda sahipsiz otomobillere yap­tırım, site içinde hız ve trafik kurallarının aşılması, bina içinde asansörde markette so­kak hayvanı besleme, spor alanlarının veya ticari alanların dışarıdan izinsiz kullanımı gibi birçok konu yönetimlerin yetkisi veya etkisi (bazen ilgisi) dışında kalıyor. Site ai­datı fahiş olmasa da bunlar çözülemesin di­ye toplanmıyor. Tersine bunlar yaşanmasın diye siteleri tercih ediyor insanlar.

“Birikmiş zarar, önceki yıllardan dev­redilen zararlar ve yılın mevcut zararı so­nucunda toplamda 27,8 milyar avroya ula­şıyor. Ancak Nagel, Bundesbank’ın mali yüklerinin geçici nitelikte olduğunu söyle­di. Gelecek mali yıllardan elde edilecek kar­ları, birikmiş zararı azaltmak ve yeterli risk karşılıkları oluşturmak için kullanacağız; bunların hepsini dış yardım almadan yapa­cağız. Bundesbank, birikmiş zarar bildirse bile görevlerini eksiksiz yerine getirebilecek durumda” (05.03.2026, Press release, Bun­desbank). Fed, ECB, BOE gibi zarar eden ya Bundesbank ve Nagel konuyu bilmiyor veya bizde ana akım neoklasik yorumlar. Sigor­ta şirketlerinin muallak hasar karşılığı gibi merkez bankalarının zararı teknik bir mu­hasebe kalemi olarak değerleme hesabında sonraki yıllara taşınır. Para basarak kapatıl­maz, para politikasına etki etmez, vergileri­mizle ödenmez, hazineye yük değildir, kar ettikçe bilançodaki zarar azalır. KKM’nin bittiği yılda, KKM zararını aşan, faizden kay­naklı oluşan zarar için de bu böyle.


© Dünya