Akan Zaman, Giden Yıllar Kimliğimizi Aşındırmamalı |
Dünyada kameri, hicri ve miladi gibi birçok takvim var.
Bu takvimler; ay, güneş, yıldızlar veya önemli bir tarihin esas alındığı bir milatla başlar.
Yılbaşı, sadece İsa’nın aleyhisselam doğumuyla kutlamaya esas bir ritüel değildir.
Peygamberimiz Muhammed’in aleyhisselam hicretiyle esas alınan hicri takvimin Muharrem ayı da bir yılbaşıdır.
Modern dünya ve algının ‘haram, eğlence ve Noel’ ile dünya halklarına bir kapitalist çark ve sömürü algısı olarak yutturduğu Miladi Yılbaşı ise maalesef daha çok bilinir ve görünür olmuştur.
Bu takvim, şu takvim… Fark etmez...
Takvim yapraklarının değişmesi, saatlerin aynı yeni bir yıl için sıfırı göstermesi…
Ve taze bir başlangıç hissi…
Müslümanlar açısından her yılbaşı bir muhasebe olmalıdır.
Akan giden zamanı geri getirememenin bilinciyle değerlendirme şuuru olmalıdır.
Müslüman için akan günler, giden yıllar ve eriyen ömür sadece masum bir zaman geçişi değildir. Ve bu böyle anlaşılmamalıdır.
Her zaman akışı sonrası bir muhasebe ile Müslüman geçen günleri bir kimlik, aidiyet ve bilinç meselesi olarak ele almalıdır.
Müslüman yılbaşını kutlamaz, kutlayamaz değildir meselemiz.
Meselemiz kutlamanın bir eğlence biçimi şeklinde değil,........