Her koyun kendi bacağından asılır: Parçalı tahıl arazisinde Türkiye manevrası

“Kemanınla, gitarınla O güzel şarkılarınla Saçlarıyla, havasıyla Yalanıyla, nazlarıyla” Tanju Okan

ABD Tarım Bakanlığı (US­DA) geçtiğimiz hafta Dünya Arz ve Talep Denge­si raporunu (WASDE) açık­ladı. İç piyasada yine benzer bir refleks oluştu: 2026/27 küresel buğday üretim tahmi­ni, geçen yılın rekor seviye­sinden aşağı çekilince ilk an­da “arz krizi” algısı öne çık­tı. Oysa raporun bütünü daha nüanslı. Güncellenen üretim tahmini hâlâ tarihsel olarak en yüksek ikinci seviyeye işa­ret ediyor. Asıl tartışma, mik­tardan ziyade kalite katma­nında yoğunlaşıyor.

Benzerini geçtiğimiz yıl zeytinyağında da görmüştük. Rekor üretim sonrası rekolte gerilese de uzun dönem orta­lamalarının üzerinde kalan arz felaket senaryolarını doğ­rulamadı. Tahıl piyasasında da artık fiyatlamayı toplam arzdan çok fonksiyonel arz belirliyor.

Şikago’dan Konya’ya: Tahıl artık fonksiyonel konuşuyor

WASDE’deki temel düşüş ABD’de sert buğday üretimin­deki kayıptan kaynaklandı. Kuraklık ve don riski ABD’nin orta bölgelerinde mahsul gö­rünümünü bozdu. Kansas ve çevresi yüksek proteinli sert buğday (HRW) üretiminin merkezlerinden biri. Kurak­lık nedeniyle mahsul görünü­mü ve verim potansiyeli baskı altında. İyi durumdaki mahsul oranı ciddi ölçüde geriledi. Pek çok üretici sigorta şirketleriy­le hasar süreçlerine başladı.

Buna karşın Karadeniz ve Akdeniz havzalarında aynı öl­çüde bir fiyat hareketi oluş­muyor. Kuzey Afrika ve Tür­kiye tarafında güçlü mahsul beklentileri ithalat talebini sınırlıyor. Karadeniz’de ise yüksek proteinli ürün yeri­ne orta kalite segment fiyat­lamayı yönlen­diriyor. Özellikle ,5 proteinli buğdaya yönelim, ,5 protein­li ürünle arada­ki fiyat makası­nın daralmasına yol açıyor. Çünkü yüksek rekolteye rağmen protein kalitesi bazı bölgelerde sınır­lı kalıyor. “Buğday var mı?” sorusu yerini “istenen kalite hangi bölgede mevcut?” soru­suna........

© Dünya