Milli parklar milli değil

“Bir oyun oynanır oyalanırız / Or­man değiliz artık milli parkız.”

Şair İsmet Özel’in düzyazısından çıkıp Mazhar Alanson’un bestesiyle hafıza­ya yerleşen bu söz, bugünlerde Türkiye’nin sürdürülebilirliği ile ironik bir bağ taşıyor. Türkiye’nin 50 milli parkı var. 50 milli par­kın toplam alanı 822 bin 522 hektar. Fakat artık, milli parklar ve tabiat parkları, belir­li şartlar altında özel şirketler lehine çok uzun süreli kullanım hakkına konu olabile­cek. Bunu içeren yasa, Dünya’da Irak sava­şı konuşulurken, 12 Mart 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Yani artık Milli parklara aynı zamanda uzun vadeli ekonomik kullanım alanları olarak bakılı­yor. Ancak günü kurtarmak için yürürlüğe sokulan evdeki bu ekonomik hesap yarınla­rın çarşısına uyar mı?

Milli parktan ekonomik rezerve

Bir ülkede milli parklar, adının taşıdı­ğı anlam kadar kıymetlidir. “Milli” diyor­sanız, orada kültürel, geleneksel ve kamu­sal bir emanet vardır. Ama Türkiye’de her şey önce dille başlar. Önce kelime yumu­şar, sonra uygulama sertleşir. Önce “koru­ma-kullanma dengesi” denir, ardından kul­lanım büyür, koruma dipnota dönüşür. Ön­ce “kamu yararı” denir, sonra kamudan çok yatırımcının yararını gözeten bir pratik yerleşir. Önce “istisna” denir, sonra istisna normalleşir. En sonunda da........

© Dünya