Piyasanın “yapısal” jokerini kullanışı: IMF çalışması ne diyor?

“Ben mi yaşlandım yoksa Dünya mı alt-üst olmuş? Ben gideli buralara olanlar olmuş.” İlhan İrem

Bir buçuk yıla yakın süredir Eko­noritmiks, Türkiye ekonomisine ilişkin belirli tespitlerde ısrarcı. Tar­tışılır / tartışılmaz, beğenilir / beğe­nilmez, sevilir / sevilmez, hoşa gider / gitmez, işe gelir / gelmez. Ancak za­man ilerledikçe, uluslararası kurum­ların değerlendirmeleri bu tespitlerle giderek daha fazla örtüşür hâle geli­yor. Bunun nedeni basit: Matematiğin şivesi, rengi, ırkı yoktur. Ortak payda­da yaşar:

1“Fiyatlar Genel Seviyesi” tanımı anlamını yitirdi (“Yaranın Kabuk Tutuşu”, 21 Nisan 2025),

2Özel sektörün fiyatlama davranışı rasyonalitesini kaybetti (“Ağzını Poyraza Açmak”, 3 Ocak 2026),

3Sosyal ekonominin hizmetler sektörü üzerinden fiyat seviye­si ayrıştırmasıyla Alman tarzı “or­do-liberal” ya da Amerikan tarzı ku­ral temelli çerçevelerinin verim dü­zeyine çıkılamıyor (“Çarparken 1 Toplarken 0”, 22 Aralık 2025).

Bu üç kırılmanın ortaya çıkardığı tablo, gündemde “yapısal” etiketiy­le geçiştiriliyor; oysa mesele tek bir yapısal sorun değil, fiyatlama davra­nışlarının, beklenti kanallarının ve ekonomik aktörlerin aynı dili konuş­mayı bırakması. Bu nedenle piyasa­nın kullandığı “yapısal” jokeri, çoğu zaman bir açıklama değil; açıklama­dan kaçış işlevi görüyor.

2000’li yılların başında patlayan Enron skandalı, sistem eleştirisini soyut tartışmadan çıkarıp kurumsal bir kırılmaya taşıdı. Asıl eşik 2008 küresel finans krizinde geçildi. Ang­lo-Saxon dünya net bir tercih yaptı: finans sektöründeki sınır­sız kazanç arayışı sınırlandırıldı, davranış disiplin altına alındı.

Bu tercihin sözcülüğünü The Economist ve Financial Times gibi liberalizmin meşalesini taşı­yan mecralar üstlendi. Dönemin Fed Başkanı Ben Bernanke, kita­bı “Davranma Cesareti”nde süre­ci olayların merkezinden, birinci ağızdan aktardı. Mesaj açıktı: pi­yasa serbesttir; fakat fiyatlama ve risk alma davranışı sınırsız........

© Dünya