Küreselden yerele sürdürülebilirlik raporlaması |
Peyami Safa’nın Fatih-Harbiye romanında bireylerin ve kurumların değişime uyum süreci ele alınırken, benzer şekilde günümüzde dünya ticareti de hızla değişmekte ve yatırımcılar işletmelerin enerji, teknoloji ve çevre alanındaki dönüşüm faaliyetlerini yakından takip etmektedir. Dolayısıyla yatırımcılar yatırım kararı alırken şirketlerin yalnızca geçmiş finansal rasyolarına değil gelecekteki sürdürülebilirlik faaliyetlerine de odaklanmaktadır. Bu dönüşümün tarihi ise esasında 1990’lı yıllarda başlamış, ülkemizde de KGK’ya sürdürülebilirlik raporlaması konusunda yetki verilmesiyle TTK’daki yerini almıştır. Sürdürülebilirlik raporlaması yapmakla yükümlü işletme sayısı henüz sınırlı olsa da işletmelerin küresel tedarik zincirlerine entegre olması nedeniyle yakın gelecekte çok sayıda işletmenin sürdürülebilirlik raporlaması yapması gerekebilecektir. Örneğin TSRS’ye göre raporlama yapmak zorunda olmayan bir şirket, AB’de faaliyet gösteren alıcı firmanın tedarik ağında bulunduğundan sürdürülebilirlik raporlamasını yapmak zorunda kalabilecektir.
Küresel raporlama girişimi (GRI)
Dünya genelinde yaygın olarak kullanılan GRI standartları şirketler açısından gönüllü raporlamaya dayanmaktadır. TSRS’nin yürürlüğe girmesinden önce (2024 yılı öncesinde), Türkiye’de sürdürülebilirlik raporu hazırlayan işletme sayısı oldukça sınırlı olup yaklaşık 70 civarındadır. Bu raporlar genellikle GRI........