MERHAMET KAYBOLURSA MEKTEPTE HUZUR KALMAZ |
Okul saldırıları ve tırmanan gençlik şiddeti, aslında yıllardır görmezden gelinen derin bir toplumsal çürümenin en somut ve acı verici dışavurumudur. Bugün karşımızda duran ve "canavar" olarak nitelendirilen bu çocuklar, bir gecede bu hale gelmedi; aksine ailelerin ilgisizliği, eğitim sistemindeki öğretmen otoritesinin kaybı ve popüler kültürün sıradanlaştırdığı şiddeti kutsayan diliyle, ilmek ilmek işlendi. Özellikle son yıllarda bazı diziler ve rap şarkıları aracılığıyla pazarlanan "çete" algısı; şiddeti ve suçu tamamen romantize eden ve faillerini kahramanlaştıran kavramlara dönüştürdü. Gençlerin gözünde devletin hukuku veya okulun kuralları "eziklik" olarak görülürken, elinde silahla dolaşan veya yasa dışı gruplara dahil olan figürler gerçek güç timsali haline getirildi. Sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde, özellikle Telegram gruplarında bu çocuklar sadece birbirlerini zehirlemekle kalmıyor, şiddeti bir oyun gibi içselleştiriyorlar.
İşin en acı tarafı ise bu çocukları hayata hazırlaması gereken sac ayaklarının tamamen çökmüş olmasıdır. Aileler, "çocuğum özgür olsun" ya da "aman üzerine gitmeyeyim" diyerek evlatlarını adeta ruhsuz bir varlık gibi denetimsizce sokağa ve dijital dünyaya salmış durumdalar. Kendi çocuğunun kimlerle konuştuğunu, neye özendiğini, hangi karanlık........