Türkiye’nin yeraltı gücü: Sessiz kalan stratejik hazine
Dünya ekonomisi yeni bir eşikten geçiyor. Küresel ekonomi son yıllarda alışıldık başlıkların ötesine geçti. Enflasyon, faiz ve büyüme verileri hâlâ önemli; ancak asıl rekabet, toprağın altındaki stratejik mineraller üzerinden şekilleniyor Elektrikli araçlardan savunma sanayiine, yapay zekâ altyapılarından enerji dönüşümüne kadar pek çok alan, sınırlı sayıda maden ve elemente bağımlı. Bu tablo içinde Türkiye, çoğu zaman yeterince konuşulmayan ama son derece kritik bir potansiyele sahip.
Türkiye, bor minerallerinde dünya lideri. Küresel rezervlerin yaklaşık yüzde 70’ine sahip olmak, teoride büyük bir jeopolitik güç demek. Bor; camdan savunma sanayiine, nükleer teknolojiden batarya kimyasına kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Ancak kritik soru şu: Bu zenginliği stratejik bir avantaja çevirebiliyor muyuz?
Bugün bor hâlâ büyük ölçüde ham ya da yarı işlenmiş halde ihraç ediliyor. Oysa katma değer, cevherin kendisinde değil; kimyasında, teknolojisinde ve patentinde yatıyor. Dünya, boru “geleceğin stratejik girdisi” olarak konumlandırırken, Türkiye olarak bu kaynağı bir sanayi devriminin merkezine yerleştirmemiz gerekiyor.
Eskişehir başta olmak üzere bazı bölgelerde tespit edilen nadir toprak........
