TEKNOLOJİK KALKINMA İNSANI İNŞA EDER Mİ?
Bugün kalkınmadan söz edildiğinde akla ilk gelenler; daha hızlı makineler, daha yüksek binalar, daha akıllı cihazlar, daha estetik şehirler oluyor. Üretim rakamları artıyor, teknoloji ilerliyor, şehirler büyüyor. Peki, bütün bu gelişmeler insanı gerçekten daha iyi, daha huzurlu, daha adil bir noktaya taşıyor mu? Yoksa sadece daha karmaşık sorunlar üreten bir hız çağının içinde mi savruluyoruz?
İslam, kalkınmayı yalnızca maddî ilerleme üzerinden okumaz. Çünkü insan sadece fiziki olarak üreten, tüketen ve hesap yapan bir varlık değildir. İnsan; aklı, kalbi ve ruhu olan bir bütündür. Bu bütünlüğü göz ardı eden her kalkınma modeli, sonunda insanı yorar, yalnızlaştırır, yabanileştirir ve anlamdan uzaklaştırır.
Kur’an’da insanın yaratılışı anlatılırken, ona verilen en büyük nimetlerden biri akıl olarak vurgulanır. Defalarca “akletmez misiniz?”, “düşünmez misiniz?”, “tefekkür etmez misiniz?” soruları sorulur. Bu sorular, salt maddi bilgi üretimini değil hikmetli düşünmeyi ve asıl gayeyi hedefler. Teknoloji, bilgi üretir; hikmet ise o bilginin ne için ve nasıl kullanılacağını belirler. Hikmetten kopmuş bir teknoloji, insanlığın hizmetkârı olmaktan çıkar.........
